d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


KİTAPLIK
Uzak Yıldız, Roberto Bolaño - Çeviri: Zerrin Yanıkkaya
Derin, Mehmet Aycı
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
Yakı, Mehmet Aycı
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Daha fazla kitap için tıklayın!

Cem Vefa
CEM VEFA
cemvefa@
excite.com

a.a.'nın gardolabı (1)

vakti zemanında alaturka evlerimizde (modern konutlarda değil, kendi geleneksel/yerli evlerimizde) ayrı giysi dolabı yokdu (köşklerden, kaşanelerden bahsetmiyorum). giysilerimiz asılmaz, katlanıp, hergünlük olmayanlar naftalinlenip bir bohçaya dürülerek, gömme dolaplara, yoksa, yüklük altı çekmecelere veya seki altlarındaki ince ağaç çubuğundan (veya kamışdan/sazdan) örülmüş selelere konurdu. daha sonra, katlanamayacak (frenk tarzı/alafranga) giysiler yaygınlaşınca, örtü (bez kılıf) geçirilip, her daim kullanılmayan yatak veya misafir odalarının kapı arkasındaki (çivi veya) askılara asılmağa başlandı. alafrangalık giysilerimizden evimizin içine sızınca, elbise dolapları sökün etdi. frenkçesi gardrop tesmiye edilen bu dolaplara, halkımız, kendi mantığına uygunluk içinde (dolap kelimesini kullanmak için), gardolap dedi. sonra, halkımızın alafranga terakkisi (evrimi!) itmama erince, gardroba inkılab etdi.
gelelim a.a.'nın gardolabına:
burada tersine terakki (evrim!), yani dun sözkonusu.
vakti zemanından beri cami, külliye, han–hamam, saray–kervansaray gibi abideviler başta, kavilik ve uzun ömürlülük arzeden binalarımızda (mimarimizde) dayanıklılık ve tezyinat gayeli çini (kaplama) ile karşılaşıyoruz. bunun adı, başlangıcından itibaren çinidir: çini. sathında süslemeler (güzel ve manalı şekiller) ve (hüsn–i hat) yazılar (ayet, sure, kelam–ı nebevi, kelam–ı kibar, şiir, tarih düşümü v. b.) bulunur.
bunun adı, evvelinde ve ahırinde ilavesiz, sadece ve sadece ÇİNİdir. frenkçesini soracak olursak, seramik ile karşılaşırız (ki, el'an nerdeyse çini kelimesini tehdid eder hale gelmişdir), tamamen ve layığı vechile değilse de. –seramikde, eşya, büyük nisbetde işin içindedir.– muhtemelen bundan (alafrangalılaşma kompleksinden/maymuni taklidçilikden) mütevellid, a.a., asırların "çini"sini «çini pano»ya dönüştürüvermiş –kendilerince herhalde bir dil/lisan yaratısı, aslındaysa bir dil yarası olarak.
11 ağustos 2007 tarihli gazete sahifelerinde yeralan a.a. mahrecli haber metni:
(başlık:) «çini panolar londra'da»
(metin:) «istanbul yeni camii [cami!] hünkar kasrı'ndan 20 ocak 2003 tarihinde çalınan 2 [iki] çini pano, londra'da düzenlenen bir müzayedenin katoloğunda bulundu. [katoloğa yapıştırılmış halde!] (…) yeni cami hünkar kasrı'ndan 2003 yılında çok sayıda çini pano çalındığını belirten beyazıt….» [beyazıt?! pano ilavesinin sahibi, isim pederi, vakıflar genel müdürü/müdiri yusuf beyazıt mı?! eğer böyleyse, elbet a.a. aklanmaz, ama, bu daha vahim…]
eğer çini'yi pano'ya (evet, çiniyi panoya) iliştiren, tutturan, iğneleyen, raptiyeleyen, yapıştıran, vakıflar genel müdiri ise, veyl!
(–t.d.k. sözlüğünde– pano: fr. üzerine tanıtma ya da açıklama kağıtları tutturulmak için hazırlanmış levha.)
("esnaf takımının akıl defterleri vardır: bir ajanda, takvim yaprakları, duvardaki kırmızı kadife döşeli pano yahut masa üzerinde dimdik duran ayaklı bir tel parçası. … kadife panoya iğnelenmiş hatırlatıcı, göze çabuk çarpıcı faturalar, fişler ve notlar." –m. önal mengüşoğlu, 2003, vivo–)
sen ki, devlet kurumusun, milletin vergisiyle karnını doyuran ve milletin lisanıyla vazife deruhte etmekle mes'ul; milletin dilini kurutmakla görevli bir kurum değilsin. dilini eşek arısı soksun, dedirtecek gardolaplıklara hiç mi niç hakkın ve selahiyetin yok… bilakis, ekmeğini yediğin bu milletin, suyunu ictiğin bu toprağın dilini hakkıyla, doğru konuşmak mecburiyetindesin. aksi durum için hangi kelime ve ya kelimatın/tabir ve tabiratın kullanılacağına/yakıştırılacağına, istersen var kendin karar ver. gençler size (sana ve dilini eşek arısı sokası medyaya) bakarak dilini/ufkunu şekillendiriyor, arıtıyor veya kirletiyor, parlatıyor veya karartıyor…
–aferin.
***

bu, a.a.'nın gardolabındaki tek (biricik!) vak'a değil. daha önce, konya büyükşehir belediye başkanı'na, mevlana'nın mesnevi'sini farscaya tercüme etdirip, tashih etmemiş idi. yine, diyanet'in (dib), hem de yazılı, hem de dib web'de münteşir, bir kandil açıklaması, nasreddin hoca'nın kuşuna değil, deve kuşuna çevirilmiş, tashih edilmemiş idi [ki, yevmi mevkutelerin ankara büro muhabirleri, a.a.'nın bu devekuşu metnini, itiyad–ı umumi üzre aynen cut–paste ve kendi imzasını basmak ile istanbul yazıişlerine göndermiş idi]…

4 Eylül 2007

• Yazarın diğer yazıları...

Allah, her şey ve kesden korur
Zorunlu namaz oryantali
a.a.'nın gardolabı (2)
a.a.'nın gardolabı (1)
Amanbizdoğuludeğiliz
Tuba tuba, zakkum zakkumdur
kalem uçmağı
minik bebeğe ölüm raporu veremeyen koskoca üniversite
bazen alay iyiye işarettir
kimi ekmek, kimi lânet yer
gâvur gibi gâvur tarzı
yolüstü, tren, otobüs, vapur, kahvehane…

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Alexa Rating

Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir. - Eflatun

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby