| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Hindistan Pakistan Türkiye kardeştir
Cem Vefa KARAMANLI
"Hindistan'a Devlet Misafiri payesiyle davet edilmiştim. Resmi zevatla görüşmeler yapmaya başladım. O zamanlar bayan Gandi'nin en önemli bakanlarının çoğu hanım. (...) O sıralarda (1976) Hindistan atom bombası yapma işleriyle meşgul; Amerika köpürüyor, ikide-bir baskı uyguluyor. Kadın bana radyoda sordu: 'Amerika bize, atom bombası yapıyorsunuz, diye karşı çıkıyor; ne diyorsunuz?' 'Batı devleti gidip bir Asya ülkesinin başına (Japonya) iki atom bombası atıyor ve yüzbinlerce insanı öldürüyor; kendimizi korumak, durumu dengelemek için biz de yapalım bari deyince mi suç oluyor?!' diye cevapladım. O yıllar Hindistan'da her taraf CIA ajanı doluymuş. Bayan Gandi, ya ben gitmeden önce, ya o sıralarda kızmış, bütüm CIA ajanları 24 saat içinde ülkeyi terkedecek, demiş ve öyle olmuş.
"-Bu kadar kolay tespit ediliyorlar mı ki?
"Bunların çoğu, ki bizde de öyledir, Amerikan sefaretindeki bilmem kim CIA bölge şefidir; bazı elçiler de dahil, özel görevleri vardır. Yok Aid for İnternational Development' yok 'Ford Vakfı' hep CIA'nın örteneği, yahud öyle işlevleri de olan kuruluşlardır. Bilinmeyecek şey değil bu... 24 saat içinde göndermiş hepsini; böyle gergin bir hava vardı. 'Siz bizim herşeyimize karışıp ortalığı karıştırıyorsunuz' demiş. O dönem 'Üçüncü Dünya' kavramı vardı dünyada.
"Bayan Gandi, Tito, Meksika'da Eçeverriya.. Biraraya gelip, Üçüncü Dünya, Batı emperyalizmine karşı kendini nasıl koruyacak, diye toplantılar düzenliyorlardı. (...) Ayrıca Japonya, Üçüncü Dünya değil ama, kısmen gönülleri orada; çünkü hala işgal altında. Amerika'nın koyduğu anayasayla idare edilen bir yer... Ben o zamanlar, başımızdaki, çoğu açıkça görünmeyen derin belalardan tek başımıza kurtulmamız pek mümkün görünmüyor, onun için Üçüncü Dünya ile işbirliği etmeliyiz diye düşünüyorum. (...)
"Kültür siyasetiyle ilgili kişilerle ilgili mülakatlardan birinde; 'Türkiye ile Hindistan arasında daha sıkı işbirliği olması lazımdır' dedim. 'Batıya karşı güç birliği oluşturmak işini nasıl yapabiliriz ki?!' dediler. 'Niye?' dedim. 'Hinduların en kutsal birkaç kitabından birini, Bhagavat Gita'yı yasaklamışsınız!' dediler. Ben de; 'Öyle şey olur mu! Ben birkaç kere okudum; Ecevit de o zamanlar okumuştu, bahsederdi' dedim. Sonra beraber anladık ki, bu da CIA'nın marifetlerinden biri; iki ülkenin arasını açacağı zaman oranın basınına balon bir haber çıkarıyor; Hindistan ahalisi, vay alçaklar, bizim en önemli kitabımızı müslüman oldukları için yasaklıyorlar, diyor. Halkta düşmanlık kıştırtılıyor. Aynı sırada Türkiye'de de 'Kıbrıs konusunda Hindistan Türkiye'ye şöyle tavır aldı, bunu dedi' diye aslı-astarı olmayan haberlerle iki millet birbirine düşürülüyor. (Bu standart bir oyun; şu anda 'İran'la Türkiye arasında da bu yapılıp duruyor.)
Bunun üzerine, böyle olayları önlemek için ne yapsak, diye üst kademedekilerle düşünürken, bu konuda ortak bir karar aldık. Dedik ki: 'Üçüncü Dünya ülkelerinin birbirleri hakkında haberler AP, UP gibi ajanslardan, ABD'den ve İngiltere'den alınıyor. Bizim, Üçüncü Dünya Haber Ajansı kurmamız lazım.' (...)
"Şimdi, bu ortak kararları almadan önce iki hafta beni ağırlamışlar, oraya-buraya gezdirmişler, ama oturup ciddi laf konuşmamışlardı. Bense onlarla böyle konuları konuşalım istiyorum. Belki arada Türkiye de paçayı kurtarır, diye düşünüyorum. Hanım bakanlar, diğerleri, hepsi bir gün beni bir lokantaya davet ettiler; ortaya oturttular; yemeğin sonunda: 'Bak, şimdi seninle artık konuşabiliriz. İki haftadır ciddi bir şey konuşmuyorduk. Biz Türkiye'den gelen herkese CIA ajanı olarak -şimdiye kadar gördüklerimiz dolayısıyla- bakarız. Gezdiririz, gider. Seni gözledik; dedik ki: Vay canına; orada böyle adamlar da varmış! (...) Gel şimdi seninle konuşalım.' (...) ..bir dizi plan yaptık. Ajans, kültürde, eğitimde, bilim-teknikte alışveriş vs. Dediler ki: 'Resmi kanaldan Türkiye ile hiçbir şey olmaz, çünkü ABD'nin kuyruğu; biz seninle kurye vasıtasıyla haberleşeceğiz.' Basın toplantısı düzenledik."
***
Taha Kıvanç'ın: "Türkiye'nin Hindistan'ı tercih ettiği kanaatini Pakistan'dan silmeye" ifadesine dönersem, şunu soracağız:
Türkiye böyle bir "tercih"e niçin mecbur? Daha doğrusu, mecbur mu?
İngiliz tertibi/imalatı/yapımı yapay Keşmir meselesinde niçin ülke uzlaştırılmaya çalıştırılmasın?
Ve: Türkiye, niçin iki ülkeyi birden tercih etme basiretini, ikisini birden kucaklama akıllılığını göstermesin?
Taha Kıvanç, bu "tercih"teki yapaylığı ve kusuru ve basiretsizliği, en doğrusu da güdümlülüğü görmüyor mu? Ve, ikisini birden değil, diğerini dışlama anlamında birini "tercih"in kimin/kimlerin işine yaradığını göremiyor mu sayın Kıvanç? İstese görür; "Çankaya'da bir gece"nin yapay ışıklarından insaniyet afakının aydınlığına bakar-bakmaz görebilir.
29 Ocak 2002
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|