| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Krallar ve köleler
Her ikisini de seçebilecek durumda olsaydınız tabi mi
olurdunuz yoksa hükmetmeyi mi tercih ederdiniz? Ne
zaman birbirine karşıt deneyimler yaşayan insanlar
görsem içimden bu soruyu sormak geliyor. Krala "Köle
olmak ister miydin", ya da köleye "Kral olmak ister
miydin?" demek gibi...
Kölenin zalim olmadığını onu kral yaptıktan sonra
anlayacağız. Kralın, ruhunun derinliklerindeki
merhamet kırıntılarını onu köle yaparak toplayacağız.
Böylece "Kimi insanlar doğuştan köle, kimileri de
doğuştan asıldır" iddiasının ne yaman yanılgılar
içerdiğini idrak edeceğiz. Aslında asil olduğu ileri
sürülen herkesin biraz köle, köle addedilen herkesin
de biraz asil olduğunu deneyimleyeceğiz.
Geçen gün iş aramak için yine yollara düşmüştüm. Queen
Mother (Kraliçe Elizabeth'in annesi Elizabeth Bowes
Lyon) in ölümünden ötürü düzenlenen tören nedeniyle
Trafalgar Meydanı'ndan sonrası trafiğe kapanmış.
Mecburen otobüsten indim. Binlerce insan Westminster
Hall ve St James's Palace çevresini kuşatmış. Scotland
Yard'ın bulunduğu caddeden insanlar akın ediyor hala.
Etrafta güvenliği sağlamak için görev yapan geleneksel
kıyafetlı, atlı polislere baktım. Bu İngilizler ne
kadar da gelenekçi, hatta doğmacı insanlar.
Bütün dünyada trafik sağdan akar, İngiltere'de soldan.
Üstelik bir de "güneşin batmadiği ülke" olarak
sömürgelerini de etkilemişler bu konuda. Gelişmiş
ülkeler, federal yönetimi, başkanlık sistemini, üniter
yönetimi ya da kabine sistemini benimsemişken
İngilizler hala temsili de olsa monarşi geleneğini
koruyorlar. Monarşi bir sistem olarak hayatta. Bunun
da ötesinde ülkede Winsdor Hanedanlığı'na duyulan
saygıyı kelimelerle ifade etmek güç.
1900'ların ortalarına kadar Büyük Britanya Kralları,
yalnızca İngiltere'yi değil, Hindistan, Avustralya,
Kanada, Güney Afrika ve Yeni Zelanda dominyonlarının
yönetimini de elinde bulunduruyordu. Bu, bir zamanlar
günesin batmadığı ülkenin insanlarındaki yönetme
dürtüsünü gözler önüne seren yeterli bir kanıt. Ama
kendi içlerindeki geleneksel hiyerarşi gözönüne
alınırsa yönetilmekten, daha doğrusu hükmedilmekten
zevk aldıkları da söylenebilir.
Queen Mother'ın ölümünden sonra tüm trafiği felce
uğratan tören bunun bir kanıtı değil mi? The
Independent, "Binlerce insan Queen Mother'a saygısını
sundu" diyor. Medya Ada'daki 'tendency'i (Eğilim)
bildiği için BBC'de Queen Mother belgeseli dahi
yayınlandı. Tevizyonlar törenleri -Ortadoğu'daki
karışıklığa- rağmen birinci haber olarak verdi.
Gelenekçi ingilizler...
Kalabalığın arasından çıkıp yolumu -kaybetme pahasına
da olsa- değiştirmeye karar verdim. Burada toplum
polislerinin en fazla yaptiği iş adres tarif etmek.
İçlerinden birine Victoria'ya nasıl gidebileceğimi
sordum. Uzak olduğunu biraz yürüyüp metroya binmem
gerektiğini söyledi. Laf olsun diye işlerinin yoğun
olup olmadığını sordum bu kez.
Onümüzdeki kalabalığı eliyle gösterip, "Birkaç gündür biraz yoğundu, ama bundan sonra
olmayacak" dedi gülümseyerek.
Tören birazdan başlayacak. Yönetilenler yönetenler
safındaki bir ölüyü kutsayacak. Benim işime bakmam
lazım. Hala bir iş bulamadım. Oysa öyle çok istiyorum
ki çalısmayı...
İcimdeki tabi olma dürtüsü mü kabardi yoksa?
8 Nisan 2002
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|