Ana sayfaya dön!..

Sevgili Melih,

Her güne yüreğimde bin fırtına ile karışmaktan yoruldum hocam. Bin
kahrın yüküyle "Vira Bismillah" diyerekten karışmaktan insanlar arasına
yoruldum. Herşey flu bir anlamsızlık perdesiyle örtülüyor gün be gün zihnimde.
Dipsiz bir karanlığın o hiçliğe sürükleyen etkisinden kurtarabilmek için
çabalıyorum durmadan.

Adı konulmamış acıların girdabında boğulmaktan bizarım. Öfkelerim de,
korkularım da eskilerin deyimiyle 'nev-i şahsına münhasır' olmaktan çıkıp
hızla sıradanlaşıyor. Sessiz kalmaktan değil ama kendi sesimin sahibi
olamamaktan korkuyorum.

Kırılgan bir hüznün zihnimin tüm kıvrımlarında dolaştığını hissediyor ama
buna karşı durmanın reçetesini bir türlü bulamıyorum.

Alıp başımı gitmek, bu anlamsız ve hunhar oyundan çıkmak istiyorum fakat bir
arkadaşın yıllar önce söylediği "Direnmek umuttur" sözleri çınlıyor
kulaklarımda. Kalıyor ve direniyorum. Her fırtınada bir kez daha kırılıyor
ama eğilmiyorum hocam. Eğilmiyorum.

Oturup şiirler yazıyorum, şarkılar söylüyorum ve gecenin öfkesine parıltılı
yakomazlarıyla direniyorum uçsuz bucaksız denizlerin.

Işıklarını denize yaslamış bir kentin çocuklarıydık

ışıklarını denize yaslamış bir kentin çocuklarıydık
gözlerimizde yakamoz artığı düşbozumlarıyla düşerdik rahme
yani geceye
tuzundan tanırdık denizi
bir de elleri yosun kokan balıkçıların
uzayıp geceye yol olan türkülerinden
aya atlar koşardı yüreğimizde
düşler kotarırdık mahrem sözlerden
çay sigara ve sevda nöbetleri tutardık
sabah uykusuz gözlere batardı bilirdik
bilirdik bir martı çığlığıdır anaları ağlatan
susardık

Işıklarını denize yaslamış bir kentin çocuklarıydık.
suskunluğu bakır bir maşrapadan devşiren
ham meyvalarına yutkunur gölgelendiğimiz ağacın
karşı dururduk yürek ağrıtan kargışına aşkın
diz çöker dil alırdık geceden
gecenin küheylanları dolanırdı dört yanımızda
şehrin taş duvarlarına sinerdi aksi şaşkınlığımızın

Işıklarını denize yaslamış bir kentin çocuklarıydık
köklerine acı su yürüyen
bir ardıç ağacıydı
buralarda gece
ağzımızda buruk tadlar bırakırdı
ham meyveleri yasak şarkıların
bin merdiven sarkıtırdık yüreğimize
çoğaltırdık aynalarda kendi coğrafyamızı
haritasız yolculuklara çıkardık rüyalarda
yolcusuz hanlarda uyanırdık ansızın.

Işıklarını denize yaslamış bir kentin çocuklarıydık
mahçup ve mutmain
yürüdü yelkovan
bozuldu büyü
kurulup tahtına serkeş akşamların
yıktık fildişi kulelerini gülbeyazı sevdaların
kirlettik ve kirlendik
perdeleri yırtılmış şehvetin kudurttuğu
şehla bakışlı bükümsüz hazlara
kenetlendik

Işıklarını denize yaslamış bir kentin çocuklarıydık
Son nakaratında düştük şarkıların

Mustafa KELOĞLU
keloglum@hotmail.com

 

 

 

 

Ana Sayfa / Müzik / Sinema / Kitap / Tiyatro / Sergi / Fuarlar / MedyaLink
Radyo / TV / Dergibi Arşivi / Arama / Jenerik / Mesajlar / Yarışmalar

Grammy.com...
Grammy Müzik Ödülleri ile ilgili bilgiyi bu adresten alabilirsiniz.