|
Derin, Mehmet Aycı
|
| |
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
|
| |
Yakı, Mehmet Aycı
|
| |
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
|
| |
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
|
| |
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
|
| |
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
|
|
 |
Evdeki bulgur herkese yeter
"geç kalmış bir öğretmen ağıtı..."
"Çocuklar muhteşem Allah'ım!" diyen Dağlarca'ya yürekten katıldık. Muhteşem
varlıklarla, muhteşem bir oyunu başlattık. "Bu dünyaya sevi için" gelmiştik,
sevgi baştacımızdı. Dipsiz bir karadelik gibi tüm değerleri yutan dünyanın ve
zamanın tam ortasına dikilip "Size ve 'aşınmış' yarınlara bırakmayacağız
sevgiyi." diye meydan okuduk.
Bir şey en çok sahip olunmadığında konuşulurmuş, biliriz. Ucu çıkarlarımıza
dokunmadığı sürece 'mangalda külsüz' sevgiden söz etmeyi yakıştırmayız üstümüze.
Sevgiden öte söz yoktur çünkü. Çünkü, tırnaklarımıza kadar sevgi idik biz.
"İçi boş insanların bu dünyada yeri yok"tu, biliyoruz. Varlığımızın anlamını
çözmeye çalışıyorduk, 'işgal ettiğimiz toprağın' hakkını vermeye... Bilgi
yüklüyorduk heybemize; yük değil azık olarak. Azıksız çıkılmazdı yola.
Oysa bilgi, yük haline gelmişti cümle âleme... Kara bir heyula, kör bir duman
kaplamıştı ortalığı:
"Bir kavga başlamıştı ki, nasip kısmet uğruna,
Kapağı ver, kulbu al; kurbanı hiç soran yok."
Ne kapak, ne de kulb ayağımıza takılabilirdi bizim. Takılsa da 'tınmazdık'
zaten. İnsanca erdemlere, soylu duygulara, çocukluğun esenliğine ve sevginin
büyüleyiciliğine koşarken, kim / ne bağ olabilirdi ki ayağımıza. "Altı üstü beş
metrelik bez için, / boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?"ydi.
Oynayacaksan eğer sen de bizimle, çocukluğun enginliğine, erdeminle; "Sapa kulba
kapağa itibar etme dostum".
"Sevgilerimizi yarınlara bırakmadık" biz. "Bitmeyen işler yüzünden, bir bakış
bile yeterken anlatmaya her şeyi, kalbi[mizi] dolduran duygular, kalb[imizde]
kalmadı". Geniş zamanlar da ummadık bir sevgiyi söylemek için. Her şey, bir
yaprağın tedirgin kıpırtısı bile yüreklendirmeye yeterdi bizi; bir dostun
uzaktan duyulan sesi de. "Gizli bahçemizde açan çiçekler vardı."
Bir kelebek kanadı çırpınır göğsümüzde bizim; 'adam olacak çocuğun' gülüşü
yansıyınca yüzümüze. Belki şavkı vurur ışığın böylece işte size; serin ve mavi.
Çekinmeyin, hadi çekinmeyin; bastırın yanaklarınıza...
13
Mart 2005
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Lale ve turuncu ve kara
Bir kötülüğü adlandırmak
Dilin kaymağı ve negatif şiir
Eleştiri melektir
Şair ki... Linç edin!
Şefkatimdendir
Ücra “son” dedi
Taşbakışı
Şiirzenişler III - ... Ve TANdır FERLENDİ
Şiirzenişler II DİLeDÜŞtü
Evdeki bulgur herkese yeter
Şiir, dil ve düşünce
Gaflet uykusu
Şiir kanını yerde komaz!
Hû Konşu!
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|