d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Daha fazla kitap için tıklayın!

SEVGİLİM HAYAT
Fadime Özkan
FADİME ÖZKAN
faozk@yahoo.com

Gözlerine yağmur mu değdi?

Unuttun mu yoksa, hani ilkbahardı. Bir sabahtı. Ilık damlalar düşüyordu yüzümüze, ıslatıyordu. Sanıyordum ki; yeşildi damlalar. Ya öyle yeşil damlatıyordu Rabbim onları, ya yolda üşenmiyor melekler boyuyordu hepsini birer birer.

Kasketinin altına gizlenmiş yaşlı bir amca vardı, köşedeki bakkaldan çıkıyordu. Ona bir şey sorduk, adres mi ne? Şımarıktık. İçimizdeki saklı çocuğa uymuştuk.

Nerden bulduk bilmem, bir şemsiyemiz oldu o ara; birdenbire! Sığındık altına, sığıştık. Kıkırdadık. Ah neyse ki tez farkettik yanlışımızı, yağmurdan kaçmak olur mu ki!

Arnavut kaldırımları ıslanmış, parıldamıştı. Menekşelerin, zambakların, gülfatmaların arasına marul, maydonoz ekilmiş bahçeleri vardı evlerin. Çoğu tek katlıydı. Sokakta bizden ve bi saçak altı arayan kedi köpeklerden başka kimsecikler yoktu. Tüllerini aralayıp bakanlar oldu. Sen kızdın ama ben tutamadım kendimi, el salladım onlara.

Kıyıya gittik, denize düşen damlaların neler yaptığını görmeye. Aman bir telaş, bir telaş. Küçük küçük mantarlar çıkıp çıkıp batıyordu denizin yüzünde. Halkalanıyor, el ele tutuşuyor sonra sakinleşiveriyorlardı. Sen de farketmiş miydin, deniz yemyeşildi.

Bir şairin izinden gidiyorduk. Bir köye varmıştı yolumuz. Çamurlara batmak güzeldi. Bahaneydi aslında hepsi.. paçalarımız kirleniyordu ama, bana neydi.

Yorulduk, kilisenin yanındaki köy kahvesinde soluklandık. Omuzuna havlu atmış kahveci demli çaylar getirdi bize. Televizyon açıktı, arada bir gözümüzü oraya çeviriyor, sigaralarımızı teneke kül tablasında eziyorduk.

Sen susmuyordun. Sen de bir şey var diyordun, ne çok şey. Ne diyordum ben de, bende ne var. Gözlerin var diyordun. Ellerin var, sesin var, sonra gülüşlerin. Rüzgarlı eteklerin var mesela. Gülüyordum. Gözlerini kısıp, sen kendini prenses mi sanıyorsun diye soruyordun.

Değince gözlerimiz birbirine, sanıyorduk ki dünya durdu, hayat sustu, söz bitti. Gözlerinin önünde kırmızı ışıkta geçip çıldırttığın trafik polisine, o güzel başını uzatıp arabanın camından, ne de güzel demiştin: Kusura bakma. Aşığız da biz!

Bakmak için birbirimizin gözlerine, sebeplere ihtiyacımız yoktu. Hem niye olsundu ki? Aşıktık biz. Aman Allahım; daha ne olsundu?

İstanbul'a dönerken MFÖ çıktı bir ara radyoda. Haber verdiler, bu sabah yağmur var İstanbul'da deyip güldürdüler bizi. İşte o zaman, sana baktığımda birdenbire farkettim ki, gözlerin yeşildi senin! Hep mi öyleydi, yoksa yağmur değdi de öyle mi oldu, ben bunu hiç bilemedim.

26 Temmuz 2003

• Yazarın diğer yazıları...

Bosna: Kızkardeşimiz
Gevok ne yapsın?
Cezayir Sokağı, Fransız kolonisi mi?
Kurgu intikamını alıyor sayın seyirciler!
Gözlerine yağmur mu değdi?
Medyatik şifzofreni yahut haberler ve reklamlar
"Ben Ötekidir"
Biri bizi oynatıyor
Yüzün dirilişi
Müslüm Baba damar arayışında
Beni öldürmeyen şey beni uyandırır
Cılk yaraların çocukluğu
İtiraf et, rahatlayacaksın!
Nuri Alço: Gazoza atılan ilaç

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Bir adam köprü kurar, bin adam geçer. - Özbek Atasözü

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby