d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Daha fazla kitap için tıklayın!

SEVGİLİM HAYAT
Fadime Özkan
FADİME ÖZKAN
faozk@yahoo.com

Nuri Alço: Gazoza atılan ilaç

Bu ülkenin insanları onu 1980'li yıllarda çevrilen Türk filmlerinde tanıdı. Bedene oturan, kruvaze erkek takım elbiselerinin moda olduğu yıllardı. Kadınlar saçlarını kuş yuvası kestirip, geniş vatkalı elbiseler giyerlerdi. Bu elbiselerin, kalçaların üstüne doğru gelen kocaman fiyonklu geniş kuşakları, tiril tiril etekleri olurdu. Ayaklarda, fiyongun ille de uygun bir yere iliştiriliverdiği yumurta topuklu ayakkabbılar...

Sokaklarda Murat 124'lerin, 131'lerin hâlâ büyük bir cakayla dolaştığı, az sayıdaki evde bulunan siyah / kırmızı / krem renkli ağır ahizeli telefonların komşu kadınların kıskançlık duygusunu habire kaşıdığı, sadece cumartesileri yayınlanan Türk filmlerinin heyecanla beklendiği TRT'nin TRT olduğu yıllar... İhtilal olmuş, sokaklarda akan kanın ve çekilen acıların adı ve yatağı değiştirilmiş... Basın "ne güzel yaptınız paşam" şakşakçılığını kimselere kaptırmıyor. yağşekerunneararsanbulunuyorartık devri başlamış; herşey güllük gülistanlık. İhtilal sindirmiş ve sin-di-ril-miş...

Bu yıllar, sinema salonlarına akın bir yana, videonun saltanatını ilan ettiği yıllar aynı zamanda... Her mahallede bir milyoner yaratma projesi meyvelerini vermeye başlamış, hemen hemen her mahallede bir ya da iki evin misafir odalarındaki vitrinlere, üzerlerine dantelden, iğne oyalarından örtülerin serildiği video teypler kurulmuş. Mahalleli cümbürcemaat eve dolmuş. Ortama gürültülü bir neşe hakim. Taa ki o ekranda görünene kadar.

Üç dört düğme açtığı gömleğinden çıkan kıvırcık kılları ve seyrek ama kabarık sarı saçları, altınkolyekünyeveyüzükleri, mendil cebine yerleştirdiği gömleğiyle aynı renkten mendili ve elini cebine koyarken bir tarafını çektirdiği ceketiyle ekranda o görünür, mahalleli kadınların tiksinen bakışlarına, ağızlarında biriktirmeye başladıkları tükürüklerine rağmen her defasında, okul önlerinde, tuzağa düşüreceği liseli kızları beklerdi. "Masumyavrucak"ların bu gösterişli sarı adamın ağına düşmesi hiç de uzun sürmezdi.

O ise tam bir profesyonel gibi discoteğe götürdüğü kızın gazozuna kaşla göz arasında ilaç atıp, 'aybaşımdönüyorkendimiçokkötühissediyorum'lar karşısında görevini ezbere yapar, bir otel odasında, kızı kötüemellerinealetederdi.

Birbirlerine sokularak yüreklerinin çırpıntısını yatıştırmak isteyen komşu kadınlar, kontrol edemedikleri sesleriyle "boyun devrilsin inşallah", "kanın altına aksın Allahsız" derlerdi. Sonrası belliydi zaten; bir dirseği üzerinde, gözyaşları içinde başına gelenlere bir türlü inanamayan kızı, o sarıpişkingülüşü eşliğinde genelev patronuna satardı.

Filmler değişir onun rolü değişmezdi. Tecavüzcü Coşkun gibi, anlık saldırıların adamı değildi. Bağlantıları olurdu, daha planlı hareket ederdi. Önce avını seçer, sonuca ulaşmak için acele etmez, her anın tadını çıkarır ve sonrasında da öylesine, ortadan kaybolurdu. O yıllarda çevirdiği filmlerle arada bir televizyon kanallarında görünüp nefretini yenilese de uzun zamandır unutup gitmiş, sarı bıyıklarını geçmişin tozlu raflarında ağarmaya bırakmıştık. Ama öyle olmadı.

