d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• ÖYKÜ  

Bugün:

KİTAPLIK
Uzak Yıldız, Roberto Bolaño - Çeviri: Zerrin Yanıkkaya
Derin, Mehmet Aycı
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
Yakı, Mehmet Aycı
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Daha fazla kitap için tıklayın!


Burası da neresi?

Aytekin GEZİCİ
ayteking@hotmail.com

O gün şehirdeki işim erken bitmişti. Saatlerce beklemekten agaç oldugum duraga gelen ilk Topkapi-Ikitelli minübüsüne attim kendimi. Pencereden yolda vizir vizir geçen araçlara ve yolun hemen kenarinda dizili binalari seyre daldim. Aradan ne kadar süre geçtigini hatirlamiyorum ancak bir ara şoförün 'Ben böyle trafigin gelmişini, geçmişini....' sinkafiyla kendime geldim.

Trafik kilitlenmiş bizim şoför benzin israfina karşi oldugundan olacak araci hemen stop etmişti. Sabirsiz şoförlerin ellerini çekmedikleri kornalarin dayanilmaz gürültüsüne bir kaç dakika dayanabildim.

Bir an ativerdim kendimi otobanin kenarina. Milletin şaşkin bakişlari altinda otoban korkuluklarini aşip hemen yol kenarinda dizili siyah camli dev binalari seyre koyuldum. Yaz boyunca kişi aratmayan havalar bugün sanki benim inadima çatir sicakti.

Trafik biraktigim gibi kilitlenmiş, korna sesleri ortaligi inletiyordu. Bir taşin üzerine tüneyip devasa binalari seyre koyuldum. Binalarin üzerinde ve önlerindeki dev direklerde bulunan yazilara daha önce dikkat etmemiştim. Bir an bakinca Zebeh yazdigini fark ettim. Birkaç engeli aştiktan sonra koca binanin giriş kapisindaydim. Ne hikmetse kapida herhangibir görevli yoktu.

Bu arada sicak hava neredeyse beynimi fokurdatmiş sulu beyinle etrafimi bile net göremez olmuştum. Kapinin araligindan bana esen soguk havada giderek cazibesini arttiriyordu. Etrafimi bir daha kolaçan edince hala kimselerin olmadigini fark ettim. Ya destur deyip içeriye daldim.

İçerdeyim

İlginçtir giriş katında da kimseler yoktu. Sanki yer yarılmış herkes içine girmişti. Binanın soğuk hava tertibatı beni kendimden geçirmiş bir rüyada gibi dolaşmaya başlamıştım. İkinci derken üçüncü katta buldum kendimi. Dışı siyah camla çevrili koca binanın içide inadına aydınlıktı. Soğutucu tam kapasiteyle çalışıyor, açıkta bulunan ellerim neredeyse buz keseceğinden pantolonumun cebine sokuşturmuştum.

Üçüncü katın köşesine yöneldiğimde yine yarı açık bir kapıyla karşılaştım. Aralık kapıya yaklaşıp içeriden gelen sesleri duyduğumda içeride kavga oluyor sandım. Ancak biraz dikkat kesilince bağırtıların zaman zaman dindiğini, bazı lafların ise daha yüksek sesle söylendiğini fark ettim. Kafamı içeriye uzatsam kendimi hırsızlık yaparken suçüstü yapılmış gibi hissedeceğim korkusuyla kapının hemen yanına ilişip konuşmaları dinlemeye başladım.

Bacağa kan ekleyin, belgeleri saklayın

-Ulan oğlum bu resimde kan nerede ?
-Aman efendim malum yere giderken aracımız yolda arıza yaptı. Birazda trafik şıkışık olunca bizim payımıza kalanlar düştü. Onbeş ölüden ancak bu kadını çekebildim.
-Hadi geç kaldınız anladım ama kan yok fotoğrafta kan. Kadın sanki yatağında mışıl mışıl uyuyor. Bu resmin boş taraflarına bu kadın kazada ölmüş diye mi yazacağız?
-Çok özür dilerim ama ancak onbeş makara çekebildim. Içlerinde kadini en çok ölü gösteren karede elinizdeki.
-Olmaz olmaz böyle atiyorum seni işten. Sen sayfa sekreteri kadinin bacaginin üzerine biraz kan akitabilirmiyiz. Okey baba bunu birin göbegine koyun.

-Yaa kim gitti ahlakın açıklamasına.
-Ben takip ettim abi buyur bi şey mi dedin?
-Lan bu orospular niye sana bakmıyo. Biri tavana, diğeri arkasını dönmüş kabasına bakıyor. Şöyle seksi bir kare yokmu. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabı mı hazırlıyoruz, yoksa halkının sesi, ailenin gazetesinimi haaa. Çıldırtmayın adamı. Bana getirdiğiniz kadınlar olgun, dolgun olmalı. Ya bir tarikat lideri veya bir siyasi tarafından becerilmiş olmalı. Yok Beyoğlu'nda Nataşa Avı bilmem ne? Ne demek ulan bu. Nereye sokayım ben bu haberi. Sittir git seni de atıyorum işten.
-Hoouup Sayfa Sekreteri denen herif benim sekreterin bacaklarını kesmeyi bırakta al şu haberi. Bizim kaldırım gazetelerinin birine kapak yap.

-Kim bakıyor ulan Genelkurmay'a.
-Ben bakıyorum komutanım pardon sayın müdürüm.
-Yaa daha önceki gün girmedi mi ulan bu Zilliyet Gazetesi'nde. Sen kimi kandırıyorsun dümbük. Zilliyet'teki çocuğun hanımının arşivden aşırdığı belgeyi üç gün nal gibi verdiler gastede millete gına geldi bee. Nasıl vereyim bunu bi daha kendi gastemde. Çalacaksınız adam gibi belge çalın bana. Ben bu gizli belgeyle dötümü silmem be. Hadi defol git burdan. Nerde sürtersen sürt.
-Yazı İşleri Müdürü gene nerdesin lan. Zıçmaya mı getti. Çağrın çabuk alsın şu haberi sayfanın altından bi yere yerleştirsin.

Kaçarak Uzaklaştım...

İçeriden duyduğum sesler korkunçtu. Konuşulanlardan anlayabildiğim kadarıyla kadın pazarlıyor, bazıları insanları öldürüp kanlarını içmekten hoşlanıyor bir kısmı da yine gelen seslerden anladığım kadarıyla hırsızlıktan elde ettikleri malların taksimini yapıyordu. Tüm bunları düşünürken soluk soluğa aşağıya doğru iniyordum. Ama bu kez içeriye girerken in ve cin'in çift kale maç yaptıkları katlar silme insan doluydu. Attığım her adımda birkaç kişiye çarpıyor özür diliyor biraz sonra çarptığım başka birilerinden özür diliyordum.

Etrafımdaki insanların temiz giyiminin aksine bendeki tam anlamıyla çapulcuyu andırır elbilse ile üstüne nefes nefese koşmamı da eklersem fazlasıyla dikkat çektiğim kanaatindeydim. Neyseki bir kaç dakikada çıktığım üçüncü kattan tam yarım saatte o da merdivenleri üçer beşer atlayarak giriş kapısının bulunduğu zemin kata gelmiştim. Kapıdaki güvenlik görevlilerinin şaşkın bakışları altında kendimi dışarıya atıp gölgesi gergedana benzeyen, siyah camlı devasa binadan uzaklaştım...

Adana/Ağustos 1997

< Bu sayfayı arkadaşına gönder! >

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

KİTAP ARAYIN!

İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır. - Victor Hugo

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby