|
|
|||||||||||||||
MUHARREM KAMİL DORUK Sıcak bir çorba sıcak bir çay Yazı nedir; yazmak nedir; yazın nedir/kışın nedir; edebiyat nedir; sanat nedir.. sorularına verilecek çeşitli benzer ve farklı, sayısız cevap sözkonusudur elbet. Estetik üzerine, moda üzerine, bakmak üzerine, görmek üzerine, ağlamak üzerine, gülmek üzerine, ağlatmak ve güldürmek üzerine, yenilgi üzerine, yengi üzerine, eğlence üzerine, sıkıntı üzerine.. hatta bir ağacın binlerce yaprağından biri üzerine ve küçücük bir sineğin incecik kanadı üzerine uzun uzadıya yazılıp konuşulabilir, incelikli ve sanatlı ifadeler sarfedilebilir. Ya bir bardak çayın sıcaklığının bir cana verdiği mutluluk... Nasıl tasvir edilebilir; nasıl resmedilebilir; nasıl hesaplanabilir; nasıl farkedilebilir; sanat ile estetik ile nasıl karşılaştırılabilir? "Meydan ortaya çıktığında" nasıl bir estetik ile karşılaşacağız, diye düşünürken, Taksim'in göbeği sayılabilecek, meydana bakan bir 'cafe'de yetmişli yaşlara yakın bir nine; başında, sıkıca bağlı, mavili tonların hakim olduğu desenli eşarbı; sırtında, daha ziyade amele gençlerin giydiği cinsten, kollarında dirsek ile omuz arasında ikişer kırmızı parça bulunan lacivert sentetik bir anorak; iki elinin yüzük ve orta parmaklarında bakır ve gümüş, alyans tarzı yüzükler; paçalarının dış tarafı beyaz şeritli siyah eşofman altının altında ayaklarında nerden bulunduğu tahmin edilmesi zor spor ayakkabılar, --yani, maaleesf zorunlu olarak spor giyimli; sakin, sevimli, kırışıklı, dolgun, yuvarlak, kavruk ve de buğday rengi bir yüzde kısık, içerlek, pırıltılı ve güngörmüş gözlerle baktığı garson çocuğa çorba soruyor; sonra ne çorbası olduğunu soruyor; ardından, sıcak mı diye soruyor; kafa sallıyor garson çocuk --dışarsı soğuk; içerde kısık bir tüplü soba ancak kendini ısıtıyor--; sıcak olmasını tenbihleyerek çorba istiyor; yiyor --çünkü, yemeği ancak çorba; ardından yine sıcak olması şartıyla bir çay istiyor --dışarsı soğuk; sıcak çayı içip ısınınca mutlu oluyor; onca sene yaşayıp, onca gün gördükten sonra yalnız kalmış, üstü başı kirli paslı kalmış bu yaşlı, bu emektar can, sıcak bir çorba ve sıcak bir çay ile mutlu oluyor; yani mutlu olmak için çok şey istemiyor.. --hatta, bir kaç gün sonra 'cafe'den, soğuk havada kapı dışarı edilince, bütün kırıklığını içine gömüp, yüzüne yansıtmamağa çalışıyordu... (Peki ama bu öykü hangi kitaptaydı?) Sanat ve estetik kuramları üzerine derlenmiş, yazılmış kitaplarda, soğuk bir günde sıcak bir tas çorbanın ve sıcak bir bardak çayın üzerinde yükselen buharın sanat ve estetik açıdan anlamı yer almalı mı, yoksa, 'elma-armut kelmamut' tekerlemesinin ardındaki ardsızlık mı?.. Can nedir? |
||||||||||||||||