| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • ÖYKÜ |
Bugün: |
|
|
Burası da neresi?
Aytekin GEZİCİ
Trafik kilitlenmiş bizim şoför benzin israfina karşi oldugundan olacak araci hemen stop etmişti. Sabirsiz şoförlerin ellerini çekmedikleri kornalarin dayanilmaz gürültüsüne bir kaç dakika dayanabildim. Bir an ativerdim kendimi otobanin kenarina. Milletin şaşkin bakişlari altinda otoban korkuluklarini aşip hemen yol kenarinda dizili siyah camli dev binalari seyre koyuldum. Yaz boyunca kişi aratmayan havalar bugün sanki benim inadima çatir sicakti. Trafik biraktigim gibi kilitlenmiş, korna sesleri ortaligi inletiyordu. Bir taşin üzerine tüneyip devasa binalari seyre koyuldum. Binalarin üzerinde ve önlerindeki dev direklerde bulunan yazilara daha önce dikkat etmemiştim. Bir an bakinca Zebeh yazdigini fark ettim. Birkaç engeli aştiktan sonra koca binanin giriş kapisindaydim. Ne hikmetse kapida herhangibir görevli yoktu. Bu arada sicak hava neredeyse beynimi fokurdatmiş sulu beyinle etrafimi bile net göremez olmuştum. Kapinin araligindan bana esen soguk havada giderek cazibesini arttiriyordu. Etrafimi bir daha kolaçan edince hala kimselerin olmadigini fark ettim. Ya destur deyip içeriye daldim. İçerdeyim İlginçtir giriş katında da kimseler yoktu. Sanki yer yarılmış herkes içine girmişti. Binanın soğuk hava tertibatı beni kendimden geçirmiş bir rüyada gibi dolaşmaya başlamıştım. İkinci derken üçüncü katta buldum kendimi. Dışı siyah camla çevrili koca binanın içide inadına aydınlıktı. Soğutucu tam kapasiteyle çalışıyor, açıkta bulunan ellerim neredeyse buz keseceğinden pantolonumun cebine sokuşturmuştum. Üçüncü katın köşesine yöneldiğimde yine yarı açık bir kapıyla karşılaştım. Aralık kapıya yaklaşıp içeriden gelen sesleri duyduğumda içeride kavga oluyor sandım. Ancak biraz dikkat kesilince bağırtıların zaman zaman dindiğini, bazı lafların ise daha yüksek sesle söylendiğini fark ettim. Kafamı içeriye uzatsam kendimi hırsızlık yaparken suçüstü yapılmış gibi hissedeceğim korkusuyla kapının hemen yanına ilişip konuşmaları dinlemeye başladım. Bacağa kan ekleyin, belgeleri saklayın
-Ulan oğlum bu resimde kan nerede ?
-Yaa kim gitti ahlakın açıklamasına.
-Kim bakıyor ulan Genelkurmay'a.
Kaçarak Uzaklaştım... İçeriden duyduğum sesler korkunçtu. Konuşulanlardan anlayabildiğim kadarıyla kadın pazarlıyor, bazıları insanları öldürüp kanlarını içmekten hoşlanıyor bir kısmı da yine gelen seslerden anladığım kadarıyla hırsızlıktan elde ettikleri malların taksimini yapıyordu. Tüm bunları düşünürken soluk soluğa aşağıya doğru iniyordum. Ama bu kez içeriye girerken in ve cin'in çift kale maç yaptıkları katlar silme insan doluydu. Attığım her adımda birkaç kişiye çarpıyor özür diliyor biraz sonra çarptığım başka birilerinden özür diliyordum. Etrafımdaki insanların temiz giyiminin aksine bendeki tam anlamıyla çapulcuyu andırır elbilse ile üstüne nefes nefese koşmamı da eklersem fazlasıyla dikkat çektiğim kanaatindeydim. Neyseki bir kaç dakikada çıktığım üçüncü kattan tam yarım saatte o da merdivenleri üçer beşer atlayarak giriş kapısının bulunduğu zemin kata gelmiştim. Kapıdaki güvenlik görevlilerinin şaşkın bakışları altında kendimi dışarıya atıp gölgesi gergedana benzeyen, siyah camlı devasa binadan uzaklaştım... Adana/Ağustos 1997
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|
| İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır. - Victor Hugo |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk |
|
Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.
© 1999 -
2000 - 2001 -
2002 - 2003 -
2004 - 2005 -
2006 - 2007 -
2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi |