d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• RÖPORTAJ  

Bugün:

AHMET ÜMİT

1960 yilinda Gaziantep’de dogan Ahmet Ümit ilk ve orta ögrenimini Gaziantep’de tamamladi. 1978 yilinda Istanbul’a gelen yazar, burada Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde okudu.

KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


'Bizde bireysel suçtan çok,
organize suç daha yaygın'

KİTABIN KÜNYESİ
Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit, Doğan Kitapçılık, İst. 2003, 160 s.
SATINALMA BİLGİLERİ
Polisiye edebiyatın Türkiye'deki önemli isimlerinden Ahmet Ümit, ülkemizdeki suç olgusunun tahlilini yaparken kültürel yapının toplumla birey arasındaki ilişkiye etkisinden yararlanıyor. Ümit'e göre ülkemizde bireysel suç yerine, organize suç türünün gelişmiş olmasının en önemli nedeni kültürel verilerden beslenen topluluk olgusu.

Ferhat ÜNLÜ
ferhatunlu@yahoo.com

İnsan üretimi olan suç, aynı zamanda insan için en karanlık olgulardan biri. Toplumsal ya da siyasal hukuk, suçun ortaya çıktığı dönemde cezai karşılıkları belirlemekte zorlanmamış. Ancak suçun failini tespit etmek ve kökenlerini anlamak 'ceza' belirlemekten daha zor. Batı'da bireysel suçların yaygılaşması üzerine doğan kriminoloji bilimi; suçun ve nedenlerinin çeşitliliğinden ötürü psikoloji ve sosyolojiden adli tıp ve kimyaya kadar pekçok bilimden yararlanıyor. Kriminoloji, planlı bireysel suçların Türkiye'de de ortaya çıkması üzerine polisin, hukukun ve polisiye edebiyatın daha çok ilgilendiği bir bilim haline geldi.

Polisiye romancılığın Türkiye'deki önde gelen isimlerinden Ahmet Ümit, ülkemizdeki suç olgusunun tahlilini yaparken edebiyatla gerçek yaşam arasında karşılıklı alışverişten yararlanıyor ve özet ifadesini şu cümlede bulan bir tez geliştiriyor: "Kültürel kodlardan beslenen beraberlik anlayışı ve topluluk olgusu Türk tipi suçta organize bir yapı ortaya çıkardı."

• Türkiye'de suç olgusunu tahlil edebilmek için bireysel suçlardan çok organize suçlara bakmak gerekiyor belki de. Ülkemizde neden Batı'dan farklı olarak bireysel suç eylemlerinden çok, bir otoritenin etrafında örgütlenen organize suçlar yaygın sizce?

Suçun kültürle doğrudan bağlantısı vardır. Ülkemiz insanının, aile bağlarının güçlü olmasından gelen bir beraberlik ve ortak hareket etme refleksi var. Bu suçta da bireysel değil, organize yapıların ortaya çıkmasına neden oluyor. Bunun yanı sıra Türkiye'de geçen yüzyıldan bu yana feodalizmin kırıldığı ve bir sanayileşme döneminin yaşandığını görüyoruz. Ancak ekonomik değişim kültüre çok sonraları yansıyor. Yani biz şu anda bir önceki kültürü kullanıyoruz. Şimdi ekonomik yapıyla kültür ve giderek suç arasında böyle bir ilişki var. Hukuka bakın. Cumhuriyet'ten beri Medeni Hukuk var ama aslında toplum bir başka hukuku uyguluyor. Mesela kan davası olgusu. Yani halk hala haklarını devlete teslim etmedi. Toplum içinde görünmeyen yazılı olmayan yasalar vardır. Türkiye'de bu yasalar mevcut ama son dönemde etkileri biraz azaldı. Toplumdaki kültürel evrimin yanı sıra suç türlerinin farklılaşmasının da etkisi var bunda. Para, konum ve kariyerin öne çıkması ile suçta da yenileşme başladı. Ama cinayet olgusunu ele alalım; bütün değişimlere rağmen Türkiye'de yalnızca katilin psikolojik profiliyle açıklanacak bireysel, planlı suçların varlığından söz etmek zor.

