Oğuz Atay dolu bir kitap
Suavi Kemal Yazgıç | Mar 15, 2010 | Yorumlar 0
Oğuz Atay, cumhuriyet dönemi Türk romanının en özel yazarlarından biri olarak edebiyat tarihimizdeki yerini aldı. Her ne kadar hayatı süresince kendisine yeteri kadar önem verilmemiş olmasına rağmen, bilhassa 1980’lerden sonra kitaplarına duyulmaya başlayan “patlama” düzeyindeki ilgi, hakkında akademisyenlerin de pek çok çalışma yapmasına sebep oldu. Mesela Yıldız Ecevit’in kaleme aldığı ‘Ben Buradayım’ bu ilginin en değerli tezahürlerinden sadece biri.
13-14 Aralık 2007 tarihlerinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Merkezi’nin, 30. ölüm yıldönümününde Oğuz Atay’ı anmak üzere düzenlediği “Türk Edebiyatının Oyun/bozanı: Oğuz Atay” adlı sempozyum, yazarın eserlerini de yayınlayan İletişim Yayınları’nca ‘Oğuz Atay İçin Bir Sempozyum’ adıyla Handan İnci ve Elif Türker tarafından kitaplaştırıldı. Sempozyuma ve sempozyum kapsamında düzenlenen panellere iştirak edenlerin listesi hayli kalabalık. İşte liste: Abdullah Uçman, Arzu Aygün, Aslıhan Aksoy Sheridan, Barış Tut, Cevat Çapan, Doğan Hızlan, Elif Aksoy, Elif Şafak, Elif Türker, Emre Ayvaz, Fatih Özgüven, Feridun Andaç, Füsun Akatlı, Halit Refiğ, Handan İnci, Hayati Asılyazıcı, Hilmi Yavuz, İbrahim Yıldırım, Jale Parla, Laurent Mignon, Mahmut Temizyürek, Meral Özbek, Murat Belge, Murat Yalçın, Murathan Mungan, Nurdan Gürbilek, Oğuz Demiralp, Orhan Koçak, Özge Şahin, Sadık Yalsızuçanlar, Seval Şahin, Sevda Şener, Sibel Irzık, Suna Ertuğrul, Talat S. Halman, Ümit Kıvanç.
Kitapta yer alan sempozyumda, sadece birer kuru akademik eleştirinin ötesinde keyifle okunabilecek, edebi birer haz verecek metinler olması da gözetilmiş. Oğuz Atay’a hitaben kaleme alınan mektupların birbirinden güzel olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bu açık mektupların Oğuz Atay’a hitaben yazılmış olması mektupların içeğini olduğu kadar üsluplarını da etkilemiş. Bilhasa Oğuz Demiralp’in mektubunun çok güzel olduğunu ifade etmem gerek.
Ayrıca Oğuz Atay’ın romanları, hikâyeleri, tiyatro oyunu ve günlüğü hakkında kaleme alınan zengin bir analiz yelpazesi de yazarı tanımak isyetenlere farklı ufuklar kazandırıyor. Sevda Şener’in kaleme aldığı ‘Oğuz Atay’da Oyun Gerçek İkilemi’, ve Emre Ayvaz’ın Atay’ın ‘Ne Evet Ne Hayır’ adlı hikayesini okuma denemesi gerçekten ilginç. Orhan Koçak’ın ‘İroni mi Şaka mı?’ başlıklı bildirisi ise başlıktaki iddianın hakkını veriyor. Sadece bunlardan da ibaret değil elbette… ‘Oğuz Atay’ı Tanımak’ paneli onu yakından tanıyanların anlattığı hatıra ve anekdotlarla yazar hakkındaki doğrudan tanıklıklara ulaşmamızı sağlıyor. Bir de Oğuz Atay’ın yarım bıraktığı ‘Türkiye’nin Ruhu’ başlıklı roman var elbette. Sempozyum Oğuz Atay’ı konu edinirken alttan alta Türkiye’nin ruhuna ulaşan kimi delhizleri, menfezleri de gösteren bir harita gibi pafta pafta ilerliyor.
‘Oğuz Atay Okuru Olmak’ başlılı panel ve bu paneli tamamlayan Elif Şafak imzalı ‘Oğuz Atay’ın Çocukları’ başlıklı yazısı yazarların nasıl bir Oğuz Atay okuru olma tecrübesi yaşadıklarını bizimle paylaştığı bölüm olarak kitaptaki yerini alıyor.
Kitabın ek bölümü de hayli ilginç. Mesela Oğuz Atay’ın katıldığı radyo prograramının deşifresi mevcut. Sadece o kadar mı? Vüs’at O. Bener’in 14 Aralık 2001’de arkadaşı Oğuz Atay’la ilgili yaptığı konuşma da çok önemli. (Yazar Vüs’at O. Bener’in Tutunamayanlar adlı romanın önemli kahramanlarından biri olan Süleyman Kargı için ilham kaynağı olduğunu söylemek bile bu öneme işaret etmek için zannediyorum ki yeterli olur.)
Ayrıca Ahmet Oktay, Murat Gülsoy, Beşir Ayvazoğlu gibi yazarların kendi perspektiflerinden Oğuz Atay’ı anlattıkları metinler de kitaba ayrı bir referans değeri kazandırıyor. Kitap sempozyuma katılanların Oğuz Atay’la ilgilerini de ihtiva eden kısa biyografilerinden oluşan bir bölümle noktalanıyor.
Oğuz Atay, bir sempozyumla, bir kitapla tüketilebilecek bir yazar değil. Tıpkı diğer bütün iyi yazarlar gibi…
Filed Under: Kitap
