| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Tatsız-tuzsuz
Cem Vefa KARAMANLI
Dost Kitabevi Yayınları'nın çevirisini yayımladığı bu romanın yazarı Hugo Pratt kimdir? (Dostçular, Hugo'ya dostça davranmamış!)
Olay İspanya'da başlıyor. -Hem de ne başlama...- Kahraman roman kahramanı Corto Maltese, Kordoba (!?) (yani Kurtuba) Camisi (!Camii)nin etrafında geziniyorken
"katedrali bir uçtan diğer uca geçtikten sonra bahçeye girdi ve zafer takları gibi asılı duran kurumuş timsah iskeletlerini seyretmek için Arap tarzında [arabesk?!] ve kırmızı-beyaz renkteki kemerler boyunca yavaşça ilerledi."
Herhalde italyancada (yazar, italyan mı, yoksa italyanca yazan bir ispanyol mu, yoksa türkçeye italyanca çevirisinden mi çevrilmiş: soru işareti) "cami" ile "katedral" kelimeleri aynı harflerle yazılıyor ki, sayın çevirmen dalgınlığa düşüp, önce cami dediğine sonra katedral demiş!..
Kitabın asıl adı (Bir Tuz Denizi Şarkısı/Una ballata del mare salato) nedense alt başlığa kaydırılmış ve kitabın adı olarak baş kahramanın adı seçilmiş. Herhalde bu değişikliğin, yani tercihin hikmeti, yayıncının batnındadır -sual olunmaz.
Acaba bu roman ne diye türkçeye çevrildi ve bu ülkede yayımlandı? Kitabın sonuna kadar bunun cevabına rastlayamadım. Diyelim ki, çevirici italyanca öğrenme amacındaydı ve temrin malzemesi diye bu romanı seçti; çevirdi ve italyancayı söküp öğrendi (cami, katedral, arabesk gibi kimi kelimeleri saymazsak); bunca kağıt satın alıp (hadi diyelim kağıdı italyan veya ispanyol elçilği tedarik etti), bu ülke insanın gözünü (üstelik bozuk cümlelerle) boşuboşuna yormak niye? Sadece kağıt parasınaysa yazık, çok yazık!
İspanyol yakışıklısı Corto, aynı zamanda cesur ve zekî de olduğundan, yaman bir Don Juanlık hayatına başlaması beklenirken, hem iyi yürekli hem korsan kimliğinde, isyan edip gemisine el koyan tayfaları tarafından, elleriyle ayakları haç biçiminde kalaslara bağlanıp hind okyanusu sularına bırakılır.
Acımasız korsan, şaibeli firari rus Rasputin'e rastlamakla ayakta kalır ve efsanevi ve esrarengiz ingiliz Keşiş'in uzaktan emir-komutasında korsanlığa devam ederler. Birinci Dünya Savaşı patlak verir. Almanlar, heryerdeki gibi, hind okyonusunda da ingilizlere yenilir...
Efsanevi ve esrarengiz Keşiş, meğer, ingiliz asıllı Avustralyalı deniz komutanının öz kardeşi ve de rakibi olarak müthiş bir sevda dramının kahramanı değil miymiş!..
Bütün bunların bizimle, türk okuruyla ilgisi ne? Roman açısından, son derece bozuk, başarısız bir olay örgüsü, üstünkörü köksüz karakterler ve pespaye bir anlatım. Türihi bilgi, hakgetire. Havada uçuşan olaylar ne italyanları, ne ispanyolları, ne de türkleri ilgilendirir. Bu açıdan tam bir ucube.
Arka kapaktaki: "..ama o günden sonra Corto Maltese güzel ve uzun bir talih çizgisine sahip oldu" ifadesini aydınlatıp haklı çıkaracak bir hayat hikayesi sergilenmiyor romanda. Yoksa, Keşiş'in adasındayken, sürücüsü kurşunlanıp öldürülünce, içinde bulunduğu aracın uçuruma yuvarlanması mı, bütün talihi?!
Ha bir de, koca okyanusta, koca iki gün boyunca köpek balıklarına yem olmaksızın baygın yattıktan sonra, katil kalleş eşkiya Rasputin'e rastlaması!..
22 Aralık 2001
|
Alexa Rating
|