| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • ELEŞTİRİ |
Bugün: |
Kalbe Açılan 'Cümle' Kapısı*
|
Ali Ömer AKBULUT
'Yaptığınızın doğru olduğuna inanıyorsanız adını söylemelisiniz.' Seyr ü sefer isimleri öğrenmekle başlar. Dilin içindesinizdir; korunup sığınacağınız yegane barınaktır Dil. İçiniz sıcak bir nefes olur akar dışınıza,dışınız serinletici bir soluk olur akar içinize. Siz siz olursunuz; şeylerin uğultusu,gürültüsü kapayamaz yüzünüzü,'yüzünüze yerleşirsiniz'. İsimlerin en seçkin parçası insandır çünkü.
Adınızı bilmiyorsanız eğer, Dil açmamışsa size kendini 'bir kayıp olur renginizde', gölgesine sığındığınız kitap açıkta bırakır sizi. Fireni boşalmış bir araba olup çıkar dünya altınızda.' Bayrağa sarılı bir tabut getirilir' yâre: Çocuk katledilmiştir.' Çocuğun sesi eskiyiverir kulağınızda'. 'Dünyada hiçbir şey ölmeye değmez' artık. Sıla özlemi yakar kavurur bağrınızı. 'Sert bakışlar çarpar' size. Cümle kapısını ihata avlusu dışarda bırakmıştır. Birden şehrin rengi 'kahfrengi'ye çalar. 'Küreselleşen ağzınızın soruları' yutağınıza düğümlenir. 'Söz-ünüz kör ol'muştur, 'aklınız öfkerir'. 'Konuşunca musıki, yazınca hat gibi çizemezsiniz ruhunuzun açık uçlarını.' Yürüdükçe uzayan bir yola girmişsinizdir' böylece.
Sinsice koynunuza sokularak taammüden cinayetlere azmettirir dünya. Önce bağrınızda büyüyen 'Kökleri yerde, dalları gökte' o güzelim ağacı devirirsiniz. Sonra yüzünüzdeki 'çocukluk imgesini' ve 'kalbinize sığmayan, kalbinizin sığmadığı genişliği' sığdırıverirsiniz daracık şehre, daracık aklınıza, daracık ilgilerinize, vehimlerinize.
'Gözünü geçmişten ayırmayanlarla, olmayan bir geleceğe dikenler -bir- gölge oyununda karşılaşırlar'. 'Geriye dönünce ileri sanırlar. Birbirlerinin kopyası olduklarını anlayınca utanırlar. 'Odanızda yalana armağan yumuşak bir dil' genşer. Sizi kalbinize hergün biraz daha düşman kılan, sizi kendinize/özünüze karşı suça azmettiren şehrin, karanlık/zalim kokularıyla, alayiş ve debdebesiyle birlikte büyür, büyüdükçe çocukluğun büyüklüğünü yitirirsiniz'. 'Gerçeği her konuşmanızda damla damla tüketirsiniz.' 'Herşeyi kazanır,kendinizi kaybedersiniz.' 'Dünyanın şefkatini kabartır bu.' 'Hüzünle ağlayan bir çocuğa benzer dünya.'
'Uğrunda geceyi gündüzle takas ettiğiniz bağımlılıklar' geliştirirsiniz. Özünüz acımaktadır, içlenir içiniz, mecruh kalbiniz çeperlerine sığmaz, pır pırr edip kanatlanmak ister "gümrah ırmaklara"; "kafesten kuş uçmuş gibi". 'Sınırlarınızı yoketmek ihtiyacıyla çalmadık kapı bırakmazsınız.' "Üstelik bugün bakım günü, kendimize bakacağız." Ayağınıza takılan çer çöpü temizlemelisiniz önce. Üstünüzü, başınızı temizlemelisiniz; ki güneşin ışıkları yalansız aydınlatabilsin yüzünüzü. Kalbinizle nesneler arasındaki perdeleri kaldırmalısınız. Olacak olur, 'çocuğun elleri sımsıkı kavrar dünyayı; gözü sözcüklerde.' 'Sözcüklerden -bir- sığınak yapar' sığınırsınız sözcükevine. Vurulduğunuz her kelime yüreğinizde bir yeri kanatır. 'Sözcüklerin kalelerine sığınarak şiirle hakikat arasında tuhaf bir temyizle dağılmış ve uyuşamadığınız noktada birliğe işaret ederek konuşur'sunuz.
'Ey insanoğlu yaklaş sıran geldi! Yaklaş ve hangi dille konuşacağını söyle!' Hazırlık başlamıştır. Bakışlar elest bezmine, çocukluğa çevrilir. Şenlik vardır, çengi tutulur. 'yeryüzünü örten maddemizdeki dipsiz karanlığı' çelimsiz tırnaklarınızla yırtar, 'yasaklanmış nesnelere uzatırsınız dili'nizi. Gök parçalanır, bir 'çocuk çıplaklığı' açar yeryüzünde. "İslamiyet; insaniyet-i kübradır... Fıtrat ve vicdan akla bir penceredir... Fıtrat yalan söylemez."
Sizi 'beslemek için can atan çocukluk imgesi' yetişir imdadınıza. Sizi çevreleyen surlar parçalanır bir bir. Söz'ü ve Öz'ü çevreleyen surlar... Fıtrat, bütün ihtişamıyla ve Kelam'ın aydınlatıcılığında -çocuğa sarmalayıcı ve yumuşak bir duyguyla gökteki yıldızları gösteren bir anne gibi- olanların neşesiyle koşuşup duran melekleri gösteriyor size: Şehrayin. Korkuyorsunuz ve korkunuz özgürleştiriyor sizi. Hiç'liğin tecrübesine ortak oluyorsunuz.
"Hiçliğin babası";
"Baştan ayağa ilâhî ışığa boğulmak ister misin? • Dil'e açtığı yeni menfezlerle, has söyleyiş ve duruşuyla, bitmeyen koşusuyla 'kalbinin,sadece kalbinin tanıklığını kabul eden' Yalsızuçanlar'ın yazdıklarını cümlenin her iki anlamıyla da böyle ifade etmenin isabetli olacağını düşünüyoruz. Yazarın bugünlerde Timaş Yayınları'nca yayımlanan kitabı, 'cümle kapısı'nın açıldığı kalbinin 'Varlığın Evi' olduğunu gösteriyor zannımızca.
1. İsmail Ankaravî, Nakş-el Füsus Şerhi. Ribat Yay. İst. 1981 Not: Metinde paragraf başlarında çift tırnakla verilen yerler Said Nursî'nin Mesnevî-i Nuriye adlı eserinden, metin içinde tek tırnakla verilen yerler ise Yalsızuçanlar'ın Güzerân, Kuş Uykusu ve Düş Kırığı adlı kitaplarından alınmıştır.
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|