Sonbahar
Rüzgarın vurgun yemiş inleyişi daha bir
kucaklıyor sakinleşen ateşleri, korkunç ulumalar yükseliyor sine-i yarasından... Bir
yürek atıyor, gecenin yüzüne çiziktirdiği mahzen yüzlü bilinmezliklerle... Ve ağırlaşıyor
her şey gitgide, duraksıyor, duralıyor ve sonra bitiyor... Çiçekler, ince hastalığın pençesinde inleyen ölüm yolcusu umutsuz sevgililer gibi kan kusmakta bu mevsim... Bir eski nihavend şarkı gibi geliyor uzaklardan sahillere göçen incelikli kuşların hüzün yüklü, asil solukları... Öyle bir zamanki şimdi, serin gölgeli çınarların
sevecenliği de kalmadı, bulutlar da bakmaz oldu yüzümüze, küstü bize... Harabelerin velvelesi, yağmurların sararıp
solmasıyla, bahar topraklarındaki narin gelinciklerin çapkın esintilere cilve yapması
misali, salınan köpükleriyle okyanus bile bir başka bakıyor yüzümüze, uzun uzun iç
geçiriyor sanki... Gidelim ki, bu siyah örtüyü almayalım üstümüze,
durmaya yeltenmeyelim, durmaya dair bir ümit olmasın içimizde... Özlem ALBAYRAK
Ana Sayfa / Müzik / Sinema / Kitap / Tiyatro / Sergi / Fuarlar / MedyaLink |
|