Vakit dar,
heybembe nar getirdim annemin çeyizinden
sevgiden korkmayan güzel yüreklere,
diri ve serin nar
dışı serin, içi...har...
geçen geçti, hep zarar
kalan; bir kar tanesinin yere düşüp erimesi kadar, dar
tükense ne çıkar ki kalemim
acımasam evde kalmış kızlarla erkeklere
yahut sevmesem sokak çocuklarını
bunu kim umursayacak!
Ya ne olacak! bozulacak çarkını tuttuğum evren
alev yutacak ne varsa...
heybemde nar getirdim annemin çeyizinden
al...sana...
zamanı avlayabilmiş kaç kişi var
Adem i kaç geçiyor Havva dan ne kaldı,
israfil toplanıyor doldurmak üzere avurdunu
ya bunu.. kim bilebilir!
Ah ne kaldı şuncacık ömürden
dervişin su içip hamdetmesi kadar..
ya alsın bu ateşi yüreğime koyan
ya sevdirsin bu narı insanlara
yoksa bu nar, har olup beni yutacak...
işte bu nar, bu ellerimden uzanan yüreğinize
serinlik ve kan, su ateş ve hava
işte bu nar
ilk çığlık kadar yakışan bebeğinize...
bir anneyi güldürmeye ne yeter ki...
bir bebeğe daha ne yakışabilir ki !
ilk nefes kadar...
ve onu anlatmaya
ilk yürek gibi diri ve serin bir nar kadar...
giden gitti, Hallacın boynunu vurdu hükümdar..
geride bir Hak kaldı mansur dan
ve iç çeken bir nefes...
Ah ne kaldı şuncacık ömürden
bir gözyaşının dudağıma değmesi kadar..dar
heybemde nar getirdim annemin çeyizinden
diri ve serin nar
dışı serin, içi...har
"önce sus" demişlerdi bir halkaya girerken
sustum ve ezdim ya başını bilgeliğin
sessizliğim de yanlış anlaşıldı...
şeffaf bir cam sandınız yüreğimi
oysa... bir kristal kesmişti elmas
ama elması siz nereden bileceksiniz !
daha nar bile yemediniz
hele har hiç kesilmediniz !
ömür dar
yer dar, yen dar,
heybemde nar getirdim annemin çeyizinden
sevgiye soyunmuş herkese,
vurmadan mührünü hükümdar..
diri ve serin nar,
dışı serin içi har...
02.00 - 20.03.2002 Antalya