1958 Adana doğumlu. ODTÜ'de istatistik okudu. 1979-1982 döneminde ODTÜ Edebiyat Kulübü'nün başkanlığını yaptı. Edebiyatçılar Derneği'nin kurucularından ve eski başkanlarından olan Özcan Karabulut'un öykü kitapları ise şöyle: Karşı Öyküler (1984), Hüzünle Bazı Günler (1990), Baştan Sona Yalnızlık (1997), Belki de Kaybeden Zaman (1998). Karabulut, ayrıca sunup yönettiği söyleşileri `Her Pazartesi'Edebiyat Konuşmaları adıyla yayına hazırladı. Ankara Öykü Günleri'nin kurucusu, 14 Şubat Dünya Öykü Günü'nün fikir babası ve başlatıcısı.
|
|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
|
 |
Türkiye, Öykü Edebiyatı'na hareket getiriyor
Geçtiğimiz günlerde 3. sayısı çıkan İmge Öyküler'in Genel Yayın Yönetmeni Özcan Karabulut aynı zamanda uluslararası takvime girmek üzere olan 14 Şubat Dünya Öykü gününün de fikir babası. Karabulut ile Uluslararası PEN'nin bu konuyu gündeme geleceği Slovenya'nın Bled kentinde gerçekleşecek kongrenin arifesinde öykü dergiciliğini konuştuk.
Suavi Kemal YAZGIÇ
suaviy@yahoo.com
Ankara, 9 senedir düzenlenen Öykü Günleri'ne ev sahipliği yaparak sadece öykü
alanında sadece Türkiye'de değil dünyada da önemli bir yere gelen bir şehir.
Nitekim 14 Şubat Dünya Öykü Günleri'nin ilk adımları da Ankara'da atıldı. Bütün
bu etkinliklerde büyük emeği geçen ve İmge Öyküler Dergisinin Genel Yayın
Yönetmenliğini yapan öykü yazarı Özcan Karabulut ile öykü dergiciliği
çerçevesinde konuştuk.
• Türkiye'de bir öykü dergiciliği geleneğinden bahsedebilir miyiz?
Bir gelenekten bahsetmek mümkün. En eski öykü dergimiz olarak Salim Şengil'in
yönettiği Seçilmiş Hikâyeler dergisini görüyoruz. Mustafa Balel tarafından
Sivas'ta çıkarılan adı Öykü olan dergi. Ankara'da çıkan daha sonra İstanbul'a
taşınan Yaba Öykü, İzmit'te yayımlanan Fayton ve Üçüncü Öyküler, bir dönem
ODTÜ'lü gençlerin çıkardıkları Öyküden Bir Bilet Gidiş Dönüş, Yom Sanat dergisi
çevresindeki arkadaşların çıkardıkları Düzyazı Defteri, Eylül Öykü ve bizim
çıkardığımız Düşler Öyküler dergisi öykü dergiciliğimize, öykücülüğümüze
yaptıkları katkılarla edebiyat tarihimizdeki yerini almış dergiler. Yazıt
dergisinin de, çevresinde öykücülerin olması ve öykü türüne önem vermesi
bakımından adının anılması gerekiyor. Adam Öykü, Hece Öykü, Kül Öykü, Kum Öykü
ve Şubat 2005'te yayımlamaya başladığımız İmge Öyküler dergileriyle öykü
dergiciliğimiz, 90'lı yılların ikinci yarısından günümüze altın dönemini
yaşıyor, bence.
• Yazıt dergisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
80'li yılların ikinci yarısında İzzet Kılıçlı'nın çıkardığı, aralarında benim,
Cemil Kavukçu'nun, Hasan Ali Toptaş'ın bulnuduğu Yazıt dergisi bir öykü dergisi
olmasa da öykü merkezli bir dergi idi. Daha sonraları Hakan Şenocak, Attila
Şenkon, Faruk Duman gibi arkadaşlar da Yazıt'ın çevresinde yererini aldılar. Bir
çoğumuzun ilk öyküleri ve ilk kitapları Yazıt dergisinde yayımlandı. Bir öykü
dergisine ihtiyaç olduğunu o yıllarda konuşurduk. Nitekim, Yazıt sonraki
sayılarında bir de Modern Öyküler adıyla içinde öykülerin yer aldığı ek vermeye
başladı. Ben Yazıt'ı biraz kapalı buluyordum. Tartışıyorduk. İzzet Kılıçlı'nın
ömrü yetseydi özlemini çektiğimiz öykü dergisini belki biz birlikte çıkarırdık,
kim bilir.
• Düşler Öyküler dergisini çıkardınız ve ardından Ankara Öykü Günleri
başladı…
Adnan Özer ile birlikte uzun uğraşılar sonucu Düşler Öyküler dergisinin
hazırlıklarına başladık. Adnan Özer İstanbul'da, ben de Ankara'da dergi
hazırlıkları içindeyken Adam Öykü dergisi çıktı. Düşler Öykülerin ilk sayısı ise
Adam Öykü'den 6 ay sonra yayımlandı. Yeri gelmişken söylemek isterim: Adam Öykü
dergisi bugüne kadar öykücülüğümüze, öykü dergiciliğimize en fazla katkıda
bulunmuş, istikrarlı bir biçimde çıkmış bir dergimizdir ve bunda da Semih
Gümüş'ün büyük katkısı vardır. Düşler Öyküler dergisinin yayın hayatı ne yazık
ki 9 sayı sürdü. Düşler Öyküler olarak bugün devam eden Ankara Öykü Günlerini
başlattık. Düşler Öyküler olarak diğer dergilerden temel farkımız öykü ile
ilgili ulusal projeler üretip bu projeleri kurumsallaştırmamız, her yaştan, her
kuşaktan öykücüyü, yazarı çok geniş bir coğrafyada buluşturmamızdı. Bugün İmge
Öyküler'in Düşler Öyküler'in küllerinden doğduğunu söyleyebiliriz. Bu yıl
Uluslar arası PEN Kongresinde prosedür gereği yeniden kabul edilip ve kültür
takviminde yerini almak üzere UNESCO'ya önerilecek olan 14 Şubat Dünya Öykü
Günü'nün de yine aynı kaynaktan doğduğu gibi
• İmge Öyküler'in çıkış öyküsünü ve formatını anlatır mısınız?
Ankara Öykü Günleri çerçevesinde bir araya gelen ve birbirinden etkilenen öykü
yazarları İmge Öyküler dergisinin çıkış noktası oldu diyebilirim. Öyküdeki
hareketliliğimizin bir çatı kuruma ihtiyacı vardı. Bunun bir öykü dergisiyle
sağlanabileceğini düşündük. Bütün deneyimimizi ve birikimimizi de dergiye,
derginin formatına aktardığımızı düşünüyorum. Konuk türleriyle, diğer türlere
sayfalarını açmasıyla, öykü forum'uyla vb. İmge Öyküler'in bir edebiyat dergisi
olduğunu düşünüyorum
• Dergiye ilgi nasıl? Genç öykücülerle ilgili bir özel bir çalışmanız var mı?
Türkiye çapında sıcak bir ilgi var İmge Öyküler'e. İlk sayı 3 bin basıldı.
İkinci ve üçüncü sayılar ise 5 bin 500. Yoğun bir öykü trafiği var. Türkiye'nin
dört bir tarafından öykü geliyor. Gençlerin, yeni öykücülerin öykülerini bizimle
bağlantılı olarak Nemika Tuğcu arkadaşımız değerlendirecek.
• Modern öykünün doğduğu Batı Avrupa'da öykü konusunda bir yorgunluk olduğu
yorumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İngiltere'de öykünün öldüğüne ilişkin tartışmalar yapılıyor. Modern öykü türünün
başlatıcılarından Guy de Maupassant'ın doğduğu Fransa'da Saint Quentin'de
düzenlenen öykü günleri ilgisizlik yüzünden son buldu. Buna karşılık 2000'li
yıllardan itibaren Afrika dahil pek çok yerde başlayan yeni öykü günleri var.
Demek ki dokuzuncusunu gerçekleştirdiğimiz Ankara Öykü Günleri daha şimdiden en
eski ve köklü öykü etkinliği olma özelliğini taşıyor. Öykü edebiyatının
Avrupa'daki en dinamik bölgesi ise Balkanlar. Türkiye'nin bu dinamizm içinde
özel bir yeri var. Yaşlı kıta Avrupa, 14 Şubat Dünya Öykü Günü'nün dinamizminden
etkilenecek ve öykü tekrar canlanacak diye düşünüyor ve umuyorum.
15 Temmuz 2005
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|