|
Su üstüne yazmıyoruz
Zaman zaman düşünmüyor değilim: "Keşke sanal bir dergi yerine 16 ya da 24 sayfa
(fotokopi de olabilir) bir dergi yayınlıyor olsaydım" diye. Benim böyle
düşünmeme yol açan nedir, merak ettiniz değil mi? Okumaya devam ederseniz,
merakınızı gidermeye çalışacağım.
İnternet bir sanal dünya. İşte bu sanal ve de büyülü dünyada yayıncılık yapmak,
popülariteye prim vermeden "edebiyat"ı merkeze almak, zorlukları baştan
kabul etmeyi gerektiriyor. Çıktı alınmadığı sürece elle tutulmayan, (çok şükür
ki) gözle görülebilen bir yanı var internet yayıncılığının.
Biz de varız diyebilmek
Başta belirttiğim gibi, 16 veya 24 sayfalık fotokopi bir dergi yayınlıyor olsam,
çantamda sürekli bulundurur ve eşe dosta dağıtabilir, yeni tanıştığım kimselere
verebilirdim. Gazetelerin kültür sanat sayfalarına, edebiyatın köşe başlarını
tutmuş "paşa"lara gönderip, "Biz de varız!.." diyebilirdim.
(Gazetelerden bahsetmişken, Dergibi'nin bu konuda çok şanslı olduğunu ve gazetelerde
kendine yer bulduğunu belirtmeliyim.)
İnternetin "i"sinden habersiz edebiyatçılar
Biraz önce sözünü ettiğim "köşe başı" edebiyatçılarından bir çoğu
ne yazık ki, internetin "i"sinden habersiz. İnternet dergiciliğini,
neredeyse, su üstüne yazı yazmakla eşdeğer görüyorlar. Bir dönem bunlara,
"Biz de varız" demek için Dergibi'nin çıktılarını posta ile göndermeyi
bile düşünmüştük. Aslında posta güvercini daha uygun olurdu ya neyse.
Özetle söylemek istediğim; edebiyat dünyasında internet yayıncılığının hala
farkına varılmamış ve gözardı ediliyor olduğudur. Burada konumuz matbu olarak
yayınlanıp da, aynı içeriği internete "kopyala/yapıştır" yapan yayınlan
değil. Konumuz, sadece elektronik ortamda var olan yayınlar.
Yazarlar Birliği Yıllığı'nda elektronik yayınlar neden yer almıyor?
Türkiye Yazarlar Birliği'nin her yıl yayınladığı yıllıkta, irili ufaklı bir çok
edebiyat dergisi yerini alıyor. Ancak, burada da elektronik yayınlar yer almıyor. Acaba
Yazarlar Birliği "Elektronik Yayınlar" diye bir katogori açamaz mı? Bunun
için geç kalındığını düşünüyorum. Türkiye Yazarlar Birliği Yıllığı'nda
yerimizi alabilmek için Dergibi'nin her sayısının çıktılarını alıp, göndermek
mi gerekiyor acaba?!..
25 adet A-4 yeter de artar bile
Yine Dergibi'yi dışarıda tutarak, söylemek istiyorum ki, 25 tane A-4 kağıdını
arkalı önlü fotokopi çektirerek bir kaç şiir ya da öykü ile doldursanız, sonra bu
kağıtları üçe katlayıp, 15 kadarını "köşe başı" edebiyatçılarına,
kalan 10 tanesini de gazetelerin kültür-sanat sayfalarına gönderseniz,
geceli-gündüzlü yoğun çalışmalar sonucu yayınlanan sanal dergilerin aksine gazete
sayfalarında yer bulabilirsiniz. (Gazete derken, tirajı ve adı büyük, sanatı magazin
sananları kasdetmiyorum tabii ki.)
İnternette yayınlanan ürünler denize mi akıyor?
Elektronik yayıncılığın (1 yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum) bir zorluğu
da (edebiyat dergileri bazında söylüyorum) eli kalem tutan bir takım yazar-çizerlerin
dar bakış açısıdır. Ürün talep ettiğimiz eli kalem tutan dostlar, elektronik
ortamda yayınlanacak eserlerinin su üstüne yazılan yazı gibi yerçekiminin etkisiyle
denize akıp gideceğini düşünüyorlar.
Şiir talep ettiğim bir şair dostum, "Falanca dergiye bir şiir verdim, orada
yayınlansın sonra sen kullan" demişti bana. Gerekçesini de kendince şöyle
özetlemişti: "Üç dört ay üzerinde çalıştığım bir şiir, bir dergide
görünmezse olmaz. (matbu dergiyi kasdediyor) Sadece sana verirsem bu şiire haksızlık
olur."
Anlaşılıyorki, internette yayınlanan dergiler, "dergi" olarak kabul
edilmiyor bile. Bu dostlar, "Dergibi" adının mütevazılığından cesaret
alıyor belkide.
İnternette edebiyat mı olur?
Bir başka eli kalem tutan dost da, ürün talebimize, "İnternette edebiyat mı
olur?" diye karşılık vermişti. İnternette edebiyat olabildiğini, olmaması
için de bir gerekçe olmadığını ve bir çok avantajları bulunduğunu göstermek
için çıktığı yolculuğu ısrarla sürdürüyor Dergibi. Bize "İnternette
edebiyat mı olur?" diyenlerin, bir gün bizimle aynı noktaya geleceğinden eminiz.
Bu önlenemez bir süreç çünkü. Onlar geride kaldıklarından, ileriyi pek net
göremiyorlar, sorun bu işte.
Dergibi otobüste de okunabilir
Dergibi'nin ilk sayısındaki önsözde, "Dergibi hiç bir zaman basılı bir dergi
gibi elden ele dolaşamayacak; belediye otobüsünde okuyamayacaksınız örneğin.."
demiştim. Bu satırların yazdığımda tarih Ocak 1999'u gösteriyordu. Ben
yanılmışım. Çünkü artık, elektronik bir yayını (şimdilik ekonomik olmasa bile)
Palm Pilot el bilgisayarınız varsa belediye otobüsünde de internete girerek okumanız
mümkün. Palt Pilot'unuz yoksa, şimdilik aldığınız çıktıları okumakla yetinin.
Bu arada yeri gelmişken, yakın bir gelecekte, internette sörf olayını cep
telefonundan da yapabileceğinizi hatırlatayım. Bilişim dünyası, cep telefonu ve el
bilgisayarlarının (Palm Pilot) tek bir cihazda birleşeceğinin sinyallerini veriyor.
Oyuncakları alıp gitmek
Matbaa Osmanlı'ya ilk geldiğinde, dönemin edebiyatçıları da, şimdikilere benzer bir
tavırla, "Matbaa ile edebiyat mı olur?" demişler midir acaba? Ya da "El
yazması olmayana ben edebiyat demem mi?" demişlerdir. Daha da öte, şu an bize
"İnternette edebiyat mı olur?" diyenler, yarın çalıştığımız gazeteler
tamamen elektronik ortamda yayınlanmaya başladığında, "İnternette gazetecilik
mi olur? Ben oyuncaklarını alıp gidiyorum arkadaş!.." mı diyecekler.
Yazımızın başından bu yana "su üstüne yazı yazmak"tan çokça bahsettik.
Ocak 1999'dan bu yana yayınladığımız tüm ürünlerin Dergibi'nin arşivinde
bulunduğunu (bilinen bir şey olmasına rağmen) konu ile ilgisi olduğu için bir kez
daha yineleyelim.
İleriyi görenlerden olmanız dileğiyle... |
Türkiye Yazarlar
Birliği'nin her yıl yayınladığı yıllıkta, irili ufaklı bir çok edebiyat dergisi
yerini alıyor. Ancak, burada da elektronik yayınlar yer almıyor. Eli kalem tutan dost, ürün talebimize, "İnternette edebiyat
mı olur?" diye karşılık vermişti. İnternette edebiyat olabildiğini göstermek
için çıktığı yolculuğu ısrarla sürdürüyor Dergibi.
|