Çoğaltılmış resimleri vardı büyüklerin. Kabuk bağlamış medeniyetleri, düşman kalabalıklar içinde ayak sesleri vardı onların. Hem onlar büyüktü, küçük değillerdi ki.
|
Çoğaltılmış
resimleri vardı büyüklerin Çocuk rüyalarını bir korkunç sünger gibi emecek, tüketecekti büyüklük... Belki de yüzünü asla göğe kaldıramayacak, bir dahaki kar yağışında sabırsız, atılgan bir kurşun gibi fırlayıp gidemeyecekti ak öbeklerin içine... Özlemleri bile susacak, bir daha konuşmayacaktı onunla. Sadece bir uğultu kalacak kulağında, zamanla o da silinecek, duyamaz olacaktı altuni ışık saçan güneşi... Çimenlere uzanarak aşık olamayacak, dalga dalga tufanlarda kavrulacaktı yüreği ve muzdarip bir insan gibi yokolup gidecekti. Son ümidini de bir rüzgâr ansızın elinden kapıp kaçacak, belki de bir daha hep solgun, sessiz, ağır, renksiz kalacaktı. Çünkü saçakların altına sığınarak yürüyordu büyükler. Anlamıyordu ve anlamak da istemiyordu onları... Alışamayacaktı asla onlara, şaşırtmalı illüzyonlara, hesaplara, kitaplara... Penceresinin kenarından sızarak ışık veren sokak lambasının çocuk ruhunu seviyordu o... Büyükler anlamazdı ki sokak lambasının ferahlık veren halet-i ruhiyesini, göremezlerdi bile onu. Dertleri de değildi zaten. Onlar 'ben'in geçici, uçucu suretine hayran ve meftundu. Çoğaltılmış resimleri vardı onların. Kabuk bağlamış medeniyetleri, düşman kalabalıklar içinde ayak sesleri vardı onların. Hem onlar büyüktü, küçük değillerdi ki. Özlem ALBAYRAK
Ana Sayfa / Müzik / Sinema / Kitap / Tiyatro / Sergi / Fuarlar / MedyaLink |
|