• Türkiye'de gelişkin bir suç türü olarak karşımıza 'siyasi suç' çıkıyor. Nedenleri ve sonuçları itibariyle siyasetle teması olan suçlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Evet, Türkiye'de siyasal suçları ele almak lazım ki bunun da ortaya çıkış nedeni NATO ve ABD'nin stratejilerine uyacak şekilde Türkiye'nin Batı tarafından anti-komünizmin kırılma alanı olarak kullanılmasıdır. Politik suç dediğimiz şey yukarılarda dönüyor. Bu devletin doğrudan yönetimiyle ilgili birşey. Aslında bu işin babası bence İngiltere'dir ve görünen demokrasisinin ardında gizli bir suç tarihi vardır İngiltere'nin. Küresel sömürgecilikte kendini göstermiştir bu. Türkiye'de ise devlet kendi konumunu, ulus devleti korumak adına benzer bir tepki geliştirmiştir. Ama bizim farkımız bu tür gelişmeleri biraz geriden takip ediyor olmamız.

• Batı'da suç olgusu ve polisiye edebiyat ile ekonomik ve sosyal gelişim arasında açık bir bağ sözkonusu. Bizde ise polisiye, klasik modern sürecini yaşamadan modernizm sonrası bir kalıba dahil oldu. Bu durum gerçek suçla polisiye edebiyat arasındaki bağı zayıflatmıyor mu?

Edebiyat gerçek yaşamdan esinlenir. Ama bazen de edebiyat gerçek yaşamda olacakları söyler. Edebiyatçının bu anlamda bir öngörüsü vardır. Polisiye romanı yaratan şey söylediğiniz gibi Batı'daki ekonomik ve toplumsal değişimlerdir. Bu noktada edebiyat gerçek yaşamdan esinlenmiştir. O dönemde Batı'da büyük bir işsizlik vardı ve cinayet haberleri basına yansıdığında insanlar bunu büyük bir ilgiyle izlemişti. Bunun nedeninin psikolojik olduğu söyleniyor. Polisiye okumak riske girmeden tehlikeyi yaşamaktır bir anlamda. İkinci veriyi ele alalım. Polisiye edebiyat da yaşamda olacakları söylemiştir ve bu anlamda faydalıdır. Agatha Christie'nin sanırım bir kitabından yola çıkarak İngiltere'de biri bir suç işliyor, bulunamıyor. Scotland Yard dedektiflerinden biri bir seyahati sırasında bu kitabı okuyor ve emekliliğin ardından olayı çözüyor. Polisiye romanların katilleri özendirdiğine inanmıyorum. Seri katillerin ortaya çıkış nedeni başkadır. Aydınlanma dönemi dediğimiz Modernizm insana iyi, akıllı olduğunu fazlasıyla dikte etti. 'Herşey insan için' dedi. Bu düşünce artık çökmüştür. İnsan yalnızca iyi değil, aynı zamanda kötüdür. İnsan evet yaratıcıdır ama aynı zamanda yıkıcıdır da... Polisiye işte bu gerçeğe de kılavuzluk ediyor.

• Bir polisiye yazarı olarak nasıl bir suç teorisi ortaya koyarsınız? Bireyin varlığı ile toplumun varlığı arasındaki gerilim suçu nasıl etkiliyor?

Suç bence dinamik bir şeydir. Bu dinamiği belirleyen iki unsur var: Biri toplumun koyduğu kurallar, diğeri de kişinin var olma durumu. Toplum kendi statükosunu sürdürmek açısından hep yasa koyar, yasayı korur. Bu statik bir duruşu simgeliyor. Birey ise dinamiktir, statik değil. Bireyin dinamik unsurları ile toplumun statik unsurlarının çatışmaya başladığı noktada suç ortaya çıkar. Bugün Modernizm'in kendini korumaya yönelik refleksleri bireye çok ağır geliyor. Toplumdaki sağlıksız koşullar öldürme hissi yaratıyor ama tabii bunun bireyin sınıfıyla olduğu gibi nörolojik yapısıyla da ilişkisi var. Sonuç olarak 'suçta birinci faktör nedir?' derseniz 'çevre' derim. Çünkü bütün ihtiyaçları karşılanmış, ekonomik olarak rahat, sanatsal anlamda doyan insanlar arasında suç işleme oranı azdır.

BATI'NIN POLİSİYE PANORAMASI

Polisiye edebiyat, Batı'da toplum ve bireydeki değişimle birlikte 19. yüzyılın ilk yarısında ABD'de ortaya çıktı ve sonra İngiltere ile Kıta Avrupası'na yayıldı. ABD'li Edgar Allan Poe'nin şiirsel üslubu ve İngiliz Arthur Conan Doyle'un güçlü matematik kurgusuyla gelişen tarz, sonra çeşitlendi ve türlere ayrıldı. İlkin ünlü ABD'li polisiyeci Raymond Chandler'ın da benimsediği 'Mystery' (Gizem) Edebiyatı başlığı altında toplanan tür, daha sonra 'Suspense' ve 'Crime' gibi adlarla anılmaya başlandı ve gerilim, psikolojik gerilim, siyasi polisiye, dedektiflik, casusluk romanları gibi türlere ayrıldı.

Polisiye bu çeşitlenme sırasında bir kırılma yaşadı ve Soğuk Savaş döneminde gizli savaş yöntemlerini kullanan ABD ve İngiliz Servisleri 'casusluk' romanları türünü Sovyetler Birliği'ne karşı propaganda aracı olarak kullandı. Özellikle İngiliz iç istihbarat örgütüne beş yıl çalışan John Le Carre ve gizli servislerin enforme ettiği Frederick Forsyth İngiltere'de, bu yazarların ardılları olan Robert Ludlum ve Tom Clancy ABD'de 'CIA ve MI6'in finalde galip geldiği' casusluk romanları yazdılar.

19. yüzyılın başlarında ABD'den Raymond Chandler ve Dashiel Hammett, polisiye romanların yanı sıra senaryolarıyla da ilk tarz polisiyeyi devam ettiren büyük temsilciler oldular. Bu ikisinin etkilediği İngiliz Ian Fleming'in yenilmez 'James Bond' karakteri ise -belki de hak etmediği bir şekilde- casusluk edebiyatının en ölümsüz kahramanı oldu.

Polisiyenin kraliçesi olarak bilinen Agatha Christie, 'Katil kim?' sorusunun yanıtını arayan klasik polisiye türünün en önemli temsilcilerinden biri olarak -Türkçe çevirisinin bolluğu nedeniyle- Türkiye'de de yeterince tanındı.

Siyasi polisiye türüne ise Kıta Avrupası ve Latin Amerika öncülük etti. Manuel Vasquez Montalban, Francis Ryk, Jean Amila, Giorgio Scarbanenco, Carlo Emilio Gadda, Andreas Camilleri, Paco Ignacio Taibo, Jean Patrick Manchette bu türün önemli temsilcileri oldular.

Polisiyenin psikolojik-gerilim türüne ise tümüyle kadın yazarlar damgasını vurdu. İngiliz Ruth Rendell ve PD James ile ABD'li Patricia Highsmith başta olmak üzere bu türün pek çok kadın temsilcisi polisiye edebiyat tarihinde önemli bir yer edindiler. Kadın polisiyecilerin ABD'de son temsilcisi eski bir adli tıpçı olan Patricia Cornwell.

Bunun dışında son dönem ABD ve İngiltere çıkışlı eserler casusluk romanlarında yoğunlaşırken İspanya, İtalya ve Fransa'dan üç yazar modern polisiye sonrası 'post-modern' dokular taşıyan yeni türün öncüleri oldular.

İspanyol Arturo Perez Reverte, gizemci deneysel tarzda iki romanı, İtalyan Umberto Eco güçlü 'tarih' referansıyla yine iki eseri ve Fransız Jean Christophe Grange da klasiklerden daha karmaşık sağlam kurgusuyla bu türü güçlendiren isimler oldular.

25 Mart 2003

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

İnsan hiçbir yerde kendisinden iyi dost bulamaz. - C. Dickens

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby