|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
 |
minik bebeğe ölüm raporu veremeyen koskoca üniversite
yüzyıl öncesinde, mekâtib–i tıbbiyeyi tercüme kitablar üzerinde bina etmek
istersen; tıbbiye profesörleri, büyük bir oryantalist bombardımanı altında
bunalıp, kendi telifi yerine tercümeyi (kolaylığını ve risksizliğini) tercih
ederse, yüzyıl sonra (bu gün) bunun sonucu ne olur?
bu sorunun cevabını, gayet ayan–beyan ve açık–seçik, yeni şafak gazetesinin 28
şubat 2007 tarihli nüshasında, birinci ve ikinci sahifelerinde görüyoruz. hele,
bu nüshanın o ikinci sahifesi ki, neredeyse, üniversite tebabetinin
(oligarşisinin, bürokrasisinin) duçar bulunduğu fecaatin bir tutam dökümü
(güldestesi):
//
ÜNİVERSİTE KURULUNA BİLAL DAVASI
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastahanesi'ne 2 Temmuz 2000'de
kızamık ve bronkopnonomi ön teşhisiyle yatırılan iki yaşındaki Bilal Aslan,
hayatını kaybetmişti. Bilal'in vefatının ardından babası Fani Aslan oğlunun ölüm
raporunu alamadı. Bunun üzerine, 'doktorların ihmali olduğu' gerekçesiyle Fatih
Cumhuriyet Başsavcılığı'na 10 Mart 2003'de suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık,
YÖK kanununun 53. maddesi uyarınca, dosyayı İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne
gönderdi.
İ. Üniversitesi Kurulu, ilgili doktorlar hakkında, "soruşturmaya gerek yoktur"
kararına vardı. Danıştay 2. Dairesi, fezlekenin eksik düzenlendiğine karar
verip, bilirkişi incelemesi talebinde bulunarak, İ.Ü. Kurulu'nun kararını bozdu.
Rektörlük tekrar, "yargılamaya yer yoktur" kararını Danıştay 1. Dairesi'ne
sundu. Daire, kararı eksik bulduğunu belirtip, kurulun inceleme kararını tekrar
bozdu. Bunun üzerine kurul, eski kararını yeniledi ve soruşturmanın zamanaşımı
süresi 31 Ağustos 2005'te doldu.
Danıştay, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Soruşturma Kurulu'nun, bozma kararına
rağmen sorumluların tespitine gitmediğini ve suç zamanaşımına uğradıktan sonra
karar verdiğine dikkat çekerek, kurul üyeleri hakkında yargı yolunu açtı. Buna
göre: Kurul Başkanı Prof. Dr. Aydan Şirin ile üyeler Siyasal Bilgiler Fakültesi
Dekanı Prof. Dr. Faruk Sönmezoğlu, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat
Sezgin, Prof. Dr. Feryal Orhun Basık, Prof. Dr. Öznur Bülend Seçkin, Prof. Dr.
Dinçer Gülen, Prof. Dr. Hasan Erman, Prof. Dr. Mithat Dinçer ve Prof. Dr. Tankut
Centel hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda
bulunulmasına karar verildi. Rektörlük ise kurul üyelerinin suçun zamanaşımına
uğramasında "herhangi bir kusur, kasıt ve ihmallerinin bulunmadığından"
"yargılanmalarına yer olmadığı" kararını verdi.
Danıştay 1. Dairesi, üniversite bünyesinde olayı soruşturmakla görevli olanların
görevlerinin gereğinin eylemin tüm yönleriyle araştırılması ve olayın eksiksiz
ortaya çıkarılmasını sağlamak olduğunu hatırlattı. Daire, bozma kararlarında
belirtilen noktaların araştırılması ve ortaya konulmasından ISRARLA
KAÇINILDIĞINI, eksik incelemeye dayalı kararlar verildiği ve suçun zamanaşımına
uğratıldığını belirterek, komisyon üyelerinin "yargılanmasına yer olmadığı
kararını" oy çokluğuyla bozdu.
Adı geçen öğretim üyeleri, ölüm olayının soruşturulmasında zamanaşımına neden
oldukları iddiasıyla "görevi ihmal" suçundan, bir yıldan üç yıla kadar hapis
istemiyle İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak.
