| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • RÖPORTAJ |
Bugün: |
|
Türk'e mahsus bir naz etme biçimi!
İlk kitabı "Arasta'nın Son Çırağı"nın ardından uzunca bir süre suskunluk yaşayan genç şair Ali Ayçil, suskunluğunu "Naz bitti" ile bozdu. Ayçil'le, şiirinin geldiği nokta ve hecedeki ısrar başta olmak üzere pekçok konuyu konuştuk.
editor@dergibi.com • Neden hece vezni, özel bir nedeni var mı? Hece vezninde ısrar neden? "Hece vezni ile yazan şair" tanımlamasının, benim şiirimi açıklamada yeterli olduğundan kuşkuluyum. Ben hiçbir şiirimin başına, "hece ile bir şiir yazayım" diye oturmadım. İlk kitabım "Arastanın Son Çırağı"nı okuyanlar, hecede ısrar etmediğimi göreceklerdir. Fakat bu durum, ikinci kitabım "Naz Bitti" nin bütün şiirlerinin ondörtlü hece ile yazıldığı gerçeğini değiştirmez. Bunun nedenini, "Naz Bitti"nin neyi gaile edindiğinde aramak gerekir. Naz Bitti, aslında tek bir şiirin bölümlerinden ibarettir. Türk'e mahsus bir hayatın, bir naz etme biçiminin çözülmesinden duyulan kaygının şiiridir. Bu kaygı, ancak Türk dilinin ya da Türk sesinin en lirik öğesi kullanılarak anlatılabilirdi. Ben o sesi, ondörtlü hece ile yakaladığımı düşünüyorum. Yine de, her ne yaptıysam, modern şiirin imge düzeni içerisinde yaptım. • Mustafa Kutlu, şiirinizle ilgili "Hece vezni kırdan gelen bir nağmedir. Bu sebeple çokluk tabiata, taşraya, turnalara, köye, bozkıra, coğrafyaya yaslanır" diyor. Taşralı olarak anılmak sizi rahatsız eder mi? Ben de benim kaderimi paylaşan diğer bütün insanlar gibi, artık modern hayatın bir parçasıyım. Ama buraya taşradan geldim. Bir ırmak kaynağından niçin yüksünsün ki! Mustafa Kutlu'nun yazısında kastedilen şiirin taşralılığı değil, şairin oturduğu zeminin taşradan bariz izler taşıyor olması durumudur. Sorun, nereden geldiğimizden çok, yolda yaşadığımız serüveni, modern şiirin imkanlarıyla ne oranda verebildiğimizdir. Benim imge düzenimdeki modern öğelerin baskınlığı, dikkatli okurun gözünden kaçmayacaktır. Neyi söylediysem, şiirin bugün durduğu yeri dikkate alarak söyledim. • Yine Kutlu'dan hareketle bir soru. "Atalarının izinden yürüyor" diyor Kutlu sizin için. Atalar kim veya kimler? Esinlendiğiniz ya da örnek aldığınız kimseler var mı? Mustafa Kutlu'nun tespitini nasıl anlamalıyız. Atalarının izinden yürüyen, hafızayi bağlılığından bir türlü kopmak istemeyen şairin belleği midir, yoksa atalarının söyleyişinden kopmak istemeyen şairin şiiri midir? Ben, "atalarının izinden yürümek" tespitini birinci anlamda anlıyorum. Koca bir medeniyetin üzerinde oturuyoruz. Kim kendini bu medeniyetten yalıtma duyarsızlığıyla cezalandırabilir. Ben kopukluğu kabullenemeyecek kadar onurluyum. Ama, ırmağın ucunun nerede olduğu konusunda da açık izanlılığımı yitirmem. Bağlılığın, ne şiirimi ne de birey olarak varlığımı kötürümleştirmesine göz yummadım. • Ali Ayçil'in şiiri, Türk şiirinin neresindedir? Bu soruyu yanıtlayabilmek için, özellikle doksanlı yıllardaki şiirin eğilim ve arayışlarını iyi kavramak gerekir. İkinci yeninin modern şiirin imkanlarını belirgin bir biçimde tükettiği, ideolojik saplantıların ucuz söyleyişlerinin pörsümelere yol açtığı, eski şiire saplananların zamanlarından ırak düştüğü ve seksenli yılların şairlerinin ciddi bir yenilik ortaya koyamadıkları bir dönemin ardından gelir bu dönem. Ben ve benim tarzımda yazanlar bu savrukluk içerisinde yeni bir söz söyleme kaygısıyla yola koyuldular. Bu, gelenekten kaçmadan, ama ona saplanmaktan da kaçınarak şiiri yeniden üretme kaygısıydı. Bunda başarılı olundu mu? Taktir okuyucunun olacak. Yine de söylemeliyim ki, Naz Bitti hakkındaki tepkiler benim için sevindirici. • Arastanın Son Çırağı'ndan sonra, Ali Ayçil' in şiirinde, bir değişiklik oldu? Gelinen noktadan baktığımızda nereye bu gidiş diye sorsak... Nereye doğru gideceğini ya da Ali Ayçil şiirinin ne şekilde evrileceğini zaman gösterecek. "Arastanın Son Çırağı" ndan sonra Ali Ayçil şiirinde bir değişiklik oldu mu? Belki... Ama değişenin ne olduğunu iyi tespit etmek gerek. Ben, "Arastanın Son Çırağı"nda izini sürdüğüm seslerden birini, "Naz Bitti"nin baskın öğesi haline getirdim. Bunun gerekçesi şudur: Naz Bitti' nin anlattığı başka bir ses ve biçim düzeniyle anlatılamazdı. Bu bir ruh ve gövde sorunuydu. Bundan sonra nasıl söyleyeceğim, neyi söyleyeceğimle ilişkili olacak. Bir borcu ödediğimi düşünüyorum. Artık geçmiş sırtımda yük olmayacak. Şimdi geleceğe borçluyum. Onu nasıl ödeyeceğimi ben de merak ediyorum... 4 Aralık 2001
Usta yazar Mustafa Kutlu, Ali Ayçil'in "Naz Bitti" adlı şiir kitabıyla ilgili Yeni Şafak'ta muhteşem bir yazı kaleme aldı. Kutlu'nun yazısını okumalısınız.
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|
| Büyük zekalar birlikte düşünür. - Malcolm X |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk |
|
Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.
© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi |