|
Uzak Yıldız, Roberto Bolaño - Çeviri: Zerrin Yanıkkaya
|
| |
Derin, Mehmet Aycı
|
| |
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
|
| |
Yakı, Mehmet Aycı
|
| |
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
|
| |
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
|
| |
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
|
| |
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
|
|
 |
Taşbakışı
[Mesela] taş..
Kimi için "cansız" bir cisim, maddedir o. İşte doğada bulunan şeylerden biri.
Doğanın parçası. En çok alıp, denizde en ileriye atar, ya da kaydırak yapar.
Şöyle "sanatsal" bir mizacı olan başka bi çeşit bakar ona; "ayy ne şekerrr, çok
güzel bu yaa, bak çizgilerindeki orjinalliği görüyor musun? Sanki doğanın bütün
izlerini taşıyor. Sanki bize bi şeyler söylemek istiyor gibi...." Bi şeylere de
benzetebilir onu. Bi takım şekillere. Alıp evinde bi güzel köşeye de koyabilir.
Daha kallavi bir "sanat mizacı"na sahip olan da belki onda toprak ana'nın
memelerini görür. Dağ gibi memeleriyle toprak ana herşeyi besliyordur. Toprak
olup ağaçlara karışır, binbir meyve verir o memeler; su olup denizlere ulaşır,
insanın damarlarında dolaşır; taş olup dürülür medeniyetler kurar...
Bir barbar içinse sevişirken sevgilisinin başının altına koyduğu taştır. Onunla
ateş çıkarır, mızrağının ucuna takar, üstüne oturur, şöyle biraz şekillicelerini
de sevgilisine kolye yapar belki. Onunla birliktedir, hayatının içindedir o,
birlikte yaşarlar. Bakarsın kendi yeryüzünün kutsalı bile yapar onu, hürmet bile
edebilir ona. Ama bu sevgilisinin boynuna kolye yaparkenki mizacından pek farklı
değildir.
Tüm bunların daha ötesine bilem geçen birinin (kimi zaman bunların herbirinden
habersiz, Hüdayi Nabit; kimi zaman bir bir bunların içinden geçerek) kimbilir
gördüğü görmediğidir. İlk, alışıldık, bilinen karşılıklardan, söylediklerinden
çok söylemedikleri verir bir kelimenin anlamını. Bu zaman zaman bir köpek leşi
gördüğünde "ne güzel dişleri var" diye seyre dalanın hali ile karıştırılabilir
(ha bi de bu vardır tabii. Diyebilir ki bu "taş O'nun emirber bir neferidir."
Eyvallah) Lakin o ne kendi mizacından, ne âlemlerin mizacından bakar; hem kendi
mizacından hem âlemlerin mizacından bakar. Hem kendi, hem âlemlerin mizacının
içinde aktığı şeyedir onun bakışı. Orayı bulunca görüş mörüş silinir orada.
Orası hiçbir şeydir, hiçtir; hiiççççteyiz.
O verir herşeyin bize verdiğini. Orada taşa hareketini, işleyişini O verir.
Bakarsın oniki pınar olur fışkırır bağrından; bakarsın... Gassalın elinde meyyit
gibidir orada başta taş. Taşakeser de , Varlığı sarıp sarmalayıp, sıkıp
sıkıştırıp oturtuvermiştir kalbine. Dokunsan Varlık fışkırır. Burası ne bir
mekan, ne bir hal, ne bir görüştür. Yerden, yurttan azadedir (feylesof
abilerimin yurtsuz yersizlikleri değil ha bu). Yersiz yurtsuzdur. [İmdi itibarı
manaya sahip olsa bile tarihi anlamıyla burası Türklük durumuna sığışamayacağı
gibi, daha "eskiye" de yüzünü dönebilecek, "insanın yeryüzü macerası"nı bir
yönüyle kucaklayabilecek bir "Müslümanlık" durumuna da sığışamaz.] Göçmen kuşlar
da gelip konar oraya. Burası Hiç'tir.. Hiçbişeydir yani. Taş gibi, taşkesmiş,
taşakesmiş. Dokunsan, dokunsa, dokunabilsen, dokunsana; Çağlar Varlık.
Kuram, muram bilmeyen bir garibanın taşbakışıdır.
2 Temmuz 2005
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Lale ve turuncu ve kara
Bir kötülüğü adlandırmak
Dilin kaymağı ve negatif şiir
Eleştiri melektir
Şair ki... Linç edin!
Şefkatimdendir
Ücra “son” dedi
Taşbakışı
Şiirzenişler III - ... Ve TANdır FERLENDİ
Şiirzenişler II DİLeDÜŞtü
Evdeki bulgur herkese yeter
Şiir, dil ve düşünce
Gaflet uykusu
Şiir kanını yerde komaz!
Hû Konşu!
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız,
buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|