d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• RÖPORTAJ  

Bugün:

CEVAT AKKANAT

1964'de Balıkesir'de doğan Cevat Akkanat, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü 1991 yılında bitirdi. Daha sonra Kırıkkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde Yüksek Lisans öğrenimine başlayan Akkanat, "Gelenek ve İkinci Yeni Şiiri" üzerine yaptığı akademik çalışmadan sonra, 2000 yılında mezun oldu. Eğitim alanında çalışan Akkanat, Dergibi'nin şiir bölümü editörlüğünü ve Likâ Edebiyat Dergisi'nin danışmanlığını yürütmektedir. Cevat Akkanat'ın Kara Oyun, Güz Klâsiği, Sen Bir Sevda Ağacısın Türküler Büyütür Yüzün ve Tan Tan Traska! isimli şiir kitapları da okuyucuyla buluşmuştur.

KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


"Bu kitap köklü bir tamirat girişimidir..."

KİTABIN KÜNYESİ
Gelenek ve İkinci Yeni Şiiri, Cevat Akkanat, Kültür Bakanlığı Yay., Ank., 2002, XVII, 362 s.
SATINALMA BİLGİLERİ
Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli hareketlerinden birisi olan İkinci Yeni üzerine şimdiye kadar yapılan en kapsamlı ve objektif çalışma Cevat Akkanat'ın "Gelenek ve İkinci Yeni Şiiri" adlı kitabıdır. Bu kitapta "gelenek" kavramı ve bu kavramın Türk şiirindeki yeri araştırıldıktan sonra, İkinci Yeni'deki görünüşü incelenmektedir. Kültür Bakanlığı Yayınları tarafından yayımlanan "Gelenek ve İkinci Yeni Şiiri" kitabı ile arkadaşımız Cevat Akkanat, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2002 "Yılın Fikir Adamı Sanatçıları - Edebî Tenkit Ödülü"nü kazanmıştır.

Melih Bayram DEDE
editor@dergibi.com

• İkinci Yeni Şiiri üzerine yüksek lisansınızı yaptınız. Bununla birlikte "gelenek" üzerinde de çalışmalarınız var. Kitabınızın ismi de zaten "Gelenek ve İkinci Yeni Şiiri". İkinci Yeni'nin en belirgin özelliği nedir sizce?

İkinci Yeni'yi kendisine problem yapanlar bu hareketin pek çok özelliği üzerinde dururlar. Bunlar İkinci Yeni'nin oluşumu ölçü alınarak üç temel kategoride incelenebilir: İlki, harekete dıştan bakanlardır ki, genellikle edebiyat dışı bir amacın peşine düşmüşlerdir. Bu bakış sahiplerine göre İkinci Yeni, oluştuğu dönemin sosyal olaylarının bir sonucudur. Bunlar, hareketin en önemli özelliğini "toplumdan kopukluk" olarak gösterirler. Görüldüğü gibi bu yaklaşım politik bir nitelik arzetmektedir. Konuyla ilgili benzeri bir görüş, İkinci Yeni'nin sadece kendisinden önceki şiirsizlik ortamına yönelik bir tepkiden kaynaklandığını söyleyenlerin görüşüdür. Bu yaklaşım da ilki gibi yeterli bir nitelik taşımaz. Çünkü her ikisinde de, İkinci Yeni'nin kendisi dışındaki etkenlerin ağırlığı öne çıkarılmaktadır. Kuşkusuz, bu iki hususun da İkinci Yeni'ye katkısı vardır, fakat bu katkının oranı oldukça düşüktür. Oysa, İkinci Yeni'nin oluşumundaki asıl etken, kendi iç gelişim çizgisinde aranmalıdır. Öyleyse, bakmamız gereken unsurlar şunlar olmalıdır: Şiirsel düşünüş, dize yapısı, dile yüklenen fonksiyon... Bu bakış, edebiyat biliminin yöntemlerini ifade eder. Buna göre, İkinci Yeni'nin önemli özelliklerini Türkçe'de oluşturdukları bozmalar, mantıksız söyleyişler, şaşırtıcılık, soyutluk, anlamsızlığı zorlama, tasavvurlardaki (imgesel) çarpıklıklar, tahkiye tekniğine yaklaşım, geleneksel sanatlara dönüş vb. şeklinde sıralayabiliriz. Bütün bunlar, şunun içindir: Kendinden menkul bir dil kurarak, şiire dönüşü sağlamak...

• Kendi ifadenizle, "Geleneğin Türk şiir serüveni içindeki gelişim çizgisi üzerinde durarak, kabul edilebilir bir algılama tarzı oluşturmayı" hedefliyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?

Bilindiği gibi, Türk şiiri köklü bir birikime sahip. Bu birikim sadece tarihî eskiliğe bağlı olmayıp, nitelikçe de zenginliği ifade eder. Hal böyleyken, dayatılan yeni medeniyet süreci içerisinde kültür ve sanat hayatına, dolayısıyla şiire uygulanan politik baskı ve yönlendirmeler, geleneksel olandan kopuk, hatta ona düşman bir algı tarzının oluşmasına sebep olmuştur. Öyle ki, Cumhuriyet dönemi içerisinde şair ve yazarların en çok tartıştığı konuların başında bu gelir. Şaşılacak bir şey değil mi bu? Nasıl olur da yüzyıllardır birikim oluşturarak sürüp gelen bir yapı, yapay araçlarla belli bir yerden kesilip atılıverir? İşin kötü tarafı, bunu dile getirin veya uygulayanların arasında adı "şair"e çıkmış olanlar vardır! Tabii, böylelerinin konakladığı nokta bellidir. Şöyle diyenler bu "taslak"ların arasından çıkmıştır: "Aruz mu? O da ne?" Ya da sözgelimi, "Koşma da ne oluyormuş ki!" Dahası, ciltlerce kitap yayınlayıp da, "Türk şiirinin klâsiği yoktur!" veya "Türk şiirinin geleneği 50 yıllıktır!" diyenlere ne dersiniz?

Böyle bir durum ile karşı karşıyayken, bizim gelenekle ilgili bir cümlemize "kabul edilebilir" ifadesini yerleştirmemiz önemlidir. Çünkü, yukarıda da örneklerini verdiğim gibi, işin bir hayli "kalın kafalı"sı, "zır cahil"i, daha da ötede "kastî canî"si ortada dolaşıp durmaktadır. Burada hayret edilecek bir durum da, bunların yanıbaşlarında taraftar bulabilmeleridir... İşte benim "kabul edilebilir" şeklindeki ifadem, öncelikle bu duvarı yıkmaya yöneliktir. Sonuçta, "Gelenek ve İkinci Yeni Şiiri" genel anlamda bunu başarmıştır. Eğer gerçekten de kendilerini daha kaliteli, bilgili, rahat hissetmek isterler ve bu kitabı ciddi ciddi okurlarsa, bu duvarı oluşturanlar da geleneğin çizdiği hizaya geleceklerdir. Şunu söylemekte bir sakınca görmüyorum: Bu kitap köklü bir tamirat girişimidir... Tabii ki, "kabul edilebilir"liğin bir başka yönü de var. Zira, bu konuyu tartışanlar, çoğu kez, gelenekten kastın ne olduğunu, ne olması gerektiğini de yeterince algılayamamış veya sağlam temellere oturtamamışlardır. Kitabımdan onlar da gereken bilgiyi edineceklerdir.

• İkinci Yeni'nin gelenek karşısındaki durumu nedir?

Burada acı bir gerçekten söz edeceğim. Öyle ki, konuyla ilgili çalışmalara başladığım ilk zamanlardan itibaren, beni hayretlere düşüren bir olgu vardır: Herhangi bir dayanağa yaslanmadan verilen "İkinci Yeni gelenekten kopuktur." veya tam tersi, "Geleneğe tekrar dönüştür." şeklindeki hükümler... Bu yargıların bende acıtıcı bir iz bırakmasının iki sebebi olmuştur: Hüküm verirken eserin göz önüne alınmaması ve bunu, köşe başlarını tutmuş sözde büyük üdebanın yapması... Bunlara bir üçüncüsünü de ekleyebiliriz. Sonradan "görüş" bildirenlerin, yine hiç uğraşmadan, öncekilere tâbî oluvermeleri...

Oysa, edebî inceleme ve araştırmalarda uygulanacak en sağlam metod, eseri merkeze almaktır. İşte, ben bunu yaptım. Önce, konuyla ilgili hükümleri inceledim. Ardından, harekete mensup olan şairlerin şiir dışı edebî verimlerindeki gelenekle ilgili düşüncelerini araştırdım. Son aşama, çalışmam için asıl inceleme malzemesi olan şiirleri teşrih etmekti. Böylece, hem zevkli bir çalışma gerçekleşmiş oldu, hem de yaygın bir yanlış düzeltildi: İkinci Yeni şairleri, geleneğe yabancı kalamamışlardı. Hatta, bazı kereler sosyal çevrelerinin etkisiyle 'inkar' etmiş olmakla birlikte, gelenekten faydalanmanın veya geleneğe eklenmenin çok güzel örneklerini vermişlerdi. Fakat burada şunu unutmamak gerekir: Bir araya gelişleri bile rastlantıya bağlı olan bu şairlerin, gelenekle irtibatları da elbette farklı farklı olacaktır.

• Yirminci yüzyılın ikinci yarısında, edebiyatımızın en çok tartışılan bu şiir hareketi nerede gelenekle yakınlaşıyor, nerede uzaklaşıyor?

Bugün, nesnel edebiyatçı kafalarının yaygın bir şekilde kabul ettiği algıya göre gelenek, köklü bir tarih bilincini ve sürekliliği zorunlu kılıyor. Bilinç ve süreklilik, yanı başında dinamizmi ve devinimi de getiriyor. Gelenek, kendisine bağlı kalanları bir yandan sınırlandırırken, diğer yandan yeni yollara, aşkınlığa yönlendiriyor. Gelenek düşmanı anlayışların anlayamadığı bir durum bu. Bu noktada, incelemeye tâbî tuttuğum şairlerin geleneği algılayış ve gelenek karşısındaki duruşlarının birbirlerine karşı farklılıklar göstermesi normaldir. Öyle ki, aralarında geleneğin çok basit biçimsel bir unsurundan faydalanan olduğu gibi, geleneği en sahih şekliyle algılayıp külliyen gelenek kesilene de tanık oluyorsunuz. Fakat, ne ilginçtir ki, ezbere verilmiş hükümlerin aksine, İkinci Yeni şairleri arasında geleneğe bigane kalmayı tercih eden hiç yoktur.

• İkinci Yeni, bundan sonrası için edebiyat hayatımızda etkisini sürdürecek mi?

Geleneğe, dolayısıyla tekrar şiire bağlanışın bir ifadesi olarak görürsek, İkinci Yeni'nin edebiyattaki etkisinin süreğen bir nitelik taşıdığını, taşıyacağını görürüz. Gerçekten de, 1950'lerde başlayan bu hamle, döneminin katı şartlarına rağmen, cesur bir girişimdir. 'Garip'le gelinen şiirdeki tükenme noktası, İkinci Yeni'yle birdenbire tersine döner. Bence, beklenenin ötesinde bir atılımdır İkinci Yeni. Bu atılım, kendi oluşumuyla sınırlı kalmamış, şiirimizin birikimleriyle de birleşerek, ardından gelen kuşakları ve farklı şiir algılarını da derinden etkilemiştir. Hatta İkinci Yeni'yi edebiyat dışı (çoğu kez politik) gerekçelerden ötürü mahkum edenler dahi, onun getirdiği imkanlardan faydalanmaktan kendisini alamamıştır. Bugün için görünen, sözkonusu etkinin süreceği şeklindedir.

4 Şubat 2003

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Gözün ile değil, yüreğinle hüküm ver. - Kızılderili Atasözü

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby