d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa

KİTAPLIK
Derin, Mehmet Aycı
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
Yakı, Mehmet Aycı
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Daha fazla kitap için tıklayın!


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


HAYATI HAKİKİYYE SAHNELERİ
Cevat Akkanat
CEVAT AKKANAT
cevatakkanat
@ttnet.net.tr

Beldenin aslı ve astarı

Bu beldenin, Bursa'nın, hâlihazırdaki kimliğini ve kişiliğini nasıl adlandırabiliriz? Bursa deyince zihinlerde uyanan his, hayal, suret, anlam... nedir? Duyu organlarımızda onu "Bursa" olarak, sadece beş harften oluşan ve başka hiçbir değeri olmayan kara bir kütle (kent) olarak mı betimlemeliyiz, yoksa her bir sesine binbir nefesin (renk, koku, desen, şekil, uzuv, unsur...) eşlik ettiği derunî bir kalp (şehir) mi süslemeli tasavvurlarımızı?

Bu soruya cevap vermek bugün için kolay değildir. Hele hele, bütün zihnî gelgitleri bir tarafa atıp, kuru bir "şanlı geçmiş" bilinçsizliği ile hareket ederek bizi ciddiye bile almayan "belleksizlik" güruhu için sorumuz fecî bir akıbetle karşılaşmak gibi bir şeydir. Öte yandan, kendilerine, kendi skor tabelalarında "sanal" bir "yengi"yi uygun görenlerin "sayrı" ve "esrik" sevinçlerini de artırabilir sorumuz. Olsun, biz sorumuzun arkasındayız ve şükürler olsun ki cevap verebilecek bir kudrete sahibiz...

Bizce, mesele en başta ve herkes açısından, bu kudrete sahip olmakta düğümlenmektedir. Öyleyse, iş bitmiş sayılır, zira, bir üst paragrafta engel konumunda gösterdiğimiz unsurların üstünü çizdik gitti. Çünkü, benzeri nitelikteki her tür küsuratın, ne güzel, sözünü ettiğimiz tarzdan bir kudreti yoktur, olmayacaktır da. Bu bir kalemlik silkeleme ve silme hareketinden sonra cevabımızı vermeye geçebiliriz. Unutmadan belirtelim, bu, kısa mesafeli bir koşu olmayacak, değişik alanlarda ve aşamalarda sürüp giden uzun ve keskin bir hamle olacaktır. Hatta zaman, mekân, kişiler ve olaylar ile kolaylıkla önü alınamayacak bir mücadele...
***
İşimize, beldenin sabahından, "sabahın seher vakti"nden başlıyoruz. Genel kabul görmüş bir varsayıma göre Türklerin Batı Anadolu'daki ilk doğuş vaktine, seherine tekâbül etmektedir. Peki, bu beldenin, şimdiki devrine ait seher vaktiyle ilgili olarak nasıl bir tasvir çizebiliriz? Gönüllerdeki tasvir ile yetinmenin akıl kârı olmadığını, hele hele bu konuda "kuru" ve "ezber" bir "kabul"ü bağırlarında taşıyanlara bağlanmanın çok tehlikeli olduğunu, hatta onları silip attığımızı yukarıda göstermiştik. Öyleyse, bağırlarda saklı tutulan "kabul"ü beyinlere taşıyarak yaşamalı, araştırmalı, incelemeli, sorgulamalıyız... Bu dediklerimiz, kuşkusuz kişinin kendi kendisine yapacağı bir hesaplaşmadır. Bir "özel" kişi olarak bizim Bursa sabahının seher vaktine bağlı olarak yapacağımız hesaplaşma, bir çok başka sebebi ile birlikte bir başlangıcı, bir ilk bakışı da içerdiğinden, hayli tehlikelidir.

O halde kendimizi hemen ateşin içine atalım ve artık, şairin "Bir zamanlar ezanla uyanırmış ahali" (Metin Önal Mengüşoğlu) şeklindeki nakarat-isyan'ına Bursa için gerek kalmadı diyelim! Bu cümlemizin açılımını yapmak için ilk etapta göz boyayıcı birkaç maddeyi ileri sürülebiliriz: a) Belde (sahipleri) hiç uyku uyumuyor, b) Beldede ezan okunmuyor, c) Belde (sahipleri) sürekli uykuda, d) Belde (sahipleri) ezana itibar etmiyor, e).....

Çeşitli bakış açılarına göre, bütün bunlar doğru veya yanlış olabilir, bütün bu seçeneklere şu veya bu şekilde işaret konulabilir. Hatta bir (f) maddesi ile, bütün şıklar bir tarafa, her şey yolundadır da denilebilir.

Bakalım bunlardan Bursa'ya denk düşen hangisi, hangileri?..

19 Ocak 2004

• Yazarın diğer yazıları...

Beldenin aslı ve astarı
Bir şehre giriş
Kemalpaşa tatlıcısının acı bir ânı ...
Bayrak İşleri
Ekmek kuyruğu
Fincan takımından kazık!
Birkaç kutu kibrit, tarak, yara bandı, jilet..

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur. - Eflatun

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby