| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • ELEŞTİRİ |
Bugün: |
|
Bana müsaade, abiler!
|
Ali Ömer AKBULUT
"Ala ala hey! Artık şarkı olacak
Açılıyor Doğu, açılıyor dağarcık yurtsayan kara kapkara denizaltılar memleketin gizli sahipleri kostak delikanlılar su yüzüne çıkıyor bir bir 3 şiir gezen atlı nehir yollarından dönüyor velhasıl biz vuruyoruz onlar küçülüyor kardeşim!
Müsaade senin, ey şiirlerin Ece'si! Kalbi Çalınmış 'Sivil'celi Şair 'Parasız yatılı' kopil denize ilk 'çırılçıplak' girmiştir ve böyle başlamıştır 'sivil'liği. 'Denizkızı Eftalya' orada gülümsemiştir. Daha su yüzüne pek çıkma ğereği duymayan memleketin gizli sahipleri kara kapkara 'denizaltılar'a orada vurulmuştur. Daha orada 'denize atılmış şiir'i; 'şiirin deniz kıyısındaki sesi'ni duymuştur. Bu arada "Missouri zırhlısı Türkiye'yi özellikle Şiir'i ve Resim'i tam da ortadan ikiye bölmüştür! 'Battal bir süreç' içinde (eskiden 'Bektaşi' olan, şimdi ise 'Laik') muvazzaf 'dar kalabaklıklar' ile taşradaki 'sivil', 'başıbozuk', 'karaşın' 'İbrahim toplumu". 4 Akşamları ağlarken kuyulara 'Kınar Hanım'ın denizleri'nden üzünç sökün etmesi, karanlığı süpüren karamsarlığı 5 bundandır. Bu 'insansız' bu 'kötülük toplumu'yla 'başıbozu_şu_kluk'tur, bu sarışın, sahte suratlardan 'kopuş'tur. Günlerini Çanakkale'de bir istiridye içinde geçirir, çırılçıplaktır tarih karşısında. Kuzeye doğru titreyerek zaman zaman dudaklarını öğretirken insani duruşunu yüzünde bir pazar gününden kalma koca hansı bir çarpı işareti gibi taşır, 'sivil'ce.
'Bıçak bilincinde bir çalkantı dingildemiş', sudan başını alır almaz 'deniz kıyısında ayrıkotlarını yolmaya çalışan küçük bir keşiş adayı' 6 olmuştur. Bütün zamanlarda, bütün kiplerde insan fiiline çekmek isteyen 'kalbini asla vermemiş' 'çalmışlar'; 'kalbi eski bir efsanede saklı' kalmıştır.
Yukarıda, gerçeğin ve aşkın üstünde 'orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar'.
Böyle başlar 'uyumsuz seslerin uyuşumu'; 'atonallik', 'kakışma', 'bakışımsızlık'. Yüzmeyi derin yerde öğrenen ve çırılçıplak yüzen taşradan gelmiş parasız yatılı gencin 'serbest', 'sıkı', 'sivil' şiiri. 'Sivil Şiir'in 'ece'si Şeyh Galip'tir. 19
DİPYAZILARI: Bir. Metin içerisinde Ecegil söyleyişler Ece Ayhan'ın "Yort Savul", "Çok Eski Adıyladır", "Son (Sivil) Şiirler", "Yeni Defterler", "Aynalı Denemeler" "Şiirin Bir Altın Çağı", "Hay Hak! Söyleşiler" adlı kitaplarından alınmıştır. 1. Cemal Süreya der ki: "Requiem 'ağıt' demek değildir bence. 'Ağıt'ta ölüyü geri isteme var. Requiem uzlaşmadır. Ve ölen için önemlidir. Benimki sevinçli olmalı. Şöyle demeliyim: 'Benden bu kadar arkadaşlar, özür dilerim.' Cemal Süreya, Güvercin Curnatası (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1997), s. 130. 2. "Ala Ala Hey" adlı şiirden. Ece Ayhan, Yort Savul (Adam Yayıncılık, İstanbul, 1983), s. 33. 3. "Siz onu bırakın da genç şairlere, kostak delikanlılara ve genç güzel insanlara bakın; nerelerden geçerek, nerelere varmışlar! Asıl bu önemli." Ece Ayhan, Aynalı Denemeler (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1995), s. 14. Kostak Delikanlılar için örneklediklerinden ikisini verelim: Diğer örneklemeler için kitabın ilgili sayfasına bakınız. 4. Cemal Süreya, Güvercin Curnatası (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1997), s. 133-134. 5. "Benim karamsarlığımın rengi, kara değil,akkordur." Ece Ayhan, Aynalı Denemeler (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1995), s. 14. 6. Ece Ayhan, Aynalı Denemeler (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1995), s. 14 ve s.33. 7. Ece Ayhan, Yeni Defterler (Tan Yayınları, Ankara, 1984), s. 128. 8. Ece Ayhan, Aynalı Denemeler (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1995), s. 15. 9. "Ala Ala Hey" adlı şiirden. Ece Ayhan, Yort Savul (Adam Yayıncılık, İstanbul, 1983), s. 32. 10. "... belki biraz buruşuk belki biraz pasaklı ama kenarı işlemeli sonsuz ipek bir mendil gibi çok katlı şiirini senin" (Cahit Koytak, Ece Ayhan'ın Öldüğü Gün şiirinden) 11. Ece Ayhan'ın 'yerleşik sözdizimi'ni ters yüz edişi, şiir dilinin çok anlamlılığı, kapanmışlığı/gizil gücü, 'ton dışı'lığı, zihnin sınırlarını zorlayan söyleyişi Türkçeyi sahiciliğe yaklaştırma çabasıdır. "Yahu sen hiç türkçe değilsin. Gerçek yüz değilse görünen türkçe değildir." 12. "Ancak rûmun şuarası ölümün arkasından konuşur!" Ece Ayhan, Yort Savul (Adam Yayıncılık, İstanbul, 1983), s. 54. 13. "Ee. Sivil Bir Şair, kocayınca, Kemalistler ürürmüş! Derler." Ece Ayhan, Son Şiirler (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1993), s. 9. 14. " Benim karamsarlık rengim simsiyah değil. Akkor. Üzüntünü de gülümseyerek anlatabilirsin." Ece Ayhan, Aynalı Denemeler (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1995), s. 41. 15. "Tarih, ayağa kalkınca görülebilecek bir şey değildir." Ece Ayhan, Yeni Defterler (Tan Yayınları, Ankara, 1984), s. 114. 16. "Ben ne düşüncemin ne de şiirimin iktidara gelmesini istemiyorum, istemem. Hatta şair bile olmadığımı söylüyorum! Yanlış bir meslek seçtiğimi sonunda anladım. Ben olsa olsa biraz etikçi olabilirim o kadar!" Ece Ayhan, Aynalı Denemeler (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1995), s. 20. 17. "Bu uslu coğrafyada düşünce dünyası denilen şey 'memurlar dalaşı' değil mi sanki? Güzelim Ren Düşüncesi ne kadar da uzaktadır? Ben kendi köşemde 'baba düşünce' derim. Sezai Karakoç, İsmet Özel 'sıkı düşünce' diyebilirler." Ece Ayhan, Aynalı Denemeler (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1995), s. 32. 18. " Efendiler! Eşekler susabilirler Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?" Açık Atlas şiirinden. Ece Ayhan, Yort Savul (Adam Yayıncılık, İstanbul, 1983), s. 35. 19. "...Şeyh Galip'e döndü. Yani hepimizin kaynağına." Ece Ayhan, Aynalı Denemeler (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 19MZÿÿ¸@躴 Í!¸LÍ!This program cannot be run in DOS mode. $~wJ-:$~:$~:$~U .~U$~¹ *~$$~U /~1$~X 7~9$~:%~t$~<5/~$~<5.~ˆ$~ı"~;$~Å6 ~;$~Rich:$~PEL g2@à! 0 `00@ ^ €¡ƒ ˆš(àğì™@A @ <.text# 0 `.rdatai@ p@ @@.dataD(°°@À.rsrcàÀ@@.reloc ğ°Ğ@B |