d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!

SEVGİLİM HAYAT
Fadime Özkan
FADİME ÖZKAN
faozk@yahoo.com

Kurgu intikamını alıyor sayın seyirciler!

Yıllarca, çizgi filmlerin çocukların gerçeklik duygusunu zedeleyip zedelemeyeceği hatta yok edip etmeyeceği tartışıldı. Yükseklerden aşağılara düşüp de tek parça kalabilen, üzerinden silindirler geçse ve yamyassı olsa da bir sonraki sahnede bedeni asıl formuna kavuşan çizgi film kahramanlarının çocuk zihinlerini yanıltacağından, hayal ürünü kurguların, gerçeğin yerini alacağından korkuldu. Ama işte, ya çizgi filmlerle büyüyen çocuklar büyümeden yetişkin olduğu için, ya da aslında kimse gerçekten yetişmiş/büyümüş olmadığı, hep çocuk kaldığı için karıştı gerçek olanla kurgu olan. Oyunun kendisi gerçek, gerçek oyun oldu.

Bitimsiz bir oyunun içindeyiz ey okuyucu! Roller dağıldı, aklımız çelindi, zihnimiz kaydı ve gerçek buharlaştı. Kurgusal bir neşenin, güven kılığına bürünüp gelen toplumsal şizofreninin dibinde avutulmakta/uyutulmaktayız.

Şimdi buradan bakınca, Yeşilçam filmlerinde, siyah-beyaz televizyonlarda izlediklerine inanıp galeyana gelenler nasıl da masum görünüyor değil mi, büyük sahnenin kirli oyunlarının yanında? Küçük arabeskçiler etrafında koparılan ‘bu çocukların hayatları acıyla kurgulanıyor, yazık oluyor’ tartışmaları nasıl da kıldan tüyden kalıyor mesela.

Dizilerin sevimliliği elinden alınmış ‘havuç kafa’larının küçük olduğuna, reklamların popoları parlatılmış bebeklerinin temizliğine, annelerinin topuklu ayakkabılarını giyip makyaj malzemeleriyle yüzlerine resim yapan cici kızların saflığına inancımızı yitirdik. Olan bitene, olup biterken gösterdiğimiz ölçüsüz coşku, bugün cinnet sınırına dayanmış olarak çıkıyor karşımıza ve coşkuyla cinnet arasındaki farkı fark edemez halde, aynaya bakacak yüzümüz kalmadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz işte.

Hadi itiraf edelim, rahatlayalım; ninnilerle, masallarla avutulmaya alışmış büyüklerin şifahi kültürle bağının çoktan koptuğu bilinse de, gösteri kültüründen bu denli etkilenip seyiri hayat, hayatı seyir kılan atmosferde akıllarının da buharlaşacağı akla gelmeyen bir durum değildi. Peygamberlerini unut(tur)mayı seçen modern hayat gümbür gümbür inse de tepemize, vicdan sahibi entelektüelleri de oldu bu çağın, olacakları haber veren. Görsel ve işitsel bolluğun insan zihnini önce delik deşik edip sonra da o boşlukları kurgusal olanla bir güzel yamayacağını, gün gelip geride yamadan başka bir şey kalmayacağını, sahtenin sahici olanın yerini alacağını öngörüp çığlık çığlığa söylemediler mi bunu bize? Söylediler. Söylediler ama kalabalığın temposuna, gürültüsüne ayarlı kulaklar o kadar meşguldü ki, bir süre sonra inlemeye dönüştü o çığlıklar, üstelik megafonları bile yoktu ellerinde bu çıplak uyarıcıların.

Uyarıcıların da uyandıramayacağı bir derinlikte oynanıyor artık hayat. Türk filmlerinde izlediği kötü adamları yolda görüp papuçlarıyla, çantalarıyla kovalayan komşu teyzelerin safiyane doğruluğu değil ki, bugün yaşanan. Durum kritik, travma kronik.

Bugünden geriye doğru saysak bir yıl bile etmeyecek bir süre içinde hayatla oyunun, kurguyla gerçeğin karıştırıldığı ne çok vaka yaşadık sayın seyirciler. Hadi, filmi beraber geri alalım:

1. "Bu bir mafya dizisidir" ikazıyla yayınlanan Kurtlar Vadisi: Dizide Çakır kod adıyla 'Türkiye seninle gurur duyuyor'luk bir simge ismi; Alaaddin Çakıcı’yı canlandıran Oktay Kaynarca, kendini rolüne öyle bir kaptırdı ki; gerçeğe ancak “öldürülerek" aydı. Ama kurguya teslim olan sadece o değildi ne yazık ki. Gazetelere ölüm ilanı verip gıyabi cenaze namazı kılan ve ardından mevlit okutanlar sayılamayacak bir yekun tuttu.

2. Aynı anda bir çok kanalda birden gösterilme ‘başarı’sına erişen Çocuklar Duymasın: Dizide Meltem adında iki çocuk annesi mazbut bir kadını canlandıran Pınar Altuğ, hayatını rolünün dışına taşırınca olanlar oldu. Gerçek kadın Pınar, kurgu kadın Meltem gibi yaşamadığı için dizinin senaristi tarafından ‘uzaklar’a gönderildi. Sonuç: Meltem’in fendi Pınar’ı yendi!

3. Entelektüelden sokaktaki vatandaşa kadar herkesin ‘ilgi’yle izlediği Asmalı Konak: Dizinin hemen hemen tüm kahramanları bir süreliğine de olsa, izleyicinin buyruğu üzerine kendileri olmaktan alıkonuldular. Maço tavırlı Seymen Ağa’yı canlandıran Özcan Deniz’in incemsi sesiyle ağlak aşk şarkıları söylemesi fanatiklerini hayli üzdü. Adam ekmeğini şarkıcılıktan değil oyunculuktan yemeğe zorlandı.

4. Ekranların akıllara ziyan garabet ötesi programlarından Ben Evleniyorum: Bir oyun, yarışma olarak başlayan zorlama ilişkilerden, bir adet oyuncak evlilik çıktı ya da son evde görüldüğü üzere çık(a)madı ve çoğunluğunu kadınların oluşturduğu kitleler gama, kedere boğuldu. Bir önceki evde hediyeleri hesap edip, kaybetmektense evlenmeyi tercih eden Ati ile Şebnem evcilik oyunlarını bir bebekle gerçek bile kıldı. Son evin başımıza doladığı Tülin’le Caner ise oyun evinden evlenemeden çıktılar ama, ne gam. Onları birbirlerine pek yakıştıran izleyicilerin ısrarı ile evciliklerini gündüz programlarında sürdürüyorlar şimdi. Gelinlik damatlık giyip birbirlerine pasta yediriyor, dansa kaldırıyorlar. Düzenlenen göstermelik kına gecelerine Türkiye’nin dört bir tarafından koşarak icabet eden seyirci teyzeler, heyecandan titreyen elleriyle altınlar takıyor ikisinin de yakasına, Tülin kahve pişirip dantel örtülü tepsiye koyduğu fincanı Caner’e ikram ediyor diz kırıp eğilerek. Oyun, yoğun istek üzerine devam ediyor. Ne yapacaksın, Türkiye bu oyunu seviyor.

5. Kalabalıkların gücü adına hüküm süren ‘acımam elerim’ programı Pop Star ve türevleri: Bu yarışmalar sayesinde tanış olduğumuz, ‘kimse’ olmaya çabalayan kerameti imajından menkul starcık adayları, ekranda gösterdiklerinin dışında bir hayatları olduğunu unutmak istiyor, zaten kimse de kabul etmek istemiyor gerçeği. Hayalinin peşinde koşan çocuklar kendilerine biçilen fistanlara öyle çabuk alışıyor, ekrana yansıyan görüntülerinden öyle çabuk sarhoş oluyorlar ki; en az onlar kadar starının peşinde koşan seyirci de şaşırıp üzülüyor parıltılı elbiselerin gerçeğin keskinliğiyle paralanmasına.

6. (Gerçi şimdi ele alacağımız madde bir yıldan yaşlı ama, saymadan geçemeyeceğim ben, izninizle): Uğur Dündar’ın sanırım TRT’de başlattığı program formatı; İşte Hayatınız, Yasemin’in Penceresi ve diğerleri: Programa konuk olan, ‘topluma mal olmuş’ ünlü kişi, o vakte kadar kurgulayıp sunduğu hayatının dışında gerçek hayatından koparıp unutmaya terk ettiği parçalarıyla, kişileriyle, olaylarıyla milyonların önünde yüzleştiriliyor. Gösterilenle ‘şok’ olan/zaten olması beklendiği için öyle kurgulanan program sonrasında ünlü kişinin hayatı topluma/medyaya bu kez gerçekten ‘mal’ oluyor.

7. Bilimum 'İtiraf' programları: Milli felaketlerimizden Reha Muhtar’ın başını çektiği pornografi ustalarının yaptığı, itirafa, teşhire ve gözetlemeye ama özellikle didiklemeye dayalı programlarda ‘itiraf’ eden ister ünlü olsun ister ünsüz, gizlenmiş gerçek açıklandığı dakikada gerçek olmaktan çıkıp kurgusal bir atraksiyona dönüşüyor. Safrası kusulan hayat, pis bir oyun oluveriyor.

8. (Atladığımız vakalar olmuştur mutlaka. Boşlukları siz doldurun lütfen.)

İş, çocukları tehdit eden çizgi film boyutlarını çoktan aştı işte, büyükler ve hayat tehlikede şimdi. O yüzden, kağıt üzerinde tasarlanıp ekran yüzüne yazılan karton hayatlar, yavaş yavaş hayatın ‘oyun’ alanına akıyor, zihnimiz kayıyor, aklımız karışıyor sevgili seyirciler. Kurgu artık gerçeğe galebe çalıyor.

Truman oyuna uyanmış ve çemberden çıkmayı başarmıştı ama ya biz? Siz? Yoklayın bakalım hayatlarınızı, zihinlerinizi, etrafınızdaki çemberi. Gerçek misiniz? Oyunda mısınız yoksa?

23 Nisan 2004

• Yazarın diğer yazıları...

Bosna: Kızkardeşimiz
Gevok ne yapsın?
Cezayir Sokağı, Fransız kolonisi mi?
Kurgu intikamını alıyor sayın seyirciler!
Gözlerine yağmur mu değdi?
Medyatik şifzofreni yahut haberler ve reklamlar
"Ben Ötekidir"
Biri bizi oynatıyor
Yüzün dirilişi
Müslüm Baba damar arayışında
Beni öldürmeyen şey beni uyandırır
Cılk yaraların çocukluğu
İtiraf et, rahatlayacaksın!
Nuri Alço: Gazoza atılan ilaç

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Gözün ile değil, yüreğinle hüküm ver. - Kızılderili Atasözü

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby