|
Uzak Yıldız, Roberto Bolaño - Çeviri: Zerrin Yanıkkaya
|
| |
Derin, Mehmet Aycı
|
| |
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
|
| |
Yakı, Mehmet Aycı
|
| |
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
|
| |
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
|
| |
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
|
| |
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
|
|
 |
yolüstü, tren, otobüs, vapur, kahvehane…
/"bizden kim usanası"
bizden başka…/
akşam, eski eşyayı karıştırırken, yazılı bir varak ile karşılaştım. benim el
yazım değildi. hatırladım.
kağıda eski denebilse de, yazı eskir mi? yazı, okunduğu âna aiddir. âna aidin,
eskimeğe vakti yoktur. yazıyı ne zaman okusak, o an söz olur bize, seslenir.
insanız. günümüz günümüze, saatimiz saatimize uymuyor. çoğu seferki gibi,
daraldığım bir gün yanına uğradığım süleyman ağabey yazmıştı. okuyup, cebime
koymuştum.
sonra tabii defalarca okdum.
ne kadar amel ettim? bunu tam belirtmem zor. ama, işte yine karşımda yazdıkları.
iki sene önce (burada) yazdıklarıma baktım. içimde, devam etme isteği uyandı.
teşvik ve yüreklendirme üstadım, mütehassis insan ağabeyimin, düstur olarak
tecrübe imbiğinden o gün bana sunduğunu, kendime hatırlatmak istiyorum:
1– o an ne düşünüyorsan..
2– kısa cümlelerle..
3– bir sahifede..
4– kesinlikle kelime ve deyim tekrarına düşmeden yaz.
5– kesinlikle şiir dili kullan.
6– kesinlikle masada yazma.
7– gün atlama. atlarsan, o sahifeyi boş bırak, sonrakine yaz.
8– yol üstünde, tren, otobüs, vapur, kahvehane.. ve iş yerinde yaz.
9– cümlelerini altalta getirdiğinde, şiir [gibi] olsun.
10– kesinlikle gramatik kurallara uy ve noktalamaları doğru ve yerinde kullan.
11– fransız poesi stilini taklid etme, kullan.
***
etrafımıza bakmamayı, duymamayı ne kadar becerebiliriz?
civarımızda olup–biteni sakince seyreylemeğe, sakince dinlemeğe, sakince
düşünmeğe güç yetirebilir miyiz? bu gerekliyse, ne tür bir şuur (uyanıklığı)
hali kazanmalıyız? nasıl? ki tahammül edebilelim. şuurumuz kaymasın, kararmasın.
kalbimizin, zihnimizin, aklımızın, muhayyilemizin kirlenmesi kontrol(ü/müz)
altında bulunsun.
yaşamanın bedelini, elimizle veremiyorsak, dilimizle karşılamalıyız. yani
yazmak. dilsiz şeytan haline düşmemek. dilimizin prangaya vurulmasına kadar (o
zaman kalb ile buğz, caiz olur)…
görüp işittiklerimize, tanıklığı becerebilecek, yani yazabilecek kadar sakin
bakabilmek için, allah'dan yardım dilemeliyiz. ki o, bu konuda yardım edeceğini,
kitab'ında belirtiyor. furkan'ında, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı tefrik
kabiliyetini bize bahşedeceğini müjdeliyor, kendisinden niyaz edersek.
eğer bu tefrik bahşedilmezse, şeytan ve şeytanilerin dostu/kölesi, nefsimizin
(emmaremizin) oyuncağı derekesine düşeriz. örnekleri medya sahifeleri ve
ekranlardan fışkırıp duruyor.
bakarsak görüyor, sağır değilsek işitiyoruz. ancak, akledebiliyor muyuz? eğer
nasibsizse kişi, baksa göremez, işitse sağırdır duyamaz/duyumsayamaz: akledemez.
işte nefret edilenler… (aklen kör ve sağır.)
18 Kasım 2006
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Allah, her şey ve kesden korur
Zorunlu namaz oryantali
a.a.'nın gardolabı (2)
a.a.'nın gardolabı (1)
Amanbizdoğuludeğiliz
Tuba tuba, zakkum zakkumdur
kalem uçmağı
minik bebeğe ölüm raporu veremeyen koskoca üniversite
bazen alay iyiye işarettir
kimi ekmek, kimi lânet yer
gâvur gibi gâvur tarzı
yolüstü, tren, otobüs, vapur, kahvehane…
|
 |
Alexa Rating
|