|
Derin, Mehmet Aycı
|
| |
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
|
| |
Yakı, Mehmet Aycı
|
| |
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
|
| |
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
|
| |
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
|
| |
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
|
|
 |
Hû Konşu!
“Ve Tanrı’nın simâsı
Hepimizin güneşi olacak.”
Novalis
Kulağınız varsa, kalbiniz korkudan duracak.
Kalbi olan girebilir!
Sevginin ihtişâmı tek ve yalnızca O’na olan adanışta, adanışın tüm sevgilere
sirayetinde yatar.
Sadece O’nu sevebilirsin.
Bütün sevdiklerin O’dur.
Sadece O’nu bilebilirsin.
Bütün bildiklerin O’dur.
Sadece O’nunla konuşabilirsin.
Bütün konuştukların O’dur.
Hû Konşu! Hû.
İnsanın yaratılıştan sahip olduğu fıtrî öz, ’büyük bütün’e, kemâlâta doğru olan
koşusunu başlangıçtan beri büyük katılımlarla, büyük çağlayanlarla sürdürmüştür.
Her aşamada kutlu bir yolcunun sadrından feyezân etmiş, taşarak ‘büyük coşku’ya
katılmıştır. Her taşıp coşması, varlığın türküsünü şakıyacak, varlığı çepeçevre
sarmalayacak, varolanların anlamlarıyla bütünleşecek, adeta varlığın ve
insanlığın özü sayılabilecek ‘O Kutlu Yolcu’ya hasret içinde sürmüştür. Ve
hasret dinmiştir. ‘O Kutlu Yolcu’ Sidre’yi aşıp, varlığı kuşbaşı tarassut
ederek, simasında FITRAT’ın cazibedar tebessümüyle aramızda / başımızın üzerinde
yerini almıştır.
Övünç kaynağımızdır O, insanlığın anlamıdır. Selam Onadır, muhabbet Ona; Onadır
ihtirâm...
Her yazılan, her söylenen; - tüm konuşma ellerin mâverâya açılışı olmalı.
Camâl’e, Hüsün’e, Kemâl-i Vücûda hakşinâs bir davetiye, nazlı bir perestiş; tüm
kâinatı telezzüzüyle ürperten her bûseyle taltîfimizde yerlebir – Bîr olup
devrilen tâ içimiz; - tüm konuşma: Sükût...
Yani sözün Kalbe inişi,
yani konuşmanın sükûta kalboluşu,
yani: DUÂ.
Söz’ün ihtişâmı sadeliğinde yatar.
Muhabbetin ihtişâmı saflığında,
Hayatın ihtişâmı kulluğun izzetinde,
Dostluğun ihtişâmı himmetinde, şefkatinde,
Kâmil kişiliğin ihtişâmı kemâl-i aczinde,
Ebeveynin ihtişâmı şefkatinde,
Büyüklüğün ihtişâmı ihtişâmın fakrinde,
Varlığın ihtişâmı semeresinde yatar.
Varlığın semeresi insandır.
İnsan nefesi açılır açılmaz şiir soluklamaya başlar; dili çözülür çözülmez şiir
söyler. İşte, en büyük şairler çocuklardır!
Yazmak ve konuşmak
belki söz'e sahip olmak düşüncesinden kaynaklı;
ben'imizi meşrulaştırmaktan.
Şiir; söz'ün, dil'in bize sahip oluşu.
Önce kelimeyle ben'imiz ilâhlaşırken,
ardından şiirin diliyle ben'imiz ilâhlarca yerlebir edilir.
Söz hakimdir, söz bizim değildir artık.
Kelâm artık sonsuz bir sükûttur.
"Önce sükût vardı" ve şimdi "yalnız sükût vardır".
Kelâm solunmuş, parlatılmış (nûr) ve sükûtun sonsuzluğuna,
her şeyi kaplayıcı sağanağına, esintisine (zulmet) katılmıştır.
Sonsuz sükût; sonsuz sükûn.
Konuşma sessizliğin soluklanmasıdır (hayatıdır).
Koruyup yaydığında kelâmı sükût,
Nefes aldığında konuşma;
Sükût bütün konuşmadır.
Sessizlik... Konuşma şimdi başladı.
Sükût... Ve konuşma şimdi asıl.
Susun! Konuşma başlıyor.
Hû Konşu!
28 Ocak 2004
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Lale ve turuncu ve kara
Bir kötülüğü adlandırmak
Dilin kaymağı ve negatif şiir
Eleştiri melektir
Şair ki... Linç edin!
Şefkatimdendir
Ücra “son” dedi
Taşbakışı
Şiirzenişler III - ... Ve TANdır FERLENDİ
Şiirzenişler II DİLeDÜŞtü
Evdeki bulgur herkese yeter
Şiir, dil ve düşünce
Gaflet uykusu
Şiir kanını yerde komaz!
Hû Konşu!
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|