| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Dünya erkeklerini kullanma günü
Kadın buraya ait değildir. Bizim dünyamızın öznesi değildir kadın.
Yeryüzünden olabildiğince uzak diyarlara yönelen, salt arzu yüklü kötücül bir varlıktır o. Kötücül olması; kötülüğün pratisyeni olmasından, kötülük yapmasından ileri gelmez. Tam tersine bütün varlığıyla kötülüğe yöneldiği halde onu başka özneler (erkekler) üzerinden keşfetmeye çalışmasından kaynaklanır. Havva'nın kendi koparabileceği elmayı, Adem'e koparttırması gibi...
Kadın farkında olmaksızın kötülüğü sever. İyilik, yalnızca kötü hedeflere ulaşma savaşında gerçeği gizleyen bir perdedir onun için. İyi erkeklerden öğrenip, kötü erkeklere aşık olurlar. Bir kadın size, "Sen iyi bir adamsın" diyorsa hiç şansınız yoktur. Erkekliğinizin yeni bir yenilgisi olarak hanenize yazabilirsiniz o kadını.
Kadın farkında olmaksızın şeytanı sever. Kötülüğün yabancı olduğunu bilir çünkü. Kötülük; keşfedilmemiş, bakir bir cazibe mekanı ve zamanıdır onun için. Onun şeytanla bilinçsiz koalisyonundan uzak duramazsınız kimi zaman.
Kadın yasakları sever. Buraya ait olmayan uzak cennetlere seyahat etmek en büyük ütopyasıdır onun. Peki kim taşıyacak onun ağır ruhunu oraya? Kim verecek cennete giriş vizesini?
Sahi, az kalsın unutuyordum. Özel 'gün'ler 'ne gün'e duruyor? Üç gün önce 8 Mart/Dünya Kadınlar Günü'nü idrak ettik. Onların bizden istedikleri vizeyi alabilmeleri için en uygun günlerden biri.
8 Mart; Dünya Erkeklerini Kullanma Günü olmasın sakın?
Üç gündür gazeteleri daha can alıcı gözle takip ediyor, köşe yazılarını daha bir dikkatli okuyorum. Baştan aşağı bir kaos. Erkek yazı işleri müdürlerinin, yayın yönetmelerinin, köşe yazarlarının yarattığı bir 8 Mart kaosu...
Tanrı; zayıf bir erkeğin kadın karşısında oynadığı, oynamak zorunda kaldığı rolün senaryosunu yazmayı kimseye nasip etmesin. Uslanmaz hayal gücüme rağmen ben beceremem böylesi bir senaryoyu yazmayı. Becermek de istemem.
8 Mart için ne senaryolar yazmışlar bir görseniz:
"23. Kromozomun Güzel Farkı."
Türkiye'nin -bayramda röportaj yapılmayı gerektirecek kadar önde gelen Yayın Yönetmenlerinden biri- 8 Mart'ın manasını 'fizyobilimsel' temellere dayandırırken kromozom şifrelerini kullanıyor. Chicago Havalimanı'nda aylak aylak dolaşırken gördüğü 'Genome' adlı kitapta insanın 23 çift kromozomunun kadın ve erkeğe nasıl üleştirildiği anlatılıyormuş. İlk 22 kromozomda sıradışı birşey yokmuş. Ama 23. kromozom, kadınla erkek arasındaki yapı farkını ortaya koyan bir 'biyo-temel' imiş.
Kadınlar erkeklerden daha cesur, daha iyilermiş! Yazarımız, aslında kromozomların büyüklükleri arasındaki farkın, daha güzel karakter farkları haline gelmesini istermiş! Her erkek gibi kadınları daha çok sevmesinin nedeni de kadının bu güzel farklılığı iddiasından kaynaklanırmış!
Son olarak şöyle bağlıyor Yazar, Yayın Yönetmenimiz:
"O nedenle 8 Mart/Dünya Kadınlar Günü'nün en şiddetli taraftarlarından biriyim."
Bakın kendisi itiraf ediyor 8 Mart/Dünya Kadınlar Günü'nün neden şiddetli bir taraftarı olduğunu. 23. kromozomun güzel farkı, onu böylesi özel bir günü kadınlar adına savunmaya itermiş! Aslında kadınla erkek, bu günde militan bir felsefeyle eşit olarak algılanmamalıymış! Tam tersine kadınlar özellermiş ve bu günde özel olduklarını daha fazla hissetmelilermiş!
Kadınları etkileyebilmek için 23. kromozom öğretisinden 8 Mart figürüne kadar geniş bir biyolojik ve sosyolojik yelpaze içinde kullanmadığı bilimsel, anti-bilimsel materyal kalmıyor sayın yazarın. Hedef çok belirgin aslında. Kadınlar üzerinde iktidar oluşturmak, onları ele geçirmek, onların tinlerinde hayranlıklar yaratmak.
Bir erkek, yalnızca bir kadının kendisine aşık olmasını istemez. Milyonlarca kadının kendisine hayran olmasını ister. Bu, onun için yeryüzündeki en kutsal savaşımdır. İşte bu savaşımda -kadınlara ait olanlar da dahil olmak üzere- her silahtan yararlanır.
Ama aslında savaşı yürütürken kadınlar tarafından verilmiş kodları kullanır. Kadın, 23. kromozomunu iğdiş eder erkeğin. Kendisi için savaşılmasını sağlamak adına erkeğe ikonlar sunar. Aşk da bunlardan biridir. Erkek de bunun farkında olmaksızın enayice savaşır. Savaşım sonunda kendi kopardığı elmayı yiyecek olanın kadın olduğunu bilmeksizin savaşır.
'Türkiye'nin en büyük yayın yönetmenleri'nden biri de kutsal bir savaşım yürütüyor. Ne diyelim. Kolay gelsin.
Diğer taraftan 'Türkiye'nin en iyi gazetelerinden biri' de, 8 Mart/Dünya Kadınlar Günü'nde -Türkiye'de politik başarının yalnızca halkın gözünde kabul görmekle ilgili olmadığını ispatlayan- liderlerimizden birinin eşini konuşturmuş.
'Hanımlar Haydi Görev Başına' diyor 'Hazrete.'
Aslında bunu söylerken 8 Mart'ın Erkeklerden Taviz Koparma Günü olduğunu biliyor. Hoş! Kendisinin tavize pek de ihtiyacı yok. Hemcinslerinin çoğuna göre lüks içinde yaşıyor. En azından birtakım maddi değerlerle yalnızca 8 Mart'ta değil, yılın pek çok gününde gönendirildiği aşikar. Varoşların çileli kadını gibi, kendi adına hak aramaya gereksinim duymuyor. Bununla ilgilenmiyor da zaten. Yalnızca hemcinslerini görev başına çağırıyor.
'Mutlu azınlığın kadınları', 8 Mart'ın özel bir gün olmadığını biliyorlar. Marble Arch'ta
bir otelin restoranında kocasıyla ya da sürekli değiştirdiği sevgilileriyle her hafta yemek yiyen İngiliz soylu kadınının 8 Mart'a ihtiyacı yok ki. Tıpkı çok güzel bir kadının yüksek zekaya ihtiyacının olmaması gibi... Ona; yalnızca cazibeler ve mucizeler evreninin adresini verecek bir sezgi yeterli. Dedektör gibi bir sezgi... Ona, sömürebileceği bir erkeğin tespitini veren empatik güç...
Kadının yaptığı en büyük iş, hep ezilen olduğunu kabul ettirmektir.
Yine kadının yaptığı en büyük iş, yeryüzünü erkeklerin yönettiğine herkesi inandırmaktır. Erkeklerin bunu duyunca gururla sırıtacağını bilirler. İktidar duygusu işte. Bilirsiniz.
Ve bu sırıtış, erkekleri biraz daha fazla kullanmalarına vesile olacaktır.
Özel günler yaratırlar. Tıpkı aşkı içeriğinden soyutlayıp bir Tanrıya dönüştürdükleri gibi...
Yeryüzünde mülkiyetin yüzde 99'unun erkeğe ait olduğunu ileri sürerler. Bunu söylerken mülkiyet kavramının kendisine değil, erkeğin mülkiyetine karşı çıkarlar.
'Biz ötekileriz' derler ama yeryüzünde kaybetmeyen ilk ve tek 'ötekiler' de onlardır.
'23. Kromozomun Güzel Farkı' diye yazılar yazdırırlar. Ama yine de erkeklerin istediği iktidarı onlara sunmazlar. Sadece sunarmış gibi yaparlar.
Başka dünyalara gidip, başka yabancılıklar keşfetmek isterler. Yanlarına bir erkek alıp yolculuklara çıkarlar. Yolu tek başına katedemeyeceklerini bilirler çünkü.
Şeytana aşık olup sonra terked(er)ilirler. Hemen ardından yeni bir aşk -yeni bir erkek bulup- onun üzerinden eski terked(er)ilişlerini unuturlar. Aşk acısını -o ağır taşı- tekbaşlarına taşıyamayacaklarını bilirler çünkü. 'Yeni erkeklerini', 'eski şeytanlarını' unutmak için kullanırlar. Unutmayı severler ve başarırlar da... 8 Mart'ı da unutuyorlar aslında. Ve erkekler hatırlatıyor onlara Dünya Kadınlar Günü'nü...
Kadınlar buraya ait değildir. Bizim dünyamızın ve de bizim zamanımızın öznesi değildir onlar. Bedenleri burada ama ruhları başka dünyalarda, başka zamanlardadır çünkü.
Kadın yasakları sever. Buraya ait olmayan uzak cennetlere seyahat etmek en büyük ütopyasıdır onun. Peki kim taşıyacak onun ağır ruhunu oraya? Kim verecek cennete giriş vizesini?
Dedik ya. Özel günler ne güne duruyor? Daha üç gün önce 8 Mart/Dünya Kadınlar Günü'nü idrak ettik. Ya da Dünya Erkeklerini Kullanma Günü'nü...
Nerede bir sonraki özel tarih?
Takvimi çevirin.
Çevirin takvimi...
11 Mart 2002
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|