| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • KİTAP |
Bugün: |
|
Bir Ahmet Altan klasiği; Kadın, aşk, ihanet
Özlem ALBAYRAK
Kadınların hayran bir ilgiyle takip ettiği ve en önemlisi 'aşk'a hakkını cömertçe teslim eden - belki de kadın ruhunu anlayan ve mahirane anlatan bir yazar olmasından ziyade, o neredeyse tek evrenselimiz olan 'aşk'ı, efsanevi bir masal kahramanıymışçasına uhrevileştirerek, onore eden anlatımı sevdiriyor bu adamı - yazar Ahmet Altan'ın kaleminden çıkmış olması da, kitabı ayrıca bir cazibe merkezi haline getiriyor doğrusu... İsyan Günlerinde Aşk'ın son zamanların en çok satanlar listesinde liderliği uzun süredir kimselere bırakmaması da bunu kanıtlamıyor mu zaten! Gerçi tek sebep bu değil kitabın nüshasının bu kadar yüksek rakamlarda seyretmesine... Öncelikle romanın 'kitap kurtları'nın yanısıra "bestseller" okuyucusuna da aynı oranda hitap ettiğinin altını çizmek gerek... Dimağı yormayan, okuyucuyu birbiri ardına olayların merkezine götüren kurgusuyla kitabın 'vasat' okuyucuya da hitap etmesini sağlayan Ahmet Altan, bunu yaparken romanın vazgeçilmez unsuru olan 'dil'de tökezlememiş... Öyle ki, tarihi roman yazarlarının handikaplarının başında gelen eski dili kullanma becerisi, bu romanda 'ustalıklı' dedirtecek bir birikimi yansıtıyor... Ahmet Altan'ın, resmi tarih öğretisinin 'mürteci ayaklanması' yakıştırmasıyla asırlık bir tartışma haline getirdiği, tarih meraklılarının hararetli tartışmalarının merkezinden hiç düşmeyen '31 Mart Vak'ası'na farklı bir perspektiften yaklaştığı İsyan Günlerinde Aşk'ı, tıpkı konu aldığı o meşum olay gibi, haftalarca tartışıldı. Cesaret de nefret kadar büyük olmadıkça başarı kazanılmaz Aşkı ve kadınları anlatırken aynı zamanda lise sıralarındaki isyan öğretisine de cesurca karşı çıkan yazar, yıllarca zihinlere çakılan bir 'tabu'ya meydan okuduğu için televizyon ekranlarında yazdıklarını savunmak durumunda kaldı... Hakkında açılan davalarla ve aldığı hapis cezalarıyla da tanınan Ahmet Altan, bu romanında "Hayır 31 Mart Vak'asında ulemanın hiçbir dahli yok, bu ayaklanma alttan alta İttihatçılar'ın işi" dediği için bakalım, yine istenmeyen adam ilan edilecek mi? 28 Şubat Muhtırası'nın gazete sütunlarında ve TV ekranlarında tarıtşılmaya devam ettiği şu günlerde, romanında bu ehemmiyetli konuya vurgu yaparcasına Mustafa Kemal ve İsmet Bey'in dilinden 'askerin siyasete karışmaması' gereğinin altını çizen Ahmet Altan bakalım, yine olmadık davalarla cebelleşip, hüküm giyecek mi? Şüphesiz, herşeye rağmen bu başkaldırış, yazarın romanında da sarfettiği "cesaretin de nefret kadar büyük olması gereği" gerçeğine tekabül ediyor. Tekrar romana dönersek, vaktin dindarlarına ve ulemaya yapıştırılan 'mürteci', 'softa', 'yobaz' yaftalarına 'Şeyh Efendi' tiplemesiyle karşı çıkan Altan, Tekke'nin hoşgörülü Şeyhi'nin dilinden 'insanları sevmeden Allah'ı sevemezsin' vecizesiyle, yıllardır zihinlere kazınan her dindarın sofu, her inançlının 'kaba' olduğu tezine karşı kazan kaldırıyor. Üç kadın, üç erkek Ancak, romanın önemli üç kadın kahramanı Dilara Hanım, Mehpare Hanım ve Mihrişah Sultan neredeyse aynı özelliklere haiz, hafifmeşrep üç kadın. 'Kimi güzelliği, kimi de zekasıyla erkekleri çılgına çeviren', 'fettan ve ulaşılmaz', 'erkeklerin dindirilemez acılarının tek müsebbibi', 'buyurgan, aynı zamanda kibirli' ve 'sevgi ve aşk anlayışı yalnızca cinsellikten ibaret' olan mahluklar... Erkekler ise, tam aksi, 'Hüseyin Hikmet Bey, Mehpare Hanım'ın vurduğu aşk darbesiyle yegane kurtuluş olarak gördüğü intiharı bile beceremeyen sabık bir koca, Doktor Reşit Paşa, delice bir tutkuyla bağlı olduğu karısı Mihrişah Sultan'ın gösteriş merakı ve çılgın isteklerine cevap veremeyerek terkedilmiş kifayetsiz bir eş, Şeyh Efendi çıldırasıya sevdiği eşi Mehpare Hanım'ı elinde tutamamış, aşık olduğu Mihrişah Sultan'a ise, yaklaşma cesaretini bile gösterememiş bir tarikat ehli... Yazar romanında kadınlara karşı takındığı bu acımasız - belki tek amacı meth-ü sena idi- tutumla, Kum Saati'nin Ahmet Altan'ı kisvesini çıkarıp atıvermiş üzerinden... Kadınları ne kadar sevmiş, naiflikleri, serin esintileri ve cazibeleriyle sevgiyi tartışmasız hakeden varlıklar olduğuna ne kadar inanmışsa, onlardan bir o kadar da nefret etmiş izlenimi veriyor ilk kez olarak... İsyan Günlerinde Aşk'ta, erkeklerin, güzelliğiyle mağrur kadınların ayakları altında aciz yakarışlarla sürünmesi ve kadınların ömürlerinin tek minvali olan şehvet hevesi peşinde at koşturması, yazarın Aktüel'deki o kadınların ezilmiş duygularından, sevme iştiyaklarından dem vuran yazılarını aratır nitelikte... Ancak yine de karakterlerin iç alemlerindeki bendini yıkan dalgalar misali çevresindeki her tali duyguyu önüne alıp götüren "aşk" tasavvurlarını, harikulade bir kıvraklıkla seriyor okuyucunun dimağına yazar... Bir de, Osmanlı'nın en başarılı padişahları arasında parmakla gösterilen, yıkılmasına ramak kalmış bir devleti 33 yıl ayakta tutmayı başararak, imkansızı başamış bir padişah olan II. Abdulhamit'i paranoya belasına tutulmuş, zavallı, bi-çare bir ihtiyar olarak göstermeseydi yazar... Romandaki pervasız cinselliği ise tarz meselesi deyip geçiştirmek gerekiyor. Ne de olsa Ahmet Altan bu... Ne de olsa konu isyanın orta yerinde, tüm kudreti ve ihtişamıyla parlayan kadınlar, ihanet ve aşk... 12 Eylül 2001
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|
| Bir paranın nereden geldiğini görmek istiyorsan, nereye gittiğine bak. - Ebu Hanife |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk |
|
Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.
© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi |