| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • RÖPORTAJ |
Bugün: |
|
Yaptıklarım ortada, iteklenenler de...
“Kumaştan Çalan Terzi” adlı kitabı Birun Yayınları'ndan çıkan Hüseyin Akın, "Yaptıklarım ve yazdıklarım meydandadır. İtekleyerek bir yerlere doğru sürüklenen insanları da görüyoruz. Gazeteleri, medya imkanlarını ve bütün görüntüleri kapatıyorlar" diyor.
saktunca@yahoo.com • Yaklaşık dört ay evvel "Kumaştan Çalan Terzi" şiir kitabınız çıktı. Bana göre son yılların en iyisi denilebilecek bir kitap. Neden en yakınınıza kadar garip bir sessizlikle karşılandı?.. Öncelikle ilgi ve teveccühünüze teşekkür ediyorum. Kitabı okuyup da tat almadığını söyleyen kimseye rastlamadım. Bilakis herkes şifahen yazdıklarımı yere göğe sığdıramıyor. "Çok beğendim", "Şiirleriniz hep dilimde" gibi iltifat cümlelerinden geçilmiyor. Ama bunların hepsi sözlü ifadeler. İş yazıya geldi mi herkes meşgul ya da : "senin son kitapla ilgili bir şeyler yazmayı düşünüyorum" tarzında geleceğe dair vaatlerle karşılaşıyoruz. Tabi buna rağmen bir çok kişi kitabıma değindiler. Doğrusu işin ambalajlama ve pazarlama tarafı benim ilgi alanıma çok fazla girmiyor. Yaptıklarım ve yazdıklarım meydandadır. İtekleyerek bir yerlere doğru sürüklenen insanları da görüyoruz. Gazeteleri, medya imkanlarını ve bütün görüntüleri kapatıyorlar. • Bu kitabınızdaki şiirler daha bir uzun soluklu. Belli ki bir biçim denemesi içerisindesiniz. Kitabım iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde sizin söylediğiniz gibi uzun soluklu diyebileceğimiz şiirler yer alırken, ikinci bölümde beşli dizelerden örülü daha sınırları belli şiirler yer almakta. Şiir bana göre öz ile form'un müşterek nefes alışıdır. Bunun için, kimi zaman halet-i şiiriyyeme göre uzun solukluluğa denk düşecek şiirler yazıyorum, kimi zaman da kalasik tefrişat görüntüsü veren beşlik dizeler halinde şiirler yazıyorum. Neticede bu iki tarz şiirde de ben varım. • Özellikle birinci bölümdeki şiirler kendini kolay ele vermeyen nitelikte. Çok derin kanallardan akan bir şiir intibaı veriyor. Ne dersiniz? Şiirde neyin peşinde olduğum ve ne yapmak istediğimi bir süre önce çıkan "Deneme-Yanılma" kitabımda ifade ettim. Kısaca şunu söyleyebilirim ki, ben felsefi zihni yolundan döndürüp şiir yolunda kalbime refakatçi kılmaya ikna ettim. Yazdıklarım ontolojik arayış ve hakikatin dillendirilmesidir. Hakikat karşısında sükun bulanlardan değil çıldıracak duruma gelenlerdenim. Yüzeyde gezinirken aniden derine dalışlarım bundandır. Kişisel maceramla yakınlık kuran kişiler buna "anlamak" diyorlar. Oysa anlam denilen şey, zihnin içine giremediği şeyi tahrif edip kendine uyarlı hale getirmesinden başka nedir ki?...Bu hepimizin bilmezden geldiği bir gerçektir. "Az şey değil bir kızı bir babadan çekip almak….." diye başlayan ve " ey gök çıtını çıkar…" diye biten " Buradan Bakınca Gökyüzü" şiiri bu söylediğim anlamda derunla satıh arasında gidip gelmelere en iyi örnektir. Hiçbir gerçek ontolojik gerçekten bağımsız olarak kavranamaz. "Bir kızın bir babadan çekilip alınması" bile böyle. Şiir felsefenin ulaşamadığı yüksekliklere, dar alanlara, dehliz ve menfezlere ulaşabilir. Bunu başardığıma inanıyorum. • "Kumaştan Çalan Terzi" ilginç bir başlık. Modern şiirde terzi imgesini kullanan şairler kervanına siz de katıldınız. Bu başlık şüphesiz okuyucuda bir şeyler çağrıştırıyor, ama sizin de bir maksudunuz olmalı sanırım bu isimle. Hayat bize biçtiği ömür kumaşından her gün bir parça çalıyor. Bu hazin gerçeği ancak bu üç kelimeyle söyleyebilirdim. Kitabımda yer alan hakim duygu bu başlığa tekabül ediyor. Fanilik duygusu insana ağır yenilgi hissini veriyor. Bu gerçek karşısında yapacak bir şeyi olmamak insanın en kadim trajedisi. Yazmak da bu fanilik hissini bertaraf etme onunla baş edebilme serüveninden başka bir şey değildir. • Emsallerinizden sizi genelde ayırıyorlar, bu ayrımı onaylıyor musunuz? Bu içinde bulunduğunuz edebiyat ortamıyla alakalı bir durum mu, yoksa şiirinizin aktığı mecra ve kanallarla ilgili bir şey mi? Seksenli yıllardan beri değişik edebiyat dergilerinde yazıp görev aldım. Kardelen, Düş Çınarı, Özülke…gibi dergilerin mutfağında bulundum. O zaman yazdıklarımla doksanlı yıllarda ve şimdilerde yazdıklarımı kıyasladığım zaman iki ayrı Hüseyin Akın'dan bahsedebiliriz. Bu birbiri ardınca çıkan şiir kitaplarımda da gözlenir. "Çöl Vaazları" şiirlerimle yeni bir söyleyiş imkanına kavuştuğum yeni bir kanal keşfettiğim doğrudur. Ses ve söz açısından çıtası sürekli yükselen bir şiir benimki. Bir zamanlar benim için en önemlisi "söylemek" iken bu safha noktalandı. Şimdi söylemenin yerini "nasıl söylesem acaba?" aldı. Dilin değişik imkanlarını renk, koku ve ritm açısından araştırmayı sürdürüyorum. Dün aynı dergide yazdığımız arkadaşlardan bir kısmı emsal olmamıza rağmen statik şiir yazmayı sürdürürken bir kısmı emsalimiz olmadığı halde bugün şaşırtıcı arayış ve buluşlara ulaşmışlardır. Örnek vermek gerekirse, Nurettin Durman şiirsel devinime sahip isimlerden biridir. Benim değişimim ortam değişimi değil şiir anlayış ve çizgisine parelel bir değişimdir. Şiirsel anlayış değişince ister istemez yazdığınız dergilerde, edebi ortamlarınız da değişiyor. • Kırklar dergisi ailesindensiniz, derginin işleyiş ve durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir de "Birun" yayınlarından Kırklar yazarlarının kitapları çıktı art arda, nasıl tepki aldınız? Kırklar dergisi 5.yılına girdi. Kendi yağıyla kavrulan bir dergi için bu büyük bir başarıdır. Genç edebiyatçıları bünyesinde topladı, onlara heyecan ve şevk verdi. Bir kısmının ürünlerini kitaplaştırdı. İbrahim Tenekecinin bu konudaki gayret ve fedakarlığını ifade etmeden geçemeyeceğim. İbrahim Tenekeci "iş" olan bir durumu kolaylıkla sanata tebdil etmesini bilen birisidir. Onun içindir ki bir çok kişinin pes ettiği noktada onun yorulma belirtisi bile göstermediğini görüyoruz. Gerçekten de insanı yoran çalışmak çabalamak değil, kadirşinassızlık, vefasızlık, umarsızlık ve duyarsızlık oluyor. İnsanların işi gücü bırakarak şahıslar üzerine konuşması sonra bütün bunlara cevap vermek zorunda kalmak. İşte insanı asıl yoran şeyler bunlar. Kitaplar yine Birun yayınlarından İbrahim Tenekeci editörlüğünde çıktı. Çok iyi tepki aldık. Şiir ve öykü ortamı hareketlendi. Gerçi birileri bunu görmemezlikten gelmeye çalıştı ama, güzelliğin üzeri ne kadar örtülebilir, siz takdir edin. • Yazarlar Birliği bu sene şiire ödül vermedi, bu çeşitli çevrelerde tepki gördü. Fakat siz biraz daha ileri giderek köşenizde bu durumu eleştirdiniz. Cevap geldi mi sizin bu ileri sürdüğünüz eleştirilere? Bakın ben şahsi bir meseleyi gündeme getirmedim. Ortak bir şiirsel haysiyeti korumaya çalıştım. Gerekçe ve sebepleri sordum. Kelimelerim tonu ağır olsa da asla hakaret ya da aşağılama gibi bir yola tevessül etmedim. Benim sorduğum sorular cevabı belli olduğu için ve cevap mevkiinde bulunan kişilerin itirafları yerine geçeceği için kimse yazıma yanıt vermedi.Ama kurum içinden bir çok kişi telefon ve mail yoluyla söylediğim şeylerin altına imzalarını atabileceklerini söylediler.Mesele şahsi değil, herhangi bir insan topluluğunu hedef alır niteliği yoktur anlayacağınız. Ben biliyorum ki, şiirin kendisi yazan kişi için bütün camanları kuşatan bir ödüldür. Bir şair olarak aynı yıl içinde çıkan "Kumaştan Çalan Terzi" şiir kitabıma böyle bir morel destek bekliyormuşum gibi basit yorumlar yapan olmuş olabilir. Bu gülünç olur, zira ben geçmiş yıllarda da çeşitli gazetelerde kaç kez benzeri eleştirileri yapmışımdır.Şaşırdığım tek şey bu konuda insanların sessizliğiydi, ama artık bütün görüp yaşadıklarımdan sonra bunlara da şaşırmıyorum. • Bundan sonraki projeniz nedir? Proje kelimesini sevmiyorum. Bana hendesevi bir şeyi çağrıştırıyor. Planlı yaşamadığım için planlı bir yazın hayatım da yok. Hayatım nasılsa yazınsal yaşamım da ona denk düşer. Asıl olan yazmamaktır desem de bunu henüz başarmış değilim ve hâla bir şeyler yazıyorum. Şiir ve deneme bunlardan başta geleni. Gezi ve gezme sanatı'na dair yine kafa yoruyorum, bunlardan bir şeyler çıkıyor ortaya. Dergah, Kırklar, Dergibi ve Milli Gazete sürekli yazdığım yerler. Bu ortamları evim gibi görüyorum. Onları uzaktan bile görsem aklıma bir şeyleri yaşamaktan önce yazmak geliyor. Bakalım ne olacak, hayırlısı. 18 Mart 2004
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|
| Ben bilemediğimi bildiğim için diğer insanlardan akıllıyım. - Sokrates |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk |
|
Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.
© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi |