'Yürü!' derler önce. Sonra 'Koş!', 'Daha hızlı!', 'Daha
hızlı!'....Sen nefes nefese -onların gönlünü etmek için değil asla- oyunu
sevdiğin için koşmayı sürdürürsün. Hatta koşarken kimi zaman efendileri bile
unutursun ama onlar hızını kesmekte gecikmezler. |
|
Efendilerin
oyununda yitirilmiş düşler
Bir zaman gelir ki gülmez olur yüzün...
Sebepsiz bir hayatı peşin sıra
sürüklerken aradığın 'anlam' belki de bakışlarını kaçırdığın o çocuğun
gözlerindedir. Çoktandır başını kaldırıp bakmayı unuttuğun gökyüzünde ya da
gölgesine sığındığın servinin sıcaklığında... Ama sen tesadüfî mutluluklara
bel bağlayıp, mevsimlik bir bahar çiçeği gibi birilerinin orada olduğunu
farketmesini beklersin. Farketmesini ve hayatın anlamını billur bir kâsede sana
sunmasını...
Önünde uzayıp giden ömür çizgisini bir ucundan tutup isteğin yöne çevirme arzusu
bazen öyle ağır basar ki bütün olmazları toplayıp, isyan edesin gelir... Kadere
değildir bu isyan. Öfken hatalarla çıkmaz yola girişinedir, kendinedir en çok. Bir
de elinde olmaksızın oyunu birarada sürdürmek zorunda kaldıklarına... Hangi taşın,
nereye oynanması gerektiğini bilirsin, oyunun kurallarını da kavramışsındır.
Kimbilir kaç kez keyifle seyretmiş ve bir gün o oyunun içinde olmak için de
kıvranmışsındır. Ama oyun sırası sana geldiğinde çok iyi bildiğini sandığın
kuralların bazılarının kafasına göre değiştirildiğini, keyfe kâfi işler
döndüğünü görürsün. Daha da kötüsü sen o takımın oyuncusu değilsindir ve
görünürde öyle olsa da hiçbir zaman piyon olmaktan öte geçmez fonksiyonun...
Yola çıkarken biriktirdiğin heyecanlar, her adım atışta yüreğini kaplayan o coşku
biter sonra... Törpülenir umutlanır. Çünkü sen yoksundur, efendilerin vardır ancak.
Efendilerin ve onların emirleri... Herşeyi bilen, hem de herşeyin en doğrusunu bilen
efendilerin boynuna geçirdikleri tasmayla sana sadece kendi istedikleri hamleyi
yaptırırlar. Sınırlı sorumlu, ölçülüp, biçilmiş bir alanda harikalar yaratman
beklenir üstelik. Taşıyamayacağın yükleri yükleyip; 'Yürü!' derler önce. Sonra
'Koş!', 'Daha hızlı!', 'Daha hızlı!'....Sen nefes nefese -onların gönlünü etmek
için değil asla- oyunu sevdiğin için koşmayı sürdürürsün. Hatta koşarken kimi
zaman efendileri bile unutursun ama onlar hızını kesmekte gecikmezler. Kimi oyun
bozanlar çelme takmaya kalkar, kimi taktik verir uzaktan...Koşu sürer, sen yorulursun,
tükenirsin, takatin kalmaz... Ve hep geride kalırsın.. Nefret edersin bundan ama hep
geride kalırsın. Kimsenin yüzüne bakamaz olursun.
Bir zaman gelir gülmez olur yüzün.. Heyecanların, umutların küllenir, azad
olacağın günü beklersin, yitik düşlerin ceplerinde...
Gülcan TEZCAN
gulcantezcan@yahoo.com
Ana Sayfa / Müzik / Sinema / Kitap / Tiyatro / Sergi / Fuarlar / MedyaLink
Radyo / TV / Dergibi Arşivi / Arama / Jenerik / Mesajlar / Yarışmalar |
|
Grammy Müzik Ödülleri ile ilgili bilgiyi bu adresten
alabilirsiniz.
|