| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • ÖYKÜ |
Bugün: |
|
|
Vuslat Atlası
Suavi Kemal YAZGIÇ
Yeni bir Karagöz-Hacivat ikilisi değildi söz konusu olan ikisi de birbirlerine karşı hayatlarını koymuş, ha koptu ha kopacak bir gerginlik nöbetini iki ucundan sıkı sıkı tutarak çekiştiriyorlardı. Adam eski günlerine dair hayat kırpıntılarını doldurduğu heybeyi ters çevirince alıp verdiği nefeslere dair fragmanlar ortalığa saçıldı. Diploma parçaları, soğuk damga yemiş vesikalıklar, kargalara armağan edilmesi unutulmuş süt dişleri, uzun yıllar mushaf arasında saklandıktan sonra oradan araklanmış göbek bağı parçası. Şimdi hepsi toprak üstünde, ayaklar altındaydı. Kaplumbağa bir yersiz döküntülere olabildiğince tepeden bakıp, dudaklarındaki asabi titremeye mani olmaya çalıştı. Oysa büyük bir hazırlıktan sonra gelmişti buraya. Mesela “Sümerlilerin mutfak alışkanlıkları” başlıklı kitaplaşmamış doktora tezi vardı. Dünkü korkularım hıfzetmiş, yarına minik bir el sabunu ayırmayı ihmal etmemişti. “Bunların hepsi eksik diye” söze başladı. “Sahibi hiç hayat kokmuyor.” Bunun üstüne; Adam bacak bacak üstüne attığı ayağı değiştirdi. Cebinde bulduğu boş sigara paketini buruşturup fırlattı. Çakmağını çakıp bir süre seyrettikten sonra tekrar cebine koydu. “Boşuna uğraşıyorsun” dedi derin bir solukla beraber. Kaplumbağa “vazifem” diye cevaplandırdı. Bakışlarını başka yöne kaydırdı. Ortalık karardı. Bir ibret perdesinde soluk gölgeler belirdi. Sükut içinde seyre koyuldular.
(İç/gece)
Ak güvercin gelip çocuğa bir parça simit getiriyor. Tam çocuğun önünde bırakıyor. O da iştahla ağzına atıyor. Gözlerinin yeşil olduğunu farkediyorsunuz ve tekrar çocuk oluyor. Meyva sepetinden bir yalan çıkıyor ve çocuğa yaklaşıyor. Pencereden bir kartal girip yılanı pençeleriyle kavradıktan sonra geldiği gibi aniden kayboluyor. Çocuk tekrar büyüyor. Halıdaki goncalar çiçeğe durunca çiğ damlasını içiveriyor ve tekrar çocuk oluyor.
(Dış/gündüz) Bayır aşağı kendi kendine iniyor.
Boş çayırda zil sesi yükseliyor. Bir de çekirgeler. Uzakta köpek havlamaları.
Derede kurbağa vıraklamaları
Bisiklet ufukta kayboluyor.
Satranç tahtası
Uçup gidiyor. Bir kedi gelip satranç tahtasını deviriyor. Sonra da gidip demin farketmediğimiz yavrularının yanına kıvrılıyor.
(dış/gece)
Büyük bir beşiği dört kişi uçlarından sırtlamış götürüyor.
Sağ arkadaki “Romatizmalarım tuttu yağmur yağabilir.”
Sol arkadaki “az kaldı”
Kapıdan geçmeden bir anlığına parçalanmış at cesedini görüyorlar.
Ay buluta saklanıyor
Sonra güneş tekrar beliriyor. Kaplumbağa ve adam uzaklaşıyor.
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|
| Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur. - Eflatun |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk |
|
Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.
© 1999 -
2000 - 2001 -
2002 - 2003 -
2004 - 2005 -
2006 - 2007 -
2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi |