|
Sen Ölünce Kim Ağlar (Who Will Cry When You Die), Robin Sharma - Çevirmen: Tülin Penso
|
| |
Babamdan Hayaller, Barack Obama
|
| |
Umudun Cesareti - Amerikan Rüyasını Canlandırmak Üzerine Düşünceler, Barack Obama
|
| |
Ağır misafir, İbrahim Tenekeci
|
| |
A'dan X'e - Kurtarılmış Mektuplar, John Berger
|
| |
Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural
|
| |
Yanılmışım Tanrı Varmış, Antony Flew
|
| |
Cahillikler Kitabı - Bilmediklerimiz ve Yanlış Bildiklerimiz, John Lloyd / John Mitchinson - Çeviren: Emre Ergüven / Cihan Aslı Filiz
|
| |
Pegasus Sırrı, Gregg Loomis
|
| |
Ben Hep Seni Yazdım, Atilla Birkiye
|
| |
|
|
 |
kimi ekmek, kimi lânet yer
bu dünyada henüz üçüncü senendi yavrucuğum. bir emanettin, bir hediye,
minallah.
bir insan yavrusuydun, bir canlı. sesin çıkıyordu. bu dünyaya ses veriyordun.
sesini kısmak isteyenlere rağmen de sesini katıyordun dünyaya. haklıydın; madem
ki bu dünyaya gelmiştin, seslenip çağırmışlardı seni, sen de sesini katıyordun
bu dünyaya, katmalıydın.
ama yavrum, anan ve üvey baban yerindeki iki mahluk, esfel–i safilinden iki
yaratık, senin sesini kesmek için (sesi soluğu kesileciler), seni duvara çarpıp
boynunu kırdı, acıma nedir bilmeden, merhamet nedir bilmeden ("merhamet etmeyene
merhamet edilmez!"). henüz üç yaşındaydın…
henüz üç yaşındaydın ve seni, sesini kesip, soğuk bir odaya attılar, boynun
kırık. artık ağlayamıyordun yavrum; iniltilerini, saf kalbinin, masum
yüreciğinin sessiz sesini sadece melekler dinleyip gözyaşlarına boğuluyordu…
seni o soğuk odada, boynun kırık, sesin kesik, ölüme terkeden iki cani, iki
vahşi, üst kata yemeğe çıktı; nasıl bir mideyse taşıdıkları, nasıl bir insan
midesiyse… (akıl ve yürek iptal olunca, insan kocaman, doymaz bir işkenbeden
başka ne ola ki!..)
o sofraya göklerin ve yerin lâneti yağıyordu ve sen yavrum, aşağıda, o soğuk
odada, boynun kırık, sessizce inliyor ve yüreğini/ruhunu/masumiyetini nurdan bir
kundağa saran gözyaşları içindeki meleklerin refakatinde, vuslat yolculuğuna
hazırlanıyordun.
sen henüz üç yaşındaydın yavrum; o küçücük, nazikpenbe, nazeninpenbe,
narinpenbe, meleklerin bile dokunmağa kıyamadığı, ama duvarlara çarpılıp boynu
kırılmış ve soğuktan morarmış bedeninle, can çekişiyordun. sen can çekişirken
soğuk odada küçüğüm –boynu kırık, büyükler davetteydi; büyüklerin büyük işleri
vardı; büyüklerin dünyayı yönetme işleri vardı.
sen can çekişirken soğuk odada boynu kırık bedeninle yavrum, büyükler ölüm
cezasını kaldırıp, seni öldüren canileri yaşatmakla meşguldü.
(seni anan baban öldürdü; seni öldüren bu canilerin tarlası, medya denen vur
patlasın çal oynasındaki sıçanlar, birkaç gün sonra, seni yiyecek yavrum, çiğ
çiğ: rating rating)
6 Aralık 2006
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Allah, her şey ve kesden korur
Zorunlu namaz oryantali
a.a.'nın gardolabı (2)
a.a.'nın gardolabı (1)
Amanbizdoğuludeğiliz
Tuba tuba, zakkum zakkumdur
kalem uçmağı
minik bebeğe ölüm raporu veremeyen koskoca üniversite
bazen alay iyiye işarettir
kimi ekmek, kimi lânet yer
gâvur gibi gâvur tarzı
yolüstü, tren, otobüs, vapur, kahvehane…
|
 |
Alexa Rating
|