Attıkları her adım gazozlarına ilaç atılması ya da kandırılıp anarşik olaylara karıştırılması korkusuyla şüpheyle karşılananlar, "ay aman" büyütülenler, üzerlerindeki bu baskıya rağmen şöyle bir silkinip "mahallenin dahi delileri" olarak çıktılar sahneye. Hem de ceplerinde Nuri Alço'yla! Nuri Alço Revival adını verdikleri örgütleriyle eylemlere girişiyorlar. "Bizler; dünya düzeninden gerektiği kadar hoşnutsuzluk duymayan Türk gençliğine karşı izale-i evsâh vazifemizi yerine getirmek için yola çıktık" deyip ellerinde fırça, boş buldukları her yere "Nuri Alço" yazıyorlar: "Mekanımız sokaklar, silahımız boyalar, cephanemiz ise Nuri Alço’dur." diyorlar. Günah keçisi seçtikleri Nuri Alço'nun sadece adını değil tüm çağrışımlarını; sarı seyrek ama inadına kabarık saçlarını, pembe beyaz tenini, sarı bıyıkları altında gevrekçe gerilen yeni ıslatılmış dudaklarını, beyaz çoraplarını-krem rengi pabuçlarını, takılarını... herşeyini, bu imgenin örüldüğü zamanlara ilişkin ne varsa geçmişte, hepsiyle birlikte kullanıyorlar. Bilgisiz değiller, ebleh hiç değil.

Bilinçaltımıza yerleşen Nuri Alço imgesini uyandırmak, içimizi sarsmak, "gafil ve şaşkınlar"ı irkiltmek, ürkütmek, uyandırmak istiyorlar. Duvarlara, bilboardlara, köprüaltlarına, bulduklara heryere, herhangi bir anlama çekilmesin diye her renkte boyayla yazıyorlar Nuri Alço adını.

Başından beri yaşadıklarımız o kadar acıklı bir absürdizm taşıyor ki, bu, kaçınılmaz olan aslında. Gerekli bir gerçekçilik. Nuri Alço Revival, Nuri Alço'dan ve onu Nuri Alço yapan şeylerden daha absürd değil. Zekayı parlatan, bir an, ama çok çok kısa bir an yoksa bunlar deli mi dedirten bir şaşırtıcı yansıma / yansıtma bu. Bilinçaltımıza tutulmuş bir ayna Nuri Alço Revival.

Organizasyon'un, örgütün (böyle diyorlar kendilerine) gazetelere haber olmasının ardından Nuri Alço, hayatını anlamlandıracak bu şanlı görevi anlamadığını göstererek, "walla, benim bunlarla bir ilgim yok" diye silinerek, yine kendinden bekleneni yapıyor; ne kadar doğru bir tercih olduğunu gösteriyor. Mat zeka. Yine figüran.

Oysa, hiç oralı olmasaydı, sussaydı, sadece sussaydı ve, biz eylemleri beğendiğini, benimsediğini, yoksa, yoksa... biz onu yanlış mı tanımışız, yoksa yaşanılanların başka bir anlamı da olabilir mi?, Nuri Alço bile değişebiliyorsa; olsaydık...., işte asıl şaşırtıcı şey bu olurdu. İşte o zaman filmi başa almamıza da gerek kalmazdı. İşte o zaman Nuri Alço Revival, gerçekten absürd ve gereksiz olurdu.

21 Şubat 2002

• Yazarın diğer yazıları...

Bosna: Kızkardeşimiz
Gevok ne yapsın?
Cezayir Sokağı, Fransız kolonisi mi?
Kurgu intikamını alıyor sayın seyirciler!
Gözlerine yağmur mu değdi?
Medyatik şifzofreni yahut haberler ve reklamlar
"Ben Ötekidir"
Biri bizi oynatıyor
Yüzün dirilişi
Müslüm Baba damar arayışında
Beni öldürmeyen şey beni uyandırır
Cılk yaraların çocukluğu
İtiraf et, rahatlayacaksın!
Nuri Alço: Gazoza atılan ilaç

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Yazmasam deli olacaktım. - Sait Faik Abasıyanık

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby