d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• RÖPORTAJ  

Bugün:

MURAT MENTEŞ

1974'te İstanbul'da doğdu. Şiir yazmaya lise 1. sınıfta başladı. Şiirleri; Yedi İklim, Şehrengiz, Dergâh, Atlılar'da yer aldı. İlk kitabı Kuzgun'un Gölgesi [Şiir, Yedi İklim Yayınları] 1996'nın son günlerinde yayınlandı. Yazılarını biraraya getirdiği Kaosa Mütevazı Bir Katkı adlı kitabı [2001], Şûle Yayınları arasında çıktı. Menteş, halen Gerçek Hayat dergisinin Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmaktadır. Evlidir. İsmet Latif ve Kaan Cahit, Menteş'in ikiz oğullarının adlarıdır.

KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


'Televizyonu aç ve katliamı ailecek seyret...'

Geçen yıl yayınlanan "Kaosa Mütevazı Bir Katkı" adlı deneme kitabından sonra yine Şule Yayınları'ndan "Aynalı Barikatlar" adlı yeni kitabı çıkan Murat Menteş ile yeni kitabı hakkında konuştuk.

KİTABIN KÜNYESİ
Aynalı Barikatlar, Murat Menteş, Şule Yayınları, İstanbul 2003, 229 s.
SATINALMA BİLGİLERİ
Suavi Kemal YAZGIÇ
suaviy@hotmail.com

• Sana Kaosa Mütevazı Bir Katkı'dan sonra Aynalı Barikatlar'ı yazma gereğini hissettiren temel sebep ne idi?

Kaosa Mütevazı Bir Katkı'da medyanın hayatımızda uyandırdığı yıkıcı etkileri işaret etmeye çalışmıştım. Okuru eğitmeyi değil, onunla hasbıhal etmeyi gözetiyordum. Bu sebeple kitaptaki yazılarda teorik iddiaları desteklemek üzere birçok ironik hikaye anlatmıştım. İtiraf etmeliyim ki bu hikayelerin ve hattâ haberlerin büyük çoğunluğunu uydurdum. O kitap yeterince ilgi görmedi. Aslında ben okuyucularımın sayısının azlığından şikayetçi değilim, tersine hoşnudum. Kitleleri etkileyesim yok yani. Buna karşılık, o az sayıdaki okurun, Kaosa Mütevazı Bir Katkı'yı sıradan bir hevesle, vakit geçirmek için ya da kendimi oyalamak için yazdığımı düşünmesini istemedim. Okurun güvenini kazanma niyeti, elbette Aynalı Barikatlar'ı yazmamın biricik ya da en önemli sebebi değil elbette. Fakat sebeplerden biri işte.

• Kitabın önsözü 'hamle sırası sizde' ifadesiyle bitiyor. Okurdan nasıl bir hamle bekliyorsun?

Okurdan okuma dışında bir hamle beklediğim söylenemez. Az önce söylediğimi biraz açayım: Türkiye'de okurla yazar arasında vahim bir güven sorunu var. Ve bana öyle geliyor ki bu sorunun başlatıcısı yazarım diye piyasaya çıkanlardır. Okura aptal muamelesi yapılıyor ve okumak neredeyse aptallığın itirafına dönüşmüş vaziyette. Benim nazarımda okur hem donatım hem de zekasının işlekliği bakımından başedilmesi zor biridir. Yani, müşkülpesent ve saygın bir okur tahayyül ediyorum ve onun için yazıyorum. Daha iddialı ama aynı zamanda mütevazı bir ifadeyle söylemem gerekirse, kitaplarım, bir anlamda okura gösterme gereği duyduğum saygının ifadesidir.

• İkiz Kulelerin 'aynalı barikatlar' misali yükselen camlarının tuzla buz oluşunu hep beraber seyrettik. Ardından da ABD önce Afganistan'ı ardından da Irak'ı dehşetengiz operasyonlarla 'özgürleştirdi'. Ne oldu? 10 Eylül ile 12 Eylül arasında ne fark vardı?

11 Eylül 2001 Salı gününü birçoğumuz ölünceye dek unutmayacağız. Fakat bugün olanların anlamı neydi? Ben, bu olay vesilesiyle terör olgusu üzerine kapsamlı ve ayrıntılı düşünceler üretilmesi gerektiği kanaatindeyim. Olup bitenin bizi ilgilendiren kısmını televizyon seyrederek kavrayabileceğimize inanmıyorum. Ve esasen sizin tabirinizle "10 Eylül ile 12 Eylül arasında" sahiden büyük farklar olmadığını söyleyebilirim. Terör 11 Eylül'den önce de yürürlükteydi, şimdi de yürürlükte. Terörü, sistem dışı unsurların faaliyeti olarak tanımladığımızda, sistemin hizmetçisi durumuna düşeriz. Mevcut konvansiyonel uygulamalar ve küresel standartların terörist niteliğini keşfetmemiz gerek. Afganistan ve Irak'ın işgaline gelince; dikkat buyurunuz mezkur bölgelerdeki bütün cinayetler, iki bahaneyle işlendi. Birincisi, sizin de belirttiğiniz gibi özgürleştirme, demokratlaştırma falan filan. İkincisi, dünyanın geri kalanının güvenliği ve refahı. Uzatmayayım. Amerika yeryüzündeki tek suçlu, yegane terörist olmayı hedefliyor ve bu yolda uygun adım yürüyor. Olup biteni bir tür eğlence olarak algılamamız için gerekli tesisatı da çoktan kurmuşlar. Televizyonu aç ve katliamı ailecek seyret...

• Aynalı Barikatlar'da 'terör' kavramı geniş bir tanımla ele alınmış. Hangi kapıyı çalsak karşımıza terör çıkıyor. Terör günlük hayatımızı kuşatan bir şey olmanın ötesinde günlük hayatın ta kendisi.

Birçok araştırmacı-yazar 11 Eylül eylemini New York'taki Yahudi lobisine ya da Almanlar'a zimmetlemeyi denedi. Ben işin bu kısmıyla doğrusu pek ilgilenmedim ve açıkçası asıl meselenin burada odaklandığını da düşünmüyorum. Konuyla ilgili makaleleri kitapları okudum tabii ama Aynalı Barikatlar'da terörün gündelik hayatımıza sindiğini, gündelikleştiğini göstermeye çalıştım. O yüzden de makyajdan, piyangodan, Hollywood sinemasından, 'evsel atıklar'dan filan bahsettim. Yine hikayeler anlattım. Herkesin korkutulduğu bir dünyada, korkaklar çağında, sakin kafayla düşünmenin ve hoşbeş etmenin yollarını aradım. Ciddiyeti espri içinde muhafaza etmeyi uygun buldum.

• Nedir terörü bu denli güçlü ve belirleyici kılan?

Mesele bence vahim. Dahası manyakça, kaotik, zırvalar zırvası. İnsanı bir kerecik malzemeleştirdiğiniz zaman işler berbat olur. Kula kulluk gerek narsisistler, egosantrikler, sadistler ve gerekse depresifler, konformistler, mazoşistler sayesinde pekişir. Kuyruğa girdiniz, hizaya da gelirsiniz. Alışveriş merkezine koştunuz, o halde sürprizlere hazır olun. Hediye çeki de olabilir, el yapımı bir bomba da. Telefon ediyorsunuz, e müsaade edin de o oyuncağı size sunan kişi sizi dinlesin! Uzaya gönderilen uydunun arkasından su döküyor ya da alkış tutuyorsunuz. O uydu aracılığıyla dikizlenince de hüzünleniyorsunuz! Hah hah hah hay. Hayatın kurgusu ve insan telakkisiyle ilgili hususlar bunlar. İsyan bayrağı dalgalandırmak ve avaz avaz bağırmak da bazen kendini sabote etmek anlamı taşıyabilir. Bütün bunlar dert işte. Ben de dertleşmek için yazıyorum zaten. Dediğim gibi: Espritüel bir dertleşme.

• Aynalı Barikatlar'dan sonra gündeminde ne var?

1997'den beri yazmak istediğim bir roman var. Onu yazacağım. Bir de şiir kitabı. Artık vakti geldi, değil mi? Hattâ geç kaldığım bile söylenebilir. Söylensin. Gecikmeden tamamlanan iş mi var şu yalan dünyada?

15 Mayıs 2003

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Bağırmayın, acılarınız azalmaz! - Kazancakis

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby