mum kokusu.
gölgeler.
saçları bir klarnet neşesi,
durduğu yerde durmuyor.
geceler onun icadı bana,
ne yapıyor şu anda,
kime sesleniyor sesi.
ay mavisi dudağını,
mum alevi eritiyor.
gözleri bir mühür,
ay mavisi mumdan,
bütün sıkıntım bundan,
ne mümkün bitmesi.
etrafında su damlası gibi bir alev,
yavaş yavaş uzuyor,
hiç bitmeyecek gibi,
ama birden duruyor.
gölgeler.
su damlası.
bir çığlık teyelliyor içime,
susması.
mum kokusu,
geçen ömür gibi yanıyor mum,
bir bakıyorsun ki bitmiş,
gölgeler,
avuç içinde ama uzağa gitmiş.
zamansız sızıların hepsi,
ay mavisi bir mumdur ki,
bitmesin diye yanar,
içimde titreyen kalbim mi,
alev mi eriyen mumdan,
kalbim neresi,
boşa geçen bir akşam mı,
çaresiz bir sandal mı kalbim,
yarın ilk iş onu görmeliyim,
gözlerime sırnaşan uykum bundan.
gözleri,
bilmediği bir şehirde kaybolmuş bir adamın,
ayak sesi,
kalkıp yürüdü mü,
tutunup rüzgarına,
ben de gitmeliyim burdan.
gülmesi,
ne mümkün esrarını bilmesi,
saati gece üç eden ben miyim,
o mu.
bir şarkı gibi,
sabahları gelmesi.
dudaklarımın kıpırdanışı bundan.
ne olduysa oldu,
ay mavisi mumdan.
ay çarpması bakması,
ay mavisi mum
kendisi,
ben eriyen bendesi...