| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Yüzün dirilişi
İnsan insanın aynasıdır. Bakınca karşındakine, kendini görürsün biraz da. Sende olan da olabilir karşıki yüzde, olmasını istediğin de. Ama olmasından korktuğun, sakınıp kaçtığın da. Bu yüzden işte, iki insanın gözleri değince birbirine, açılır ruhlar karşılıklı olarak. Bazılarında engin bir dünyada gezinir, bazılarında karanlık bir kuyuya düşersin. Çekersin gözlerini. Yaklaşmazsın. Karşındakinin gözlerini görebildiğin, gerisini seçebildiğin müddetçe bu böyle.
Bazense bir perdeyle karşılasırsın. Bir maskeyle! Ne gözlerini, ne yüzünü seçemezsin. Gizlenmiştir. Maskeyle karşılaştığın anda bakışların sana geri döner, anlamsızlaşır ya da yitip gider boşlukta. İzini kaybedersin. O maskelidir, sen çıplak! Şaşalarsın. Zihnin karışır, duyguların da. Başın döner, adımın kararsızlaşır. Belki de tökezleyip düşer, yaralanırsın.
Sezdiğin nedir? Bir hinlik mi? Yoksa hiçlik mi? Hangisi daha kötüdür ya da ürkütücü? Hepsi birdir toplamında, bir başdönmeleri dünyası.
Belki karşındaki de senden korkmuş, bundan maskelemiştir kendini. Kapalı olan sensindir. Gözlerini kuyu gibi taşıyan.
Dönersin kendine, bakarsın. Gözlerine. Kendini kendine açtığında en diptekini dahi görebiliyorsan ve korkmamış ve yüzünü buruşturmamışsan gördüklerinden, tamamdır şimdi, çıplaklığın meşrudur. Maske gereksiz.
Şaşırma artık ama, yine de kaç maskelenmiş bir yüzden. Yüzünü bir maske gibi taşıyandan. Senin açtığına cesareti olmayandır o. Gizlenmek isteyen. Görünmek, bilinmek istemeyendir. Kendiyle yüzleşemeyen. Yüzleştiğiyle başedemeyen. Kaç ondan.
Kaç artık ondan. Bakışların işlemez zira. Ulaşamaz menziline. İlerlemez. En fazla, plastiğine bulaşır, bir boşluğa ilişir belki, en değerli olan. Uzun kalmaz orada da, kalamaz. Düşer parçalanır sana ait olan.
Yapay olan hakiki olana galebe çalar, maskeli yüze zavallı bir galibiyet sırıtışı yayılır. Sen yaralarını bile açıp tek tek gösterirken o, boyanmış plastikten yüzünün ardına daha bir sığınır. Kalınlaşır maskesi, gözlerindeki kuyu derinleşir. İçin acır. O, biraz da sensindir, çıkarıp attığın, arındığın sen. Artık kaçamazsın.
Dipten bir çığlık yükselir, ruh direnir, sen duyarsın o duymaz. Sen uyarırsın, o bilmez. Aksine, seni kuyunun başına çağırır, eğil der, eğil bak ben de olana.
Yoksa yanlış mı gördüm, su-i nazar mı ettim şüphesidir seni çağrıya uyduran. Ya da düpedüz hüsn-ü niyet. Gönlün çıplak gidersin çağrıldığın yere. Çokça cehennem tasvirleri gibidir gördüğün. Korkutucu, ürperten.
Kuyuyu kapat, doldur toprakla, çabuk! Derinleşiyor yoksa, derinleşiyor geriye kabuktan başka bir şey kalmamacasına. Beni yutmasın, seni de. Kurtar kendini, sana baktıkça titreyen, ayakları altından yeri çekilen beni de. Kabuk esniyor, dönecek tersine. Maske de eriyor çabuk, Dorian Gray ölüyor!
Ayna gerek şimdi. Bir ayna. Maskesiz yüzleş kendinle. Bak! korkma. Ayıkla içindekini, kötü olanı kaldır at. Elbet bulaşır ellerine, ağlatır. Ağladıkça akıtır, yur. Zayıf yerinin üstüne git. Git ve tanı, neden zayıf? Ve besle illaki, oldur. Maskeyi unut. İçini onandır önce, sonra yüzünü. Zorla, dene ve bil kendinde olanı. Eğriyse eğridir, doğruysa doğru. Sen busundur, sana bakan bunu görecek. Korkma artık, "Kendinden yassılmış olanı hangi kuvvet yıkacak?"
12 Ağustos 2002
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|