| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • KİTAP |
Bugün: |
|
Türk Gençlik Vakfı, 2000, İstanbul, 296 s. Hüsn ü Aşk'a nazire olarak namzedilen Cân a Cânân ve onun nazımı Refi-i Amidi, dönemin kaynaklarında yer almalarına rağmen, çağdaş edebiyat tarihçileri tarafından pek bilinmez. Bu eserinin dışında Refi-i'nin mürettep divana sahip olması, hattatlığı, Farsça ve Çağatayca şiirleri, Türk-i basit tarzında gazelleri ve şair Lebib-i Amidi'nin torunu olması onun dikkat çekici yanları olmuştur. Devam >> • Kitapyurdu'ndan satın al!
Birey Yayıncılık, 2002, İstanbul, 164 s. 1689-1755 yılları arasında yaşayan Montesquieu'nün öykülerinin yer aldığı "Les Contes in Oeuvres Completes" adlı kitap, Birey Yayınları tarafından "Montesquieu / Öyküler" adıyla yayınlandı. Kitabı Türkçe'ye çevirerek dilimize kazandıran Hüseyin Köse, önsözde, Montesquieu'nün öyküleriyle okuyucuya, antik çağdan, Hint uygarlığına dek uzanan düşsel bir serüven aracılığıyla, değişik toplumların birbirinden farklı kültür ve adetlerine, ahlak anlayışlarına sonu gelmez bir yolculuk yapma fırsatı verdiğini belirtiyor. Devam >> • Kitapyurdu'ndan satın al!
Kendi Yayını, Mart 2002. Dil, millî kültürün ilgi alanına giren varlık dünyasını yansıtır; o milletin yapıp ettiklerinin, duyup düşündüklerinin, görüp bildiklerinin ve tüm tasavvurlarının aynasıdır. Her dil, evrenin bir başka yorumunu dile getirmektedir. Dilin zenginliği ya da yoksulluğu, o kültürün zenginliği ya da yoksulluğudur. Dilin sınırlarını, o toplumun kültürü belirler. Devam >>
Timaş Yayınları, 2002, İstanbul, 208 s. Timaş Yayınları, gündemi sarsıcı kitaplar çıkarma geleneğini bozmuyor ve "Mossad'dan Gelen Kadın"la yine gündeme oturuyor. Peter Hounam'ın kaleme aldığı kitap, İsrail'in nükleer silah üretim tesislerini dünyaya duyuran Mordechai Vanunu'nun öykünü anlatıyor. Kitabın adının neden "Mossad'dan Gelen Kadın" olduğunu düşünüyorsanız söyleyelim; İsrail Gizli Servisi, Vanunu'yu bir kadın kullanarak tuzağa düşürmüş ve İsrail'e kaçırmış. Devam >>
Birey Yayıncılık, İskele Sancak kitapları serisinden üç yeni kitap daha çıkardı. Kanal 7 televizyonunda, Ahmet Hakan Coşkun yönetiminde yayınlanan programın bant çözümlerinden oluşan kitaplar, tarihe bir kayıt düşmesi açısından önem taşıyor. Dizinin son çıkan üç kitabı, Orhan Pamuk, Oktay Sinanoğlu ve Vedat Türkali'nin konuk olduğu programların çözümlerinden oluşuyor. Devam >> • Kitapyurdu'ndan satın al!
Sevmek, Karanfil ve Kiraz (DüşÇınarı Yayınları, İst., 1997, 80 s.) ile Ay Tanığım Olsun (Beyan Yayınları, İst., 1988, 63 s.)' dan sonra, Hüseyin Akın üçüncü kitabı Çöl Vaazları (Birey Yay., İst., 2001, 68 s.) ile karşımızda. Şair, ilk iki kitabına oranla, Çöl Vaazları'nda sanat yönü daha ağır olan şiirler sunuyor bize. Devam >> • Kitapyurdu'ndan satın al!
Dostoyevski'nin Karamazof Kardeşler'ini hızlı okuma yöntemiyle okuyan komedyen Woody Allen'e, romanın konusunu sormuşlar: "Olay Rusya'da geçiyordu!" demiş. Bu gibi espriler yüzünden hızlı okumaya kuşkuyla bakanlar olabilir. Ancak tekniği iyi kavradıktan sonra hele bir de Muhsin Kadıoğlu gibi işinin ehli birinin eğitiminden geçtikten sonra, kuşkuya yer kalmayacak. Devam >>
Çeşitli gazetelerde kaleme aldığı aksiyoner yazılarından tanıdığımız Selahattin Yusuf ilk kez bir hikaye kitabı ile okurların karşısına çıktı. Üç yıllık birikimini hikaye formatında yazıya döken Yusuf, kendine özgü üslubu ile dikkat çekiyor. Editörümüz Melih Bayram Dede'nin "Başka Göklerin Altında" adlı kitap hakkında yazarla yaptığı söyleşi, kitap ipuçları veriyor. Devam >>
Abdurrahman Çatal, Sadık Edep Bacak, Ömür Lütfi Toprak, Mahmut Kemal Ağırman, Oktay Taştan, Atilla Çakan, Siyah, Nazım B. Malik... Bu isimlerin hepsinin gerçek hayatta bir karşılığı var: Abdullah Çatlı, Sedat edip Bucak, Ömer Lütfi Topal, Kemal Ağar, Yeşil, Nesim Malki... Kitapta, isimlerin hepsinin değiştirilerek verilmesi, "Kim kimdir?" arayışı ve düşüncesine itiyor okuyucuyu. Bu durum, konuya yakınlığı olmayanlar için bu büyük bir dezavataj. Devam >>
Tütün, Mürsel Sönmez'in aşkına, coşkusuna gölge düşüremedi ama, onun sözlerini sardı, yüreğinden nehir gibi akan şiirlerini bir küfeye doldurdu: “Tütün Küfesi” dendi adına... “Tütün Küfesi”, Mürsel Sönmez'in yayınlanmış ve yayınlanmayan şiir kitaplarını (Bütün Şiirleri) ihtiva eden bir kitap... İstanbul Yayınları tarafından 2001 yılında İstanbul'da basılmış. Sırasıyla; Tütün Küfesi, Epitaf, Gözaydınlığı, Cüzler diye dört bölüm ve 160 sayfadan oluşmakta... Devam >>
Dünyayı 10 kişi yönetiyor ve bu 10 kişinin 300 kadar alt kadrosu verilen emirleri uyguluyorlar. İlluminati adı verilen bu çetenin hedef başkenti Kudüs olan tek bir dünya devleti kurmak. Bugüne kadar çeşitli komplo teorileri içeren bir çok kitap yayınlandı. İlluminati, bu alanda yayınlanan hiçbir esere benzemiyor. Kitaptaki iddialar o kadar ilginç ki, neye inanıp, neye inanamayacağınızı şaşırıyorsunuz. İlluminati, 1575'te ispanya'da bulunan ve özellikle ruhani kudret sahibi olduklarını iddia eden bir dini parti veya bu partinin üyelerine verilen isim. Devam >>
"Ortada ispat edilmiş bir cinayet yoksa katili nasıl bulursunuz?" Pekçoğumuz, görünen nedenleri olan ve tespit edilen cinayetlerin nasıl çözüldüğünü polisiye romanlarda ya da en azından filmlerde görmüşüzdür. Sherlock Holmes'un cinayet çözümlerinde kullandığı yöntemler vardır. Mösyö Poirot'un da... Bu zeki adamlar, bir cinayeti tespit ederler ve en sonunda da çözerler. Peki ortada tanımlanmış bir cinayet yoksa? Devam >>
Rus yazar Grigory Petrov'un çeşitli aralıklarla çıktığı Finlandiya seyahatlerindeki notlardan oluşan bu kitap, kısa sürede birçok dile çevrilerek dünyanın her tarafına yayıldı. Petrov, kendini milletine ve ülkesine adamış bir avuç aydın ve din adamının, karış karış her köyü gezip, insanları nasıl motive ederek kalkınma hamlesi başlattıklarını akıcı bir dille anlatıyor. Devam >>
Kırklar Dizisi, İbrahim Tenekeci’nin “Güzellik Uykusu” adlı kitabını da yeni baskısıyla bünyesine kazandırmış oldu. Tenekeci şiirini güçlü ve vazgeçilmez kılan çeşitli yönler var. Hayatın içinden şiirler yazması onu birçok şairden ayırıyor. Çağını aynen resmediyor. Ortaya yeni bir "şey" koyması ve bunu apayrı yollarla, 'yakaladığı damar'dan sapmayarak yapması da dikkate değer. Dili akıcı ve sade. Devam >>
Sufizmin İslam'ın mistik geleneği olduğunu ileri süren Julian Baldick, "Mistik İslam" adlı kitabının önsözünde, özellikle, İslam ya da mistisizm hakkında hiçbir şey okumamış insanlara Sufizm'i anlatmanın zor olduğunu belirterek başlıyor. Kitapta, konuyu hem İslam'a hem de diğer dinlerek eşit uzaklıktan bakarak ele alan yazar, İslam'ın sadece bir din değil, bir medeniyet olduğuna dikkat çekiyor. Devam >>
Sosyolog-Yazar Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, başörtülü kadınların 1970'den günümüze değişik evrimini "İmaj ve Takva" adlı kitabında ele aldı. Yazarın Yeni Şafak Gazetesi'ndeki yazılarının ve kendisiyle çeşitli medya araçlarında yapılan söyleşilerin de yer aldığı kitap, Timaş Yayınları'ndan çıktı. Devam >>
Mantıkta, üçüncü halin imkansızlığı diye bir kuraldan bahsedilir (ve birsürü saftirik okumuş-geçinen de buna inanıp iman eder.) Yani bir şey ya doğrudur ya yanlış vb. Ancak, aynada görünen ben miyim? O ben ise, ben neyim? Ben "bir" isem, hem, aynada hem dışında nasıl olabiliyorum? Aynada görünen hem ben'im, hem değil. Aynada görünen fizik aleme ait değil mi? Devam >>
Diğer edebi eserlerden farklı olarak şiir; insanın sözü güzel söylemede varabileceği en üst makamlardan biridir. Bugün kirlenen dünyanın modern pazarları arasında sıkışık bir halde yaşayan bizler; böyle bir kirliliğe elimizi mümkün olduğunca bulaştırmamak için gayret göstermekle yükümlüyüz. Ellerimizi bu kirlilikten korumak için gösterdiğimiz gayretten daha fazlasını ise; 'dil'imizi bu kirlilikten mümkün olduğunca uzak tutmak ve onu korumak için göstermek zorundayız. Devam >>
Neşe Kutlutaş'ı Gerçek Hayat dergisinden, gerçek hayata dair yazdığı denemelerden tanıyanlar, Birun Yayınları'nın çıkardığı, Açık Kitap'ın önemli bir kısmının bu güzel yazılardan oluştuğunu farkedecektir. Kitaptaki otuzsekiz deneme, her ne kadar farklı konuları işliyor gibi görünse de, yazılanları okuduğunuzda hepsinde aynı hassasiyetin izlerini, yansımalarını farkedeceksiniz; zamana hakkıyla şahitlik edebilme çabası... Devam >>
Nurettin Durman'ın kendi değimiyle "yıllardır zihnini meşgul eden iki Antoloji hazırlama' fikrini "Filistin Şiirleri Antolojisi" olarak işe başlaması ve bu işin zorluklarından geçerek ortaya çıkan nefis eserin kitaplıklarımızdaki yeri ayrı olacağı gibi, edebiyat dünyamızda da apayrı bir yere sahip olacaktır hiç kuşkusuz. Devam >>
İstanbul'un kentsel tarihine bir giriş niteliğinde olan “İstanbul Bir Kent Tarihi” adlı eser, Doğan Kuban'ın ifadesiyle, 30 yıllık bir çalışmanın ürünü. Kitap İstanbul'u, “Bizantion”, “Konstantinopolis” ve “İstanbul” olmak üzere üç ana bölümde ele alıyor. Kuban, İstanbul'un bugüne gelene kadar geçirdiği mimari ve yerleşim dönemlerini, arkeolojik ve mimari dönemleriyle birlikte irdeliyor. Devam >>
Dünyada kadınların yaşayabileceğin en ağır tecrübelerden biri olan "göğüs kanseri"nin Türkiye'deki mağdurlarından biri olan, gazeteci, yazar ve televizyoncu Nevval Sevindi, son bir kaç yıl içinde yaşadığı tecrübeleri, "Kanserle Yaşıyorum" adıyla kitaplaştırdı. Yaşadıklarını bir hikaye akıcılığıyla okurken, günlük medyada hemen hergün okuyup geçtiğimiz kanser haberlerinin, bu hastalığı yaşayanlar için ne denli önemli ve can alıcı olduğunun farkına varıyorsunuz. Devam >>
Yakın tarihimize bir gönül ve düşünce adamı olarak damgasını vuran Fethi Gemuhluoğlu'nun 22 Kasım 1975 tarihinde irticalen yaptığı “Dostluk adına” adlı tarihi konuşması, kitaba adını veriyor. Arapgir Postası başta olmak üzere diğer yayınlarda yer alan yazıları, şiirleri ve mektuplarının toplandığı kitap, Gemuhluoğlu'nun yeni nesillere tanıtılması için değerli bir kaynak. Devam >>
“Benim de 'Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şeyler var'. Hayatımın gündüzlerinden ve gecelerinden, yoğun savaşlardan, karamsar düşüncelerin ve sıradan nutukların ardından öğrendiğim birçok 'şey' var.” Zafer Yalçınpınar, Lotus Yayınları'ndan çıkan kitabi “Korkak Düşler”e böyle bir giriş yapıyor. Yazar, kısa öyküler ve kısa şiirlerle bezeli kitabında, hayatın içinden fotoğraflara yer veriyor. Devam >>
Bir üslup üstadı olan Ahmet Turan Alkan'dan Türkçe okumanın zevkini bize her satırında duyurduğu bir kitap. Sadece üslup da değil elbet Alkan, o Türkçenin ifade gücüne dayanarak nice çetrefil ve girift meseleleri izah ederek okuyucusuna entelleküel fetihler yaşatıyor. Devam >>
Eski ramazanların her yıl hatırlandığı, nostalji yapıldığı bir dönemde, eski ramazanların atmosferini günümüze taşıyan eserlere ihtiyaç var. Kitabevi, ramazan ayının eskiden nasıl yaşandığı ve sosyal hayatımızda nasıl bir yer ettiğini genç kuşaklara anlatabilmek, taşıyabilmek için güzel bir eser yayımladı. Özlem Olgun tarafından hazırlanan "Ramazan Kitabı", kapsamlı ve özenli bir çalışmanın ürünü. Devam >>
Son yıllarda sermaye piyasalarının yoğun reklam bombardımanlarıyla gündelik hayatımıza basit bir tüketim malzemesi olarak sokmaya çalıştığı 'şiir', elbette tezgahlarda dolaşan en çok satanlar arasındaki kitaplarda yazılı metinlerden çok daha farklıdır. Bu cılız dalganın kıyıya vurduktan sonra, geri çekilerek yeniden bir hareketlilik yaratması imkan dahilinde olmasa gerek. Devam >>
"Çocuklara Ölüm Yakışmaz" Gökhan Akçiçek'in Kültür Bakanlığı Yayınları arasından çıkan şiir kitabıdır. Bu kitap şairin daha önce yayımlanan "Bulutlar Örtmese Güneşi" (1992) ve "Bülbül Deresi Şiirleri"(1996)den sonra, üçüncü eseridir. Akçiçek'in ilk iki kitabında olduğu gibi, "Çocuklara Ölüm Yakışmaz"da da çocuklara yönelik şiirler yer almaktadır. Bu kitap üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm "Hayat Kaldığı Yerden", ikinci bölüm "Çocuklara Ölüm Yakışmaz", üçüncü bölüm ise "Gökyüzü Şarkıları" başlığını taşımaktadır. Devam >>
Aşk Mektupları / M. Çağatay Uluçay Efendim; Hamid sana kurban olsun. Bu gece gelirseniz bu kulunuzu ihya edersiniz. Billahi sabretmeğe mecalim kalmadı. Hem onun başlangıç gecesidir, kerem senindir. Bu gece kendimi güç zaptettim. Ayağını öpeyim Efendim Allah-u Teala aşkına beni bu gece mahzun eyleme. Sana kul ve kurban olayım efendim. I. Abdülhamid'den Ruhşar'a mektuplar bölümünden Devam >>
Hazan, Kırağı, Divan, Seyir, İ. Edebiyat, Ihlamur, Yabancı ve Tandır dergilerinin yanısıra Dergibi'de yayınladığı şiirleriyle tanıdığınız genç şair Nurullah Ulutaş, ilk şiir kitabı “Adımlarım Eylül Yüklü”yü çıkardı. 1973 Van, Gevaş doğumlu olan şair, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü mezunu. Halen Bursa'da öğretmenlik yapmakta olan şair, bir yandan master tezini hazırlamakla meşgul, bir yandan da Celal Sılay'ın hayatını ele alan yüksek lisans tezini kitaplaştırmak için harıl harıl çalışıyor. Devam >>
Mustafa Kutlu, tiryakilerini coşturacak yeni bir hikâyesini daha kitaplaştırdı: Beyhude Ömrüm. Bu esere "hikâye" demek ne derece doğru? Ben 'roman lezzeti' alarak okudum. Ancak üstad Kutlu'ya da saygı göstermek gerek, o "hikâye" dediğine göre, eserine hikâye muamelesi yapmak gerek. Köy temalı roman, hikaye, şiir, tiyatronun, Türk edebiyatında birkaç istisna dışında ne derece tasannua boğulduğunu cümle âlem söylüyor. Bu eserleri köy muhitlerinde ömürlerini geçirmiş muharrirler vermiş olsa bile, sonuç değişmiyor. Devam >>
Hilal ve Ampul, 1970'lerin başında siyaset meydanına çıkan Milli Görüş hareketinin son döneminin öyküsünü anlatıyor. Bu, birbirinin tekrarı olayların peşpeşe eklendiği dramatik bir dönemin de adıdır... 28 Şubat, Refah Partisi'ni iktidardan düşürmekle kalmadı, aynı zamanda siyaset sahnesinin de dışına çıkardı ama bu yeterli değildi. Nihai amaç, sisteme muhalif İslamcı bir partiye yaşam hakkının tanınmamasıydı. Devam >>
Tıptan felsefeye geniş ilgi ve bilgi coğrafyasıyla asırlardır bir cevaplar kümesinin sahibi olarak anılmakta olan İbni Sina'nın hayatından fotoğrafları, güçlü bir anlatım zenginliğiyle kaleme alan İranlı yazar Nurullah Larudi'nin "Batışı Olmayan Güneş (Şark'ın Dehası İbni Sina)" adlı kitabı, uzun süredir kitaplığının bir kenarında sırasını bekliyordu. İnsan Yayınları'ndan çıkan bu kitabın daha önsözüne bile geçmeden, "İnsan'ın Sözü"nden satırlar okumaya başladığınızda, bu kitabı okumaya niyetlenmekle ne kadar doğru bir karar verdiğinizi anlıyorsunuz. Devam >>
Gerçekleşmesine doğru bir şeyin, acıyla, o şeyin rahat vermeyen varlığıyla kıvranıyor insan. Ben de, böyle bir anda, oturdum, aklıma gelen ilk şeyleri çırpıştırdım. Sonra da, yazdıklarıma birtakım duygusal gerekçeler uydurdum. Beni her zaman en çok şaşırtan şey, yazmakla bir şeyin çözümlenebileceğine değil inanmak, bu işin gerekliliğini bile düşünmezken, oturup ipe sapa gelmez şeyler yazmış olmaktır; üstelik yaşadıklarımızı, duyduklarımızı kâğıda geçirmekten öte, yalnızca yaşayıp duymak türünden sözcüklerin karşılayacağı bir gerekçesi de yokken anlattıklarımızın. Çünkü, yalnızca yazarak değişmiyor hiçbir şey. Devam >>
Berat Demirci denemenin bir dil işi olduğunu kavrayan yazarlardan. Denenin sadece içerik ve uslüp değil dilin içinde ve karşısındaki insan olduğu gerçeğini fark etmiş olması onu yazdığı her metni sırf bir şeye benzetemediği için deneme sanan 'yazarlardan' ayırıyor. "Turna ve Gayda" da bir araya gelen yazılar daha önce başta Dergah olmak üzere çeşitli dergilerde yayınlanmıştı ama yazıların yegane ortak paydası bu değil. Devam >>
Üç yıl önce "Kıyamet Mevsimleri" adlı ilk kitabı yayınlanan Ali Emre'nin ikinci kitabı olan "Milyon Sesli Mızıka"yı, Birey Yayınları okurlarıyla buluşturdu. İbrahim Tenekeci'nin editörlüğünde yayınlanan Kırklar Edebiyat Dizisi'nden çıkan kitap "Ömrün Örselenmiş Kelebeği" ve "Kahır Kılıncı" başlıklı iki bölümden oluşuyor. Devam >>
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|