|
AHU
PARLAR
Mevsimi geldi...
Ben ve senin gölgen yürüyoruz Beyoğlu'nun uluorta siyahlığında. Nice aşklar, sarhoşlar;
nice hayatlar geçiyor aramızdan, duymuyoruz. Suskunluklar dolduruyor yine, aramızdaki
boşlukları.
Azıcık yanına sokulup, dudaklarınla son kez sarhoş olmak istiyorum, sen susuyorsun...
Ben ince ince kırılıyorum; cam kırıkları doluyor göğüslerime. Senin gözlerinse
hep benden ötede, ufku arar gibi.
Geçtiğimiz yollarda, "kuş ölümlerinin" arttığı söylentisi dolaşıyor
etrafta. Beyoğlu'nda herkes bize şüpheyle bakıyor. Sen ise en katı halinle adımlıyorsun
yolları, varlığımı mümkün olduğunca azaltarak. İşte, öylece ekledin beni "çemberin
dışında kalması gerekenler" listesine. Olsun be sevgili, bir noktadan sonsuz doğru
geçer!
Bir sokak lambası gafil avlıyor bizi... Saklanacak siyahlık arıyorsun, fakat bilmiyor
musun, Beyoğlu herkesi adil yargılar! Tane tane oluyorsun karşımda. Maskelerin iniyor
bir bir. Kanatlarındaki ve sırtındaki yaralar görünüyor. Düşüyorsun, dizlerin kanıyor.
Ağladı ağlayacak ifadenle oturuyorsun öylece. Üzgünüm, acıyacak yürek bırakmadın
bende sevgili. Artık, ellerim seni sevmiyor.
Kilisede mum yakıyorum; bir yarada benden olsun diyorum. Korkma sevgili, avutacak birini
bulursun, pek tabi...
Sokak lambasının altında, tiryaki kıvraklığıyla bir sigara yakıyorum. Derin bir
nefes alıp, dumanını sana doğru üflüyorum. Oldukça yavaş, anın tadını çıkarmaya
çalışarak, elimi silahıma götürüyorum.
(Doldurulamayacak kadar büyük bir)
Sessizlik.
Mevsimi geldi. Mevsimi geldi seni öldürmenin.
Vuruyorum seni.
İpince kan süzülüyor iki kaşının tam ortasından.
Yazık! Oysa ben yüreğine nişan almıştım.
-yürek yama tutmaz sevgili!-
Aşk olsun... (Asıl olan) Aşk olsun!
.....
Gemiler kalkıyor... Hayret ömrümde ilk
defa beni deniz tutmuyor.
bu ürün hakkındaki
düşüncelerinizi bizimle paylaşın!.. |
|