O hep okyanusların ürkütücü enginliğine, dağların sonsuz
doruklarına meftun ve hayran olmuştu. Hep başka güneşler, başka topraklar aramış,
uzak ülkelerin sularına karışarak gitmek istemişti başka diyarlara... Bilinmezliğe
hürmet göstermiş, erişilmeze ümit beslemişti..
|
|
Güneşe
doğru...
Soluk alıp vermekte güçlük çekiyor, arada bir derin nefesler alarak rahatlıyordu
yıkık emellerin korkunç gökgürültüsüyle sarsılan yüreciği. İşte yeniden bir
acı kıskacıyla daha sıkıveriyorlardı bütün zerrelerini... Ama olsundu.. Hayatı
boyunca sığ nehirler, alçak tepeler çekmemişti onu zaten. O hep okyanusların
ürkütücü enginliğine, dağların sonsuz doruklarına meftun ve hayran olmuştu. Hep
başka güneşler, başka topraklar aramış, uzak ülkelerin sularına karışarak gitmek
istemişti başka diyarlara... Bilinmezliğe hürmet göstermiş, erişilmeze ümit
beslemişti...
İnsanın ancak yalnızken özgür olabileceğini düşünüyordu artık, bundan dolayı
da kavruluyordu yüreği dayanılmaz acılarla. Öyle bir duyguydu ki saplanıp kalmaktan
korktuğu; gül haleli tomurcuklar bitirir kalplerde ve müthiş fırtınalar estirirdi
ruhların her bir köşesinde. İçi sıkılıyor, yürüyor, yürüyor, yürüyordu...
Gülerek girmek istiyordu bir gülistana, bir deste gül toplamak onları savurmak
istiyordu okyanuslara. Gülleriyle yorgan olup sarmalıydı okyanusu, dağlara alev alev
gelinlikler giydirmeliydi...
Hayatının gülistanı nerelerdeydi acaba, bir gün ulaşabilecek, erebilecek miydi ona
ve manaya?...
İnsanların arasına karışmaktan korktuğu için belki de hep koyu kurşuni renklerde
dolaşırdı küçüklüğünden beri...
Kitapları düşündü, söylenegeldiği gibi en iyi dost onlardı belki de... Çünkü
kelimelerden kurulu soyut anlamlardan başka kimse bilmezdi acı kutsalını ulaşılmaz
bir iradeyle ifade etmeyi...
Buruk bir tadla hatırladı ab-ı hayatını... Sonra ömrünü düşündü, ışığı
karartılmış sabahlar gibi boynu bükük, mahsun, hasisliklere kurban gitmiş
günlerini... O şimdi kirli elli insanların dünyasındaydı, ama farklı hissediyordu
kendini onlardan... Onlar bilemezlerdi bildiklerini, duyamazlardı duyduklarını,
anlatmaya çalışsa anlamazlardı, olmadık bir zamanda yağan karın altında kalan
mahzun çiçeklerini... Hayatının tamamını toz bağlamış raflarda terkedilmiş
değerli kitaplara benzetmesi de bu sebeptendi belki...
Aciz, zavallı bir kulun yalvarışlarıyla baktı gökyüzüne, gözlerinde biriken
hüzün çiğleriyle... Gecenin çığlık renkli karanlığında günışığını
gördü yeniden, daha bir kuvvet kazandı bakışları, yeniden baktı gökyüzüne..
Sonra şükretti Rabb'ine kendine bağışladığı hayatı için, daha bir sağlam
basarak yere, yürümeye devam etti güneşe doğru...
Özlem ALBAYRAK
oalbayrak@yahoo.com
Ana Sayfa / Müzik / Sinema / Kitap / Tiyatro / Sergi / Fuarlar / MedyaLink
Radyo / TV / Dergibi Arşivi / Arama / Jenerik / Mesajlar / Yarışmalar |
|

Grammy Müzik Ödülleri ile ilgili bilgiyi bu adresten
alabilirsiniz.
|