Baba Fani Aslan, oğlunun taburcu edilmek üzereyken tekrar ameliyata alınarak
bile bile ölüme gönderildiğini iddia etti. Aslan, yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Oğlum annesinin kucağından zorla alındı ve ameliyat edildi. Doktorlar arasında
tartışma yaşandı. Oğlumun doktoru Naim Yoloğlu, iyi olduğunu, artık taburcu
edilebileceğini söylemesine rağmen, başka bir doktor buna engel oldu. Oğlumun
ölüm raporunu bana vermediler. Çünkü onların hatası var. Haklarında açılan ceza
davasından sonra maddi ve manevi tazminat davası açacağım. Ben yandım başkaları
yanmasın."
Baba Fani Aslan, kendisine yardım eli uzanması için Cumhurbaşkanlığı, Sağlık
Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, İnsan Hakları Derneği, İstanbul Valiliği, İstanbul
Üniversitesi, TBMM İnsan Hakları Komisyonu ve Dünya Bilgi Toplama Merkezi'ne
onlarca dilekçe gönderdi. Ancak, kimseden cevap alamadı.
[[iki yaşındaki bebek bilal aslan'ın vefatı üzerine, annesi, babası ve diğer
yakınlarının içi yanarken, günler ve geceler boyu (ve şüphesiz anası–babası
hâlen) gözyaşı dökerken, onu annesinin kucağından alıp ölüm tahtasına (pardon,
ameliyat masasına veya operasyon settingine falan mı demeliydim!) yatıran eli
neşterli akademisyen, acaba işlediği haltı, (bırakın evinde ve katıldığı düğün
derneklerde) arkasını döndükten sonra hatırlamış mıydı?.. ve, psikiyatride (yani
bilim kilisesinin kendi indeksinde bile), en ağır (birinci derece) depression
(çökme/çöküntü/üzüntü/kahır) sebebi olarak kabul edilmişken, evlad ölümünün
araştırmasını, (bedelli) görevleri olduğu halde ihmal eden Prof. Dr. Aydan
Şirin, Prof. Dr. Faruk Sönmezoğlu, Prof. Dr. Suat Sezgin, Prof. Dr. Feryal Orhun
Basık, Prof. Dr. Öznur Bülend Seçkin, Prof. Dr. Dinçer Gülen, Prof. Dr. Hasan
Erman, Prof. Dr. Mithat Dinçer ve Prof. Dr. Tankut Centel, acaba hangi insanlık
ile, hangi vicdan ile, hangi eğitim sonucu, soruşturmaya gerek yoktur,
diyebildi? bilal aslan, bu proflardan birinin oğlu olabilir miydi? pek işe gelir
bir soru olmadı (çünkü olamaz; onların çocukları, normal vatandaş çocuğu değil,
seçkin evladı; yani, olur olmaz ameliyat edilemez). şöyle: eğer, iki yaşında bir
bebeğinizi kaybetseniz ve soruşturma isteseniz, sonra cüppenizi giyi(ni)p, aynı
ifadeye (soruşturmaya gerek yoktur, kararına), aynı ISRARLI vurdumduymazlıkla
imza atar mıydınız?..
hiç olmazsa, arkadaşımız hatalı, özür dileriz, bile diyememişler. niye? çünkü,
onların hocaları, tercümeciydi… eser sahibi değil, tercüme sahibi(!)ydi; en
babası dahi, derlemeci. (batıdan: anglo–amerikan bilim kilisesinden onaylı
kitaplardan derlemeci... oryantalist gözbağcılığa teslim zihinler…)
ve, toplumu, bir gruba bağlı/üye olan: (seçkin / normalüstü) insan; bir gruba
bağlı olmayan normal(!) vatandaş: sürü.. anlayışındaki bir ulus–devlet
yapılanması. yani: memurin muhakemat kanunu; yök kanunu vb… meselâ, indirimli
biletler; tbmm lokantasında fiatlar?!!! eğer bu (meclis/devlet eliyle)
ayrımcılık değilse, yeryüzünde ayrımcılık diye bir şey yoktur ve bu kelimenin
bütün lügat ve kitaplardan kaldırılmasını istiyorum. –asil ile vekilin, asil ile
memurinin bütün bakımlardan birbirine karşı durumu kıyaslandığında, mantığa
uygunluk neticesine varılacaksa, bütün okullardan mantık ve ilgili derslerin
kaldırılmasını istiyorum. çünkü bize mantık talkımı verdiniz. mesele salkım
olunca, kendiniz salkımı yutup, bizim mantık ile doymamızı bekliyorsunuz...]]
HASTAYI GÖRMEDEN RAPOR VEREN DOKTOR YARGILANACAK
Danıştay 1. Dairesi, hakkında soruşturma açılan şüpheliyi görmeden yüksek
tansiyon ve yüksek kolesterol teşhisiyle sağlık kurulu raporu düzenleyen ÖĞRETİM
ÜYESİ doktorların "görevi kötüye kullanma" suçundan yargılanmalarına karar
verdi. Hakkında kamu kurumunu dolandırmak suçundan soruşturma açılan Şevket
Sadıç'a, Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi'nce, yüksek tansiyon ve yüksek
kolesterol tanısı konularak sağlık kurulu raporu düzenlendi. Sadıç, savcılık
ifadesinde, bir sağlık kuruluşuna müracaat etmediği halde Adnan Menderes
Üniversitesi'nce eşi ve kendisi için rapor düzenlendiğini belirtti. Bu ifade
üzerine, hastane Başhekimi Hakan Gemalmaz ile öğretim üyeleri Tarkan Tekten,
Alper Onbaşılı ve Ceyhun Ceyhan hakkında, "hastayı görmeden, muayene ve
tetkikleri yapılmadan sağlık kurulu raporu düzenledikleri" iddiasıyla Aydın
Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunuldu. Danıştay 1. Dairesi, bu
kişilerin "görevi kötüye kullanma" suçundan yargılanmasına karar verdi.
2450 KİŞİNİN EMEKLİLİĞİ İPTAL
Gaziantep'te Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK)'ndan sahte belgelerle emekli olduğu
belirlenen 2 bin 450 kişinin emekliliğinin iptal edildi.
Bir ihbarı değerlendiren SSK müfettişleri hayali adreslerde sahte belgelerle
kurulan şirketlerde işçi gösterilen ve SSK'ya bildirge verilerek emekli olmaları
sağlanan çok sayıda kişiyle ilgili soruşturmayı sürdürüyor. Şu ana kadar 2 bin
450 kişinin hayali iş yeri ve sahte belgelerle emekli olduğu tespit edildi.
Emeklilikleri iptal edildi ve ödenen maaşların yasal faiziyle geri alınması için
gerekli girişimlere başlandı. SSK'dan haksız kazanç elde etmeye çalışan
kişilerin sayısında ciddi artış gözlendiğini vurgulayan yetkililer, yasa dışı
sistemin işleyişiyle ilgili şu bilgileri verdiler: "Bu kişiler, emekliliğine 2-3
yıl kalmış vatandaşlara gidip, 'primini kendin yatırman kaydıyla seni şirketimde
sigortalı gösterip emekli olmanı sağlayacağım' deyip vatandaşlardan prim parası
topluyor. Şirket yetkilisi, SSK giriş bildirgesini kuruma verip sigortalının
girişini yapıyor, ancak, prim borcunu ödemiyor. Vatandaş da SSK'ya gidip giriş
bildirgelerinin verildiğini gördükçe prim parasını her ay işverene ödeyip emekli
olacağı günü bekliyor. Emeklilik günü geldiğinde ise kuruma başvurup normal
yoldan emekli oluyor."
//
[[eh, böyle seçkinlere/okumuşlara/akademisyenlere, böyle (normal!) vatandaş…
peki ama, ssk'dan yasal olmayan yoldan emekli olup maaş almak, haksızlık oluyor
da, devletten aldığı parayla (kredi ile) devlet malı (fabrikası vs) almak, çok
mu hakka–hukuka uygun oluyor?! Hazine, vatandaş vergilerinden oluşacak, sen
buradan zengine kredi vereceksin, zengin o kredi devlet fabrikasını satın(!)
alacak ve vergi ödeyen ile (lafta devletin sahibi! milletin efendisi!) (normal)
vatandaşı, asgari ücretten çalıştıracak!!! yasalara bu uygunluk.. yaşasın be
devlet abi!]]
8 Mart 2007
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Allah, her şey ve kesden korur
Zorunlu namaz oryantali
a.a.'nın gardolabı (2)
a.a.'nın gardolabı (1)
Amanbizdoğuludeğiliz
Tuba tuba, zakkum zakkumdur
kalem uçmağı
minik bebeğe ölüm raporu veremeyen koskoca üniversite
bazen alay iyiye işarettir
kimi ekmek, kimi lânet yer
gâvur gibi gâvur tarzı
yolüstü, tren, otobüs, vapur, kahvehane…
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|