| BİLAL TIRNAKÇI
Telefonların Tellerini Kurşunlamalı..
Bir zamanlar mektup vardı! İlkokul birinci sınıfa
giden çocuğa mektup yazmayı öğretsem diye düşünüyorum. Sonra içim bir hoş
oluyor ya o çocuksu asiliğiyle kaldırır da başını "o da ne demek" derse
diye korkuyorum ve vazgeçiyorum
Yaşlı adamlar geliyor gözlerimin önüne hani şimdi
sadece roman sahifelerinin arasına kilitli kalan, mektuplar gibi unutulmuş yaşlı
adamlar. Titrek elleriyle yalvarırcasına uzatıp mektubu muhatabına; -oku bakayım
evladım, hasanım ne yazmış; diyen ve her kelimenin okunuşunda, yüreğinden bir tank
geçmiş gibi olan o adamları.
Şimdi telefon var... "Biliyorum telefonlar oldukça;
görmeyecek insanlar birbirlerini; diyen şairin mısraları takılıyor dilime.
Bayramlarda yaşanan telefon trafiği geçiyor sonra gözlerimin önünden... Sonra
telefonun ne kadar güvenilmez, ne kadar soğuk olduğunu yaşayışı insanların. Uzanan
ellerin boşlukta kalışını, ümitle beklenen sevgilinin gelmeyişi gibi ulaşamayışları
sevdiklerine.
Birçok insan "bu bayram gitmeyelim" diyor,
bir telefon eder anamızın, babamızın gönlünü alırız diyerek geçiştiriyorlar o
tatlı telaşı. Ama gel gör ki ne umulan oluyor ne de beklenen geliyor.Rüyasında
annesine koşan çocuğun annesinin hayalinin gözlerinin önünden kayboluşu ile sukutu
hayale uğruyorlar. "Aradığınız yöne doğru hatlarımız doludur" diyen
bayanın o iç titreten sesiyle muhatap oluyorlar. Üşüyorlar, titriyorlar irkiliyorlar,
bariyerlere kafalarını çarpan kazazede gibi çaresiz ve ümitsiz.
Kapanan telefonlar, yıkılan hayaller ve teknolojinin
yıktığı ümitler, "telefonun tellerini kurşunlamalı" bilirim böyle değildi
bu türkü.
bu ürün hakkındaki
düşüncelerinizi bizimle paylaşın!..
 |