| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • RÖPORTAJ |
Bugün: |
|
Platon’a en büyük haksızlık şairler tarafından yapılmıştır
Geçen yıl Altın Portakal Şiir ödülünü kazanan Yücel Kayıran hakkında bu yıl Antalya’da kapsamlı bir sempozyum düzenlendi. Bu vesileyle Şair Kayıran ile şiiri ve Metis Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı “Çalgın” hakkında konuştuk. Yaşadığımız zaman dilimini 13. Yüzyıla benzeten Şair Yücel Kayıran ile Türk şiirinin günümüzdeki meseleleri çerçevesinde keyifli bir sohbet yaptık. Bu röportaj da o sohbetin tutanağı oldu.
• Kimileri şiirin toplumdan koptuğunu kimileri de toplumun şiirden koptuğunu. Her halükarda bir kopuştan söz etmek mümkün. Bu iletişimsizliği/kopukluğu siz nasıl yorumluyorsunuz?
Türkiye toplumu önemli bir değişim yaşanıyor bugün. Bireyin öz benlik algısıyla ilgili bir değişim bu. Sosyoloğlar, Cumhuriyetin ilk yıllarına ilişkin incelemelerinde, Türk bireyinin bir çocukluk hali içinde olduğunu, bir ergin olmama hali içinde olduğunu dile getirirler. Ben bugün bu algının değişmekte olduğu kanısındayım. Türk insanı bireyin çocukluk evresinden, daha yetişkin bir dönemine geçiyor bugün. Oysa şiir hep çocukluk haliyle ilgili bir şey olarak görülür. Böyle bir kopuştan söz edilebilir. Ama daha önemlisi ve daha vahim olanı ise, şiir yazan kişilerin de şiirden kopmuş olmasıdır. 90lı yılların en önemli şiir dergisi Sombahar bu nedenle kapanmıştı. Sombahar’a binbeşyüze yakın kişi şiir göndermiş yayınlanması için, ama derginin satış rakamı üçyüzelliye düşmüştü. Yani, dergiye şiir gönderenler bile, dergiyi satın alıp okumuyor.
• Şiir anlayışınızı “Felsefi şiir” olarak tanımlarken, şiir-felsefe ayrımına da özel bir vurgu yapıyorsunuz. Felsefe, Platon’un “Devlet”inden dışladığı şairin hangi eksikliğine, hangi yarasına merhem olacak?
Platon’a en büyük haksızlık şairler tarafından yapılmıştır. Platon’u yanlış anlamamak için, meseleye Platon’un gözüyle bakmamız gerekir. Platon’un terimleriye baktığımızda, iki tür şiirden veya iki tür şairden söz edilebilir. Bir; hakikati dile getiren şair; iki, fenomeni, görüneni dile getiren şair. Platon’un derdi, ikinci türden şairlerledir. Devletten çıkarılması gereken şair, fenomeni dile getiren şairdir, ama hakikati, asıl olanı dile getiren şair değil. Örneğin, Parmenides’in veya Harakleitos’un devletin dışına çıkarılmasından söz etmez Platon. Platon’un, fenomeni, yani asıl ve hakiki olmayanı dile getiren şaire yönelttiği eleştiri temelde ahlak eleştirisidir ve fenomenle ilgilenen şairde bir ahlak ihlali görmüş olmasıdır. Bence, felsefenin şaire sunduğu merhem budur. Başka bir deyişle, felsefenin şiirden çok şaire bir faydası söz konusudur. Felsefe, şaire, ideoloji ve dünyagörüşü gözü yerine, ‘felsefi bir göz’ kazandırır. Bu göz bize asıl olanın ne olduğunu görmemizi sağlar. Felsefi Şiir, felsefeye, yani filozofların ortaya koyduğu görüşlere göre yazılan bir şiir değil. Felsefi Şiir, felsefi göze dayalı bir şiirdir. Elbette şiirle felsefe ayrı ayrı şeylerdir, tıpkı dünyagörüşü ile felsefenin ayrı olması gibi. Felsefi Şiir, insanın çıkışsızlık karşısındaki varoluş durumunu dile getiren bir şiir anlayışıdır. İnsan, çıkışsızlığa yazgılı bir varlık. İnsan, inandığı değerlerle çatışan koşullarda yaşamaya başladığında bu duruma geliyor. Değerleri çiğneyen veya ihlal eden kişilerin bir çıkışsızlık yaşamaları pek söz konusu değil ve bu daha çok kişisel çıkar ve iktidar peşinde olanların edimidir. Dolayısıyla Felsefi Şiir, itikadlı insanın şiiridir; insanın varlıktaki durumunu problem adinen bir şiir.
• “Çalgın” şiirinizde nasıl bir durağa/dönemece ya da geçişe işaret ediyor?
Meksikalı şair Octavio Paz, iki yüzyıldır bir ihtilal mitosu içinde yaşandığını söyler bir yazısında. Buna ulus devlet mitosu da denilebilir. Beni kendimi hiçbir zaman bu mitosun içinde algılayamadım. Bugün yaşadığımız dönem daha çok 13. yüzyıla benziyor veya ben böyle algılıyorum. Bu nedenle, modern veya gelenek gibi kavramlar, pek anlamlı gelmiyor bugün bana. Çalgın’da böyle bir evren söz konusu mudur? Blemiyorum. Dahası, daha fazla bir şey söylemem pek mümkün değil.
• “Çalgın”ın bölümlenmesinde 9. kitap, 8. kitap, 7 kitap şeklinde olması nasıl bir geri sayıma işaret ediyor?
6-5-4. bölümler ikinci kitabım Beni Hiç Göremezsin’i oluşturuyor; 3-2-1. bölümler ise ilk kitabım Hayaline Firar Edeneyenlerin Afsunu’nu. Şimdi, insan oluş halinde olan bir varlıktır, olmuş tamamlanmış bir varlık değil. Bireyin oluş hali de, gelecek tasarımından çok, ki gelecek tasarımı denilen şey de ihtilal mitosunun ürettiği bir algı biçimdir, geçmişten bugüne gelinerek tamamlanan birşeydir. Birey olmak, özne olmak insanın varlık bütünlüğü ile ilgili birşeydir. Varlık bütünlüğümüz ise, sadece yapıp etmelerimizden değil, başımıza gelenlerle ilgili bir bütünlüktür. Ve bunu da ancak, geçmişten bugüne gelen süreç bağlamında kurabiliriz. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin hemen hemen büyük bir kısmı bu gelecek tasarımı içinden yazılagelmiştir. Birey veya özne derken de anlaşılan şey, hep geleceği tasarlayabilen, bu tasarıyla eyleyebilen kişidir. Gelecek bizim kontrolümüzde değildir oysa. Geçmiş de kontrolümüzde değildir. Galip gelenler, istedikleri gibi yazarlar onu. Hatta kişisel geçmişimizi bile.
• “Nazar” imgesinin kitaptaki rolünü açıklar mısınız?
Çalgın olma halini nazar imgesini hesaba katmadan anlamak pek olanaklı değil. Nazar, derin, içli bakış demek. Bakan kişi, öyle bakar ki, baktığı şeyden bir parça alır ve kendisinden de bir parça bırakır orada. Çalgın hali, bu durumun sonucunda oluşan bir hal. Ötekinin bakışıyla ruhumuzdan aldığı parçanın peşinde dolaşıp durma hali. Nazar kelimesi, Çalgın’ın gerekli koşul imgesidir.
6 Temmuz 2006
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|
| Başkalarına olduğu kadar kendimize de yabancıyız. - Montaigne |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk |
|
Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.
© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi |