|
Uzak Yıldız, Roberto Bolaño - Çeviri: Zerrin Yanıkkaya
|
| |
Derin, Mehmet Aycı
|
| |
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
|
| |
Yakı, Mehmet Aycı
|
| |
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
|
| |
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
|
| |
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
|
| |
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
|
|
 |
Gaflet uykusu
Yine onulmaz yaraların açtığı pencereden seyrediyorum evreni. Beyaz kızıllık
gözlerimi karartıyor [o akşam onun hali neydi öyle?]. "Şafağın birden
doğrulaca"ğından korkuyorum [dostum, çember çevirmenin bende hayatı
kışkırttığını söyleyen oldu mu hiç?].
O çocuk niye hâlâ gülümsüyor?/ yâr
bana bir eğlence- medet!
Kabaran bir göğüs bütün yüzleri gözlerimden fışkırtıyor. Artık sana gerçeği
söylemenin vakti geldi demektir. Bilebileceğin bütün şey, bütün şeylerin her
vakit bütünüyle habersiz geleceğidir; - ki işte: her vakit bütün yolcular aracı
terketmiş olacaklardır.
Çocuk! Kelebeğin gözleri boncuk boncuk/ iyi de
o çocuk, niye hâlâ gülümsüyor?
Bir bilmecenin ortasında durmak, şenliği yine kaçırmak demektir. Zaten ben, her
akşam suya bakmaktan, suyun tadını almaktan; suya parmağımı banmaktan ve de
suyun ağıtını yakmaktan hiç hoşlanmam. /Niye hâlâ gülümsüyor o çocuk?/ Çünkü
ben, annemin kırçıl-gümüş ellerini dudaklarıma bastırmaktan hazzederim.
Kançanağı gözlerim, çakırkeyf bir çocuğun gözlerinde alışılmadık bir parıltıdır
[babama onu hâlâ çok sevdiğimi niye söylemedin?].
Bak, soluk bir resimde tarih bana adımı söylüyor. O adam ölmediyse daha, çocuğun
elleri yine sürgünde midir? Yeryüzü bir çılgınlık yapmadan, insanların yine
"kelebek uykusuna" yattığını kim! söyleyecek? /niye gülümsüyor hâlâ, o çocuk?/
Kim söyleyebilecek bana, trajik bir yürüyüşün, ardından kitleleri
sürükleyemeyeceğini? /hâlâ niye gülümsüyor, oçocuk?/ Yoksa o şarkıcı çölü bir
efsanede oğullarıyla birlikte unutmadığından emin mi, keyfince dağları bağrında
koşturuyor? /Çocuk hâlâ... O niye gülümsüyor?/
Kopardım dehlizlerinden, bir vadide koca bir kayayı yiyen şahine bağışladım
aklımı [sende tırnaklarımı unutmuşum, bir yerlere kaldırdın mı?]. Acıyan
ellerimde yaprakları solarken ağlayan ağacın gözleri görmez /gülümsüyor o çocuk
hâlâ, niye?/. Güneş yıldızları sulamaya gitti bu ara. Ay, bir vakit annemin
ellerini yıkayacak. Babam samanyolunun gözlerinden -mi?- öptü [sen niye hâlâ
benim ayağıma dolaşıyorsun?].
Evrenin uyku saati geldi çattı, kafam kalbime girdi çattı; o, şimdi ağzımdan
fırlayacak... Sana yüreğimi belki şimdi parçalarlar [içerisi neden aydınlık,
döndün mü?]. İyi ama çocuğun burnunu kim sildi? Ben kenti tutuşturacaktım onun
gözlerine /o hâlâ, niye gülümsüyor? Çocuk!/.
Bi gaflet uykusuna dalayım dedim;
Dünyanın çığlığı üşüştü başıma.
Biri bana aklımın aldığının dünyanın başına çok dertler açtığını söylerken:
-Kalbim seninle yatıştı. Adını yüreğime bağışladım, sana şükürle bitiriyorum
bağrımda çocukları [annem beni yanaklarımdan öpmüştü]. Bir de işte: aklım;
Tanrım, sana emanet.
/Çocuk gülümseyerek bana döndü,
şimdi şenliğin zamanıdır:
Çiçekler sarıldı boynuma,
Bir kahkaha, bir kahkaha, hah ha.
Güneş düştü başıma.
22 Nisan 2004
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Lale ve turuncu ve kara
Bir kötülüğü adlandırmak
Dilin kaymağı ve negatif şiir
Eleştiri melektir
Şair ki... Linç edin!
Şefkatimdendir
Ücra “son” dedi
Taşbakışı
Şiirzenişler III - ... Ve TANdır FERLENDİ
Şiirzenişler II DİLeDÜŞtü
Evdeki bulgur herkese yeter
Şiir, dil ve düşünce
Gaflet uykusu
Şiir kanını yerde komaz!
Hû Konşu!
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız,
